Son Yazılar

Son Yazılar

Duygusal beslenme obeziteye neden oluyor

- 9 Ekim 2017 Pazartesi No Comments
Doç. Dr. Halil Coşkun, gerginlik, üzüntü, kırgınlık gibi durumlarda çoğu kişinin bol kalorili yiyeceklere saldırdığını belirterek "Bu tip yemenin adı duygusal beslenmedir ve açlık giderilmeye değil duygular doyurulmaya çalışılır. Aşırı kilo almamak için nasıl yediğimizin farkında olmalıyız. Aksi halde aşırı kiloya ve obeziteye dönüşür" diyor

Genellikle üzgünken, sinirliyken, stres altındayken ilk yapılan iş bir şeyleri tıka basa yemek olur. Uzmanlar buna duygusal beslenme adını veriyor. Obezite cerrahisinde Türkiye'nin en deneyimli isimlerinden biri olan Doç. Dr. Halil Coşkun, pek çok obez hastanın duygusal beslenmenin farkında olmadan yıllar içinde kilo aldığını vurguluyor.

Doç. Dr. Halil Coşkun, duygusal beslenmeyi "Ruh halimiz kötüyken yenenler genellikle abur cuburlar, şekerlemeler oluyor. O ruh halinde yenenlere 'rahatlatıcı yiyecekler' diyebiliriz.

Bu bakımdan yiyecekleri ruh halini iyileştiren bir çeşit ilaç, antidepresan olarak nitelememiz mümkündür. Fakat bu örnekler, daha çok kilo almaya sebep olabilecek alışkanlıklara dönüşebilir" diyerek özetliyor ve bu durumu yaşayan kişilere şu önerilerde bulunuyor:

"Mutluluk ile kıyaslanan yiyeceklerin, yaşam boyu değişecek kalıplarının anahtarı; önce farkında olmaktır. Hayatında yiyeceklerin nasıl kullanıldığı ve senin için duygusal durumla bağlantısını ifade etmek biraz zaman alabilir. Sonra kendi duygusal durumlarını yansıtmak biraz zaman alabilir. Bir duygu günlüğü tutunuz ve her gün nasıl hissettiğinizi yazınız. Yansıması, şimdiki duygularınızla geçmişteki duygularınız ve bunların yiyecekle bağlantısı daha bilinçli olacaktır. Sonra iş başlıyor.

Gıdaya bağlı her duyguyu atınız ve duygu eğilimi yapan diğer şeylerin listesini oluşturunuz. Örneğin yemeye bağlı tek duygu "üzüntü" olabilir. Üzgün olduğunuz zaman teselli için alternatif yollar: Bir arkadaşla konuşmak, ağlamak, duygularınızın günlüğü, müzik dinlemek, bir şarkı ve ya şiir yazmak. Oluşturduğunuz alternatiflerin rahatlatıcı yeme dürtüsünün nasıl azalttığını göreceksiniz. Yazılan bu alternatif listesini düzenli olarak yapmak mümkündür. Listenize gerektiğinde ekleme yapın ya da deneyip işe yaramayanları işaretleyin. Sonuç olarak; rahatlatıcı gıdalar kullanarak bir ömür geçirdiniz. Bunu hızlı bir şekilde değiştirmek olası değildir. Kendinize bu değişikleri yapmak için zaman verin. Yiyeceklerle ilgili değişim mümkün olduğu zaman daha tatmin edici ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilirsiniz."

SAĞLIKLI BESLENMENİN İPUÇLARI

• Öncelik her zaman öncelik proteinlerde olmalı. Günde en az 60 gr protein almalısınız. Protein kaynaklarını bilmeli, tercihlerinizi proteinlerden yana kullanmalı ve yediklerinizin protein miktarını hesaplayabilmelisiniz. Uygun miktarda ve dengeli protein almak, diyetinizde kas kaybı yaşamanızı engelleyecek ve diyet esnasında ihtiyaç duyduğunuz enerjinin büyük kısmını karşılayacaktır.
• Öğün Atlamayınız. Kendinizi uzun süre aç bırakmayınız. Günde en az 3 ana öğün ve en az 1–2 protein ağırlıklı ara öğün yapmalısınız. 4 saatten daha fazla aç kalmamak hem hızlı ve çok yemek yemenizi önlediği gibi hem de metabolizmanızın çalışır olarak kalmasına yardımcı olacaktır.
• Yemek masada yenir. Günümüzde gerek iş saatlerinin yoğunluğu, gerekse bilgisayar yaygın kullanımı nedeniyle televizyon-bilgisayar karşısında beslenmek zaman tasarrufu olarak görülse de yemek saatinde, masada olunuz. En az 30 dakikanızı yemek yemeğe ayırmalısınız. Televizyon karşısında, buzdolabının önünde, ayakta durup konuşarak, başka bir işle ilgilenerek yemeğinizi yememelisiniz. Başka bir işle meşgul olup aynı anda yemek yemek aldığınız porsiyonu fark etmemenize ve kontrolsüzce çok yemenize sebep olabilir.
• Porsiyon Kontrolüne Dikkat. Küçük ama içerik olarak protein/kalsiyum/vitamin ile dolu porsiyon tercih etmelisiniz. Küçük ve renkli tabaklar tercih edebilir, yiyeceklerinizi minik parçalara ayırarak yiyebilirisiniz. Tokluk hissinizi hissettiğiniz anda yemek yemeği sonlandırınız. Tabağınıza tüketmeniz gerekenden fazla gıda almayınız.
• Sıvılar Unutulmamalı! Günde En az 6-8 bardak su tüketmelisiniz. Su dışında hiçbir sıcak ya da soğuk içecek su ihtiyacınız yerine geçmeyecektir. Halk arasında oldukça yanlış bilinen "bitki çayları su ihtiyacını karşılar" inanışına itibar etmeyiniz. Günlük su tüketiminiz sadece sağlıklı beslenmeniz için değil, böbrek fonksiyonlarınız, cildiniz ve sinirleriniz için de hayati ihtiyaçtır.
• Yeni Hayata Başlangıç: Lütfen "sürekli beslenmeme dikkat mi etmeliyim?" düşüncesini aklınızdan çıkarın. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinip, bunları yaşam tarzı haline getirmek uzun ömürlü kontrolünüzün bir parçası ve yeni hayatınızın en büyük adımı olmalı.

Sütyensiz Kıyafetler, Özgür Göğüsler

- No Comments
Estetik girişimler de, tıpkı giysi veya ayakkabı tercihlerimiz gibi modadan fazlasıyla etkileniyor. Bu nedenle de kadınların estetik ihtiyacı ve istekleri de hızla yön değiştiriyor. Birkaç sene öncesine kadar dolgun göğüsler modayken, son zamanlarda küçük göğüslü kadınlara özel tasarlanan kıyafetler göze çarpıyor. 

Son günlerde küçük göğüsler ve derin dekolteli tshirt'lerin kadınlar arasında tartışmaya neden açmasına ilişkin Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Defne Erkara "Modaya uygunluk değil, kişinin kendine uygun kaplardaki göğsü seçmesi en önemli kriter" diyor.

16-27 yaş arası kızlar modadan etkileniyor
Meme kadınlığın sembol organı olarak görülüyor, küçüklüğü ya da büyüklüğüyle ilgili ortaya çıkan sıkıntı ve istekler de kişileri cerrahiye yönlendiriyor. Modanın açıkta bıraktığı ya da daha çok vurguladığı beden parçasının estetiği, daha çok yapılıyor.

Son günlerde kadınlar arasında tartışma konusu olan derin dekolteli ve sütyensiz giyilen kıyafetler küçük göğüs modasına yol açıyor. Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Defne Erkara, türk kadının modaya göre meme küçültme veya büyütme operasyonu yaptırdığını özellikle 16-27 yaş arasındaki kızların bu modaya uyduğunu dile getiriyor. "16-27 yaş aralığındaki genç kızlarımız bu moda akımlarından daha çok etkileniyor. Özellikle son günlerde bize de bu tip meme küçültme istekleri gelmeye başladı. Ancak biz kişinin vücut tipine göre uygun ölçüleri vererek yönlendirme yapıyoruz". Erkara, olgun yaşlardaki kadınların daha kendilerine yakışanı bildiğini ve isteklerinin çok daha net olduğunu da sözlerine ekliyor.

Türk kadını kolay kolay büyük meme sevdasından vazgeçmez
Modanın her içeriğini giymemiz ve kendimize uydurmamız gerekmediğini belirten Op. Dr. Defne Erkara, Türk kadınların kolay kolay alışkanlıklarından vazgeçmeyeceğini söyleyerek "Türk kadınları ne olursa olsun alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmez. Çünkü kadınlar memeyi bir özgüven objesi olarak konumlandırıyor. Bu nedenle de meme büyütme ve silikon ameliyatları her zaman daha çok yaptığımız operasyonların başında geliyor"

Ölçüsüne göre beden seçimi yapmak gerekiyor
Gelen hastalara tamamen vücut tipine göre karar vermeleri gerektiği konusunda öneriler veren Op. Dr. Defne Erkara, örneğin 1.60 boyundaki bir kadına en iyi meme ölçüsünün 80 beden olduğunu, 1.70 boyundaki bir kadının ise 85 beden kaplarının altın oranı verdiğini söylüyor.

Hızla Kilo Veriyor ve Yutmada Sorun Yaşıyorsanız

- No Comments
Başlıca sebepleri arasında sigara ve sağlıksız beslenmenin yer aldığı yemek borusu yani özefagus kanserinin görülme sıklığı her geçen artıyor. Mide ağrısı, yutma güçlüğü, üst karın bölgesinde yanma gibi belirtilerle hızla kilo vermeye neden olan bu hastalık, kadınlara oranla erkeklerde 4 kat fazla görülüyor. 

Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, yemek borusu kanseri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Az gelişmiş ülkeler risk altında
Yemek borusu, ağız ve mide arasında yer alan 30-40 cm civarında tüp biçiminde bir organdır. Yemek borusu kanserinin çeşitliliği açısından önemi, yemek borusunun içini kaplayan epitel hücresinin yukarıda ve aşağıda farklı olmasıdır. Bu nedenle yemek borusu kanserinin temelde iki tipi vardır. Üst kısımda yassı hücrelerden kaynaklanan tümörler, alt kısımda ise salgı yapan tümörler etkilidir. Yemek borusu kanserinin görülme sıklığı son yıllarda bazı ülkelerde artış gösterirken, bazı bölgelerde de azalmaya başlamıştır. Uzakdoğu, Çin, Japonya ve Güney Afrika'da görülme sıklığı 100 binde 60 olan hastalık; Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde ise 100 binde 20 oranında görülmektedir. Bu bölgesel farklılıklarda çevresel faktörlerin ve beslenme alışkanlıklarının etkisi büyüktür.

Ses kısıklığı ve öksürük de görülebiliyor
Yemek borusu, göğüs kafesinde derinde yerleştiği için hastalığa erken evrede tanı koyulamamaktadır. Hastalığın belirtileri arasında, kilo kaybı ve yutulan gıdaların yemek borusundan geçerken takılması şeklinde bir yutma güçlüğü yer almaktadır. Başlangıçta daha çok katı gıdalar yutulamazken, zaman içerisinde hasta su bile içemez hale gelmektedir. Hastaların yarısından fazlasında ağrılı yutma görülmektedir. Kusma veya yutulan gıdaların ağza geri gelmesi, üst karın bölgesinde yanma hissi, tükürük salgısının artması, ses kısıklığı ve öksürük diğer belirtiler arasında yer almaktadır. Tanı konulması zor bir hastalık olduğu için, tespit edilemeyen yemek borusu kanserlerinin ileri evrelerinde kanama ortaya çıkabilmektedir.

Yemek borusu kanseri bu kişilerde daha sık görülüyor;
•İleri yaşta
•Erkeklerde
•Fazla kilolu bireylerde
•Sigara içenlerde
•Kronik alkol tüketicilerinde
•Kronik reflü hastalığına bağlı barrett özafagusu gelişenlerde
•Taze meyve ve sebzeleri az tüketen kişilerde
•Yemek borusu hastalıklarından biri olan akalazyada
•Kaza veya intihar amacıyla toksik madde içenlerde
• Çok fazla acı veya sıcak yemek yiyenlerde
• Tütsülenmiş gıda ve et tüketimi fazla olanlarda

Erken evrede en etkili yöntem cerrahi
Yemek borusu kanserinin teşhisi için yemek borusunun ilaçlı film veya endoskopi ile incelenmesi yeterli olmaktadır. Ancak hastalığın yayılımın derecesinin anlaşılmasında veya tedavi sonrası takibi için endoskopik ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, MR ve PET gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Hastalığın tedavisi yapılan doğru evreleme sayesinde belirlenmektedir. Erken evrede tespit edilen hastalığın tedavisinde en etkili yöntem, cerrahidir. Yemek borusu kanseri cerrahisi açık veya kapalı yöntemle yapılabilmektedir.
Sadece karından yapılan veya hastalığın yaygınlığına göre karın ve göğüs boşluğunun beraber açıldığı yöntemler uygulanmaktadır. Hastalığın evresine göre kemoterapi önceden veya sonradan verilebilir. Ameliyat; hastanın bakımı ve rehabilitasyonunun en doğru şekilde sağlanması için, yoğun bakım ünitesi ve cerrahi ekibi bu konuda deneyimli olan merkezlerde yapılmalıdır.

Ben zayıflasam da kollarım şişman kalıyor diyorsanız...

- No Comments

Kadınların en önemli estetik kaygılarının başında sarkan kollar geliyor. İlerleyen yaş, sık kilo alıp verme ve genetik faktörler nedeniyle kollarda oluşan sarkma görüntüsü, estetik uygulamalarla giderilebiliyor. 

Memorial Şişli ve Ataşehir Hastaneleri Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Esra Bilgen, sıkı kollar için yapılan estetik uygulamalar hakkında bilgi verdi.

Spor ve diyet kollarınızı inceltmeye yetmeyebilir
Kolun arka ve iç kısımlarındaki sarkmalar, bu bölgede yağ birikimleri ve deri sarkmasıyla ortaya çıkar. Kol sarkması orta ve ileri yaşta egzersiz azlığına bağlı olabileceği gibi, gençlerde de sık görülmektedir. Genetik özellikler, yaşlanma, yerçekiminin etkisi, güneşe fazla maruz kalma gibi faktörler cilt ve cilt altı dokusundaki gevşemeyi arttırır. Sık kilo alıp vermek de cildin kollarda sarkmalara neden olmaktadır. Dönem dönem gerilip tekrar daralan deri, zamanla elastikiyetini kaybeder ve alınıp verilen kiloların sonucunda sarkmalar daha da çok belirgin hale gelir.
Günlük hayatta kolayca uygulanabilen yürüyüş ve koşu gibi egzersizler genellikle bacak kaslarını çalıştırırken, kollar için ayrı programlar uygulanmalıdır. Ancak sağlıklı beslenme ve spora rağmen kol sarkması şikayetlerinden kurtulmak mümkün değilse, estetik uygulamalar bu sorunu ortadan kaldırabilmektedir.

Kısa sürede iyileşme sağlanıyor ve ameliyat izleri görünmüyor
Sarkmanın derecesine bağlı olarak sadece koltuk altından yapılan bir kesiyle germe işlemi yapılabilir. Koltuk altından dirsek üst iç kısmına uzanan bir kesiyle, fazla ve gevşek derinin mekik şeklinde çıkarılıp cildin tekrar tamir edilmesi yöntemi de tercih edilmektedir. Kol sarkmalarında uygulanan kol germe ameliyatı genellikle genel anestezi altında ve bazen de lokal anestezi ile yapılır. Operasyon ortalama 1-3 saat arası sürer. Hasta ameliyatın ardından taburcu olabilir ya da sarkmanın durumuna göre hastanede yatış yapılabilir. Ameliyat sonrası genellikle hastanın yaşam kalitesini etkileyecek şekilde ağrı görülmez. Bu yöntemle yapılan operasyon sonrasında, kollar her iki yanda kapalı durduğunda yani genel gündelik yaşam pozisyonunda ameliyat izi görünmemektedir.

Ben zayıflasam da kollarım şişman kalıyor diyorsanız…
Kolların vücudun genel yapısına göre kalın olması da kadınlar arasında yaygın olan şikayetler arasındadır. Bu orantısızlığın nedeni yağ fazlalığı ise; bu durumda sıklıkla kullanılan yöntem liposuction adı verilen yağların vakum yardımıyla çekilmesi işlemidir. Son yıllarda endüstriyel gelişmelerin cerrahiye katkıları sonucu liposuction işlemi lazer ya da ultrason yardımı ile gerçekleştirilebilmektedir Ancak bu işlemlerin tümünde temel olan yağların ince kanüllerle vücut dışına alınmasıdır. Özellikle liposuctiondan sonra hastalar ödem azaltıcı kol korseleri kullanmaktadır.

Kol sarkmasının tekrarlamaması için yaşam tarzınızı değiştirin
Operasyon sonrasında istenilen görünüm ve yaşam konforuna ulaşılsa bile şikayetlerin tekrarlanmaması için günlük yaşamda bazı önemli noktalara dikkat edilmelidir. Her geçen gün yaşlanmanın etkilerine karşı koymak ve cildi genç tutmak için bir takım tedbirler alınmalıdır. Dengeli bir beslenme programı uygulamak, yeterli ölçüde fiziksel aktivitelere zaman ayırmak, kaliteli ve düzenli uyumak; alkol, sigara ve stresten uzak durmak, kahve ve kahve tüketimini sınırlandırmak genç ve sağlıklı kalmanızı sağlayacaktır.

Kardeş kıskançlığı ile baş etme yöntemleri

- No Comments
Kardeş kıskançlığı çok doğal ve yaşama dair gelişimsel bir duygudur. Çocuk bu duygusundan dolayı suçlanamaz, yargılanamaz ve cezalandırılamaz. Önemli olan çocuğu kardeşe hazırlamak ve kardeş kıskançlığıyla baş edebilmesi için ona destek olabilmektir. 

Nuh'un Gemisi Çocuk Terapi ve Aile Danışmanlığı Merkezi'nden Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Psikolojik Danışman Rehber Ayşim İncesulu, ailelere sevgi ve sabırla çocuklarının yanında olmalarını öneriyor.

Çocuk, 2 yaştan küçük ya da 7 yaştan büyük ise kardeş kıskançlığı çok fazla ön plana geçmez. 2 yaş, sezgisel olarak kıskançlığı duyumsama için çok erken bir yaştır. 7 yaşından itibaren de çocuk artık soyut kavramları anlamlandırmaya başlamıştır. Mantık yürütmede ve sebep-sonuç ilişkilerini değerlendirmede daha iyidir.

2-6 yaş arası dönemde ise kardeş kıskançlığının yoğun bir şekilde yaşandığını görüyoruz. Bu yaş aralığında daha çok sezgileriyle ve duygularıyla hareket eden çocuğun, eve gelen bir "kardeşi" algılaması ve hissettiği duyguları yorumlaması zordur. Sezgileriyle bu "rakibi" fark eder ve davranışları da bunun dışa vurumu olarak ortaya çıkar.

Peki bu durumda anne ve baba, çocuğuna nasıl davranmalıdır? Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Psikolojik Danışman Rehber Ayşim İncesulu şu önerilerde bulunuyor.

• Çocuğunuzun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişeliyseniz, çocuğunuz da gergin olacaktır. Artık tecrübeli bir anne babasınız. Bunu da yönetebilir, gerekirse danışırsınız. Önce "gülümseyin", abi/abla olan güveninizi ve anlayışınızı fark etsin.
• Bebek için seçilen isimde, hazırlanan odada ve eşyalarda çocuğunuzun fikrini alarak aile bütünlüğünü vurgulayın.
• Kardeşin doğum sonrasında bir süreliğine annenin yatak odasında yatacağını ve sonrasında kendi odasına geçeceğini söyleyin; "Aynen sana yaptığımız gibi" notunu da mutlaka düşün.
• Çocuğunuzun bebeklik fotoğraflarını ortaya çıkarın, bu ilginin bebek iken ona da aynen verildiğini anlatın.

Haksız beklentiler kırgınlığa ve öfkeye sebep
• Aile büyüklerine ve yakın dostlara yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söyleyin. "Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı" gibi cümleler kurmamaları konusunda da uyarın.
• "Sen abla/abisin; o küçük" diyerek anlayışlı olmasını, küçük kardeşiyle her şeyini paylaşmasını beklemeyin ya da ona öncelik vermesini istemeyin; bu çok yanlış bir tutumdur. Büyük olan da çocuktur. Bu beklenti demokratik değildir. Haksız beklentiler sadece kardeşe ya da aile büyüklerine karşı kırgınlığa ve öfkeye sebep olur.
• "Aman kıskanmasın" diyerek aşırı ilgi ve hediyelere boğmayın. "Onu sevmiyoruz, seni daha çok seviyoruz", "Sen bizim ilk göz ağrımızsın" gibi sözlerle abartılı ve yapmacık bir ilgi de göstermeyin.
• Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler okuyun. Çocuk, hikayedeki büyük olan ile özdeşim kurar ve duygularında yalnız olmadığını anlar. Rahatlar, kendini farkında olmasa da suçlamaktan vazgeçebilir.

Sevginizi ona dokunarak gösterin
• Anne ve baba olarak ayrı ayrı büyük olana zaman ayırın, onunla oyunlar oynayın, başbaşa kısa gezintiler yapın.
• Kardeş kıskançlığı duygusuyla savaşmak yerine bu duygunun kabul edilebilir olduğunu belirtin. Çocuğunuza bu duyguyla nasıl baş edebileceğini öğretebilmek adına doğal tepkilerini sabırla gözlemleyin. "Bazen seninle ilgilenemediğim için bana kırılıyor musun?" veya "Kardeşin olunca seni daha az mı sevdiğimi düşünüyorsun?" gibi sorularla yaklaşın, en huysuz ve kavgacı olduğu anda sarılıp kucağınıza alarak sevginizi ona dokunarak gösterin.
• Çocuk bebeğe zarar veriyorsa, aşırı tepki göstermeden çocuğa net ama sert olmayan bir uyarıda bulunun. "Biz birbirimize vurmuyoruz, can acıtmıyoruz", "Neye sıkıldın, sinirlendin, gel konuşalım ama kardeşin çok minik, böyle anlayamaz" diye yaklaşın.

'Kısırlık erkeklerde artış eğiliminde'

- No Comments
Medicana International Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Özgün: "Eskiden kısırlık oranlarında kadın ve erkek payı yaklaşık yarı yarıyaydı, şimdi vakaların 3'te 2'si erkek."

Medicana International Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, son yıllarda erkeklerin kısırlık oranında artış olduğuna işaret ederek, "Eskiden kadın ve erkek oranı yaklaşık yarı yarıyaydı, şimdi vakaların 3'te 2'si erkek, 3'te 1'i kadın oldu" dedi.

Hastane tarafından düzenlenen Bahar Buluşmasında, Tüp Bebek Merkezi ekibi ile bu yolla çocuk sahibi olan aileler buluştu. Tedavi sürecine ilişkin deneyimlerini konuklarla paylaşan aileler, çocuk özlemlerinin sonlanmasında tercih edilen tıp ekibinin yanında sabır ve ısrarın önemli faktörler olduğunu anlattı.

Bebeklerinin ilk kalp atışını duydukları andaki heyecanı dile getiren aileler, umutları taze tutmanın tedavi süreci boyunca pozitif etki yarattığını vurguladı. Bazı aileler ise çocuklarını kucaklamış olmayı "mucize" olarak nitelendirdi.

Kısırlık, 2050'de çiftlerin %70'inin sorunu olabilir

Hastanenin Tüp Bebek Merkezinin Sorumlu Hekimi Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, yaptığı açıklamada, özellikle son 20-30 yıldır sanayi toplumunun getirdiği bir bedelle karşı karşıya olunduğunu ve erkeklerde kısırlık oranının arttığını söyledi. Özgün, şöyle konuştu:
"Dünyada yapılan araştırmalara göre yaklaşık 30 bine yakın toksik madde var. Yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz, giydiğimiz, tükettiğimiz bir çok şeyde bir sürü toksik madde var. Bunlar kısırlık vakalarını erkeklerde çok fazla artırdı. Hatta 2050 yılında çiftlerin yaklaşık yüzde 70'inin kısırlıkla ilgili problemi olacağı söyleniyor. Bu oran artmaya da başladı. Özellikle erkekler bu işte en fazla mağdur olanlar. Onun için mutlaka evlilikten sonra çocuk yapmayı düşünseler de düşünmeseler de mutlaka tüp merkezlerine gelerek spermleriyle, kişinin muayenesiyle basit bir inceleme yaparak bir karar verilmesi gerekiyor. Çünkü hiç ummadığımız bir anda böyle bir problemle karşı karşıya kalabiliriz."

Tüp bebeğin günümüzde çok fazla yaşamın içerisine girdiğini ifade eden Özgün, bu yöntemin çok olağan ve kolay bir hal aldığını belirtti. Özgün, "İnsanların da artık eski tepkileri yok. Çünkü biz aslında zaten doğal bir şey yapıyoruz. Spermle yumurtanın buluşmasına laboratuvar ortamında yardımcı oluyoruz. Onun için bu tip yöntemlere başvurmakta hiç bir tereddüt yaşanmamalı" dedi.

Tedavi sürecinde bunlara dikkat...
Tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin de bilgiler veren Op. Dr. Özgün, "Tedavi süreci, zaman açısından baktığımızda, eskiye göre biraz daha kısaldı. Eskiden 1,5 ay civarında süren tedavi süreci, şimdi 2 hafta içerisinde tamamlanabiliyor. Tedavide zaman içerisinde ortaya çıkan yenilikler tedavi süresinin de kısalmasını sağladı. Çiftlerin sigara, alkol gibi tedaviyi direkt etkileyen şeylerden uzak durmalarında fayda var. Bunun dışında başvuracakların merkezin direktifleriyle bu süreci kısa sürede atlatmaları mümkün" değerlendirmesinde bulundu.

Türkler’i balkondan uzaklaştıran 5 neden

- No Comments
Balkondan önce cumba vardı. Ev mimarisindeki değişim balkonları getirdi. Emlak ve marketing şirketlerinin yaptığı araştırmalarda Türkler'in yüzde 80'i 'balkondan vazgeçmem' dese de balkon kültürü sona eriyor. Yeni yapılarda balkon niyetine yapılmış çıkıntılar var artık. Balkonlu evlerin balkonunda ise kimsecikler görünmüyor.

Peki neden böyle oldu? Mimar Funda Varlık ve İç Mimar Oya Çavdar'a göre, Türkler'i balkondan uzaklaştıran beş ana neden var. Komşuluğun bitmesi, tv, internet ve artan sıcaklar yüzünden eve kapanmamız, mahremiyet, imar yönetmeliklerindeki değişiklikler. Varlık ve Çavdar, kadim balkon kültürümüzü sona erdirmek üzere olan bu beş nedenin detaylarını şöyle açıklıyor:

KOMŞULUK BİTTİ

'Ev alma komşu al', 'Komşu komşunun külüne muhtaç' gibi çok derin anlamları olan deyimlerimiz bile artık anlamını yitiriyor. Şehir hayatının sonucu olarak insani ilişkilerin de azalmasıyla komşuluk ilişkileri yavaş yavaş ölüyor. İnsanlar birbirlerine karşı yabancılaşmakta. Artık aynı apartmanda oturan insanlar bile neredeyse birbirlerini tanımıyor. İnsanlar eskiden müstakil evlerden oluşan sokaklarda sosyal açıdan birbirleriyle daha yakın ve samimi bir yaşam sürerken 100 - 150 kişinin yaşadığı sakin sokaklar, neredeyse bir köy nüfusuna varan konutlarla doldu. Yan dairede, yan balkonda kimin oturduğunu bile bilmiyoruz. Bu yabancılaşma balkon muhabbetini de bitirdi.

SICAKLAR YÜZÜNDEN İÇERİ KAPANDIK

Balkonlar, yıllarca ailelerin soğuk kış ayları dışında evin en çok kullandığı kısmı olma özelliğini taşıdı. Kahvaltıların yapıldığı ve yemeklerin yenildiği, misafirlerin ağırlandığı, hatta geceleri yatakların serilip uyunduğu mekanlar oldu. İklim değişiklikleri nedeniyle yaz aylarının artık uzun ve bunaltıcı geçmesi evlerdeki klima sayısını artırdı. Klimaları açıp içeriye kapandık.

TV, İNTERNET BAĞIMLISI OLDUK

İçeri kapanmamızda televizyon kültürünün ve internete olan bağımlılığımızın da etkisi büyük. Artık balkonlara masalar kurulmuyor, televizyonlar taşınmıyor, günün büyük bölümü içeride geçiyor.

MAHREMİYET BALKONU KAPATTI

Evinin balkonu olsa bile insanları balkondan soğutan en önemli nedenlerden biri de mahremiyet! Binaların yönetmelikte belirtilen minimum mesafelerde tutularak 4-5 metre yakınlıkta yapılması mahremiyeti zedeledi. Bu hassasiyet insanları balkondan uzaklaştırdı. Son yıllarda PVC ve katlanan cam gibi yöntemlerle balkonlarını kapatanların sayısı arttı. Hatta bu işi yapan firmaların sayısında da artış meydana geldi. Görüşü engellemeyen bir sistem olması ve istenildiğinde tamamen katlanarak, balkonun eski haline getirilmesi nedeniyle de insanlar cam balkonları tercih ediyor. Ancak binaların yakın olması nedeniyle mekân masuniyetleri kalmadığı için camın arkasına perde koyma ihtiyacı hissediliyor. Komşu binadan kolayca seyredilen ve konuşmaların duyulduğu bir balkonda kimse oturmak istemiyor.

İMAR YÖNETMELİKLERİ

Son 10 yıldaki imar uygulamaları nedeniyle balkonlar azaldı, küçüldü nerdeyse yok oldu. Birçok imar uygulamasında balkonun dairenin metrekaresinden sayılması balkonları bitirdi.

İmar yönetmeliğinde emsale girmediği için artık Fransız balkonlar tercih ediliyor. Yeni binaların birçoğunda 20 cm derinliği geçmeyen 'süs veya saksı balkonu' diye de ifade edebileceğimiz, tümüyle camlı kapılardan çıkılan ve metal ya da cam korkulukları olan, bir insanın ancak ayakta durabileceği çıkıntılar var artık. İmar yönetmeliğinde bu tip balkonların yapımında derinliğinin 20 cm'yi geçmeyeceği belirtilmesine rağmen, belediyelerce yapılan denetimlerdeki esneklikten dolayı 40-50 cm derinliğe kadar yapılan ve inşaat alanından sayılmadığından müteahhitlerin alan kazanmak için başvurmuş olduğu kolay yöntemlerden birisi hâline geldi. Estetik kaygılardan öte rant nedeniyle bu balkonlar müteahhitlerce tercih ediliyor.

Bu yüzden Fransız balkon modelleri son dönemlerde inşaat sektöründe en çok tercih edilen balkon modelleri içerisinde yer alıyor. Bu tür balkonlar komşularla, mahalleyle iletişim kurmayı zorlaştırıyor. 40 santimlik alana masa atıp yemek yeme, kitap okuma imkanı da yok.

Kışlık Pijama Kumaşı Nasıl Olmalıdır

- No Comments
Kışlık en çok tercih edilen kumaşlar yumuşak ve pamuksu dokuya sahip olan kumaşlardır. Geceleri yatarken sizleri kaşındırmayacak ve rahatsız etmeyecek kumaşlar tercih etmeniz gereklidir. Aynı zamanda tabiki de sıcak tutacak kumaşlara da ihtiyaç vardır. Kışlık pijama kumaşlarından en çok üretilen peluş pijama takımı yumuşaklığı ve kolay kullanımı ile hem sizlere ağırlık vermiyor hem de kumaşı ile sıcak tutmaktadır. En tatlı ve hoş renklerden üretilen bu kışlık pijamalar aynı zamanda kalitesinden de ödün vermemektedir. Kışın en çok hastalığa yakalanan yaş grubu 12-35 arası yaş grubudur. Bu yaş gruplarındaki kan akışımı hızlı olduğu için bazen soğuk zamanlarda yavaşlayabilmektedir. Bu yavaşlama sonucunda da bağışıklık sistemi zayıflamaktadır .


Bağışıklık sisteminizi sağlıklı tutmanız için kışın giyeceğiniz kalın kıyafetlerdeki yumuşaklık ve sıcaklık derecesi her zaman önem taşımaktadır. Kaliteli bayan pijama takımı en çok satan pijama takımları arasında yer almaktadır. Kadınların kaliteli ürün tercih etmesindeki ilk amaç ürünün uzun ömürlü olması içindir. Uzun ömürlü olan kaliteli ürünler bir sonraki ay da tercih edilebilir. Bayan pijama takımlarında en çok satanlar her zaman kalın ve yumuşak tutan pijama takımlarıdır. Çeşitli renk tercihi imkânı ile istediğiniz gibi istediğiniz renk ve modeldeki kaliteli pijama takımını satın alabilirsiniz. Genellikle kışlık takımlarda bel kısmını tutan bölgenin lastikli olması gece yatarken belinizde pijamadan dolayı her hangi bir iz çıkmamasıdır.


Uygun fiyata her modelde bulabileceğiniz pijama takımları sayesinde her kişiye ve kitleye göre Türkiye’nin her yerine satış imkânı sağlayan instapijama.com sayfasını tercih etmelisiniz. Tek alt pijama takımı da satın alarak sadece alt ürün seçebilme imkânınız her zaman vardır. 7/24 açık olan bu site tüm müşterilerine memnuniyetleri için hizmet vermektedir. Son derece sağlıklı ortamlarda üretilen bu bayan kışlık pijamalar satışı yapıldığın da son derece müşteri memnuniyeti olarak geri dönüş yapılmaktadır. Sizler de kaliteli bir yaşam elde etmek istiyorsanız kesinlikle öncelik olarak kullandığınız kıyafetlerinizin kalitesini arttırmanız gereklidir. Bu kaliteler sonucunda artık sizlerde sıcak tutan kışlık pijamalarınızın içerisinde kahvenizi alarak evinizin içinde rahatlıkla hareket edebilirsiniz.

Erkeklerin aldattığını gösteren 12 işaret

- 9 Eylül 2017 Cumartesi No Comments
Eşinizle uzun bir süredir mutlu bir ilişki yaşıyordunuz ama son zamanlarda ilişkinizde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu düşünüyorsunuz.

Belki de hayatta inanmak isteyeceğiniz son şey ama eşinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsunuz. Peki, eşinizi yalan makinesine bağlamadan ya da özel bir dedektif tutmadan onun sizi aldatıp aldatmadığından nasıl emin olabilirsiniz?

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, bir erkeğin karısını aldattığını gösteren bariz işaretler olduğunu söylüyor. Psikolog Başkak, birçok kadının göz ardı ettiği 12 aldatılma işaretini yazdı.

1. Gömleğinin yakasında ve giysilerinde ruj lekeleri, vücudunda cinsel birliktelik esnasında oluştuğunu düşündüğünüz bazı izler, saçında ya da giysilerinde başka bir kadının kokusu… Sabah başka iç çamaşırıyla gidip akşam başka iç çamaşırıyla dönenler. Özellikle de bütün bunlar bir kereden fazla oluyorsa…

2. Dış görünüşüne kafayı takmış durumda mı? Belki daha iyi giyiniyor, belki birdenbire traş sonrası aşırı miktarda kolonya kullanıyor, belki aniden spor salonu aşkı depreşiyor ve ağırlık kaldırmaya başlıyor, aniden kullandığı parfüm değişiyor, kıyafet tarzı başkalaşıyorsa… Hiç adeti olmadığı zamanlarda eve gelip duş almaya başlaması ya da yatağa girmeden önce duş alması da başka bir ipucu. Bunu suçluluk duygusuyla yapıyor olabileceği gibi durum fark edilmesin, diğer kadının kokusu üstünden gitsin diye de yapıyor olabilir. Ayrıca diğer kadına ait herhangi bir izin kalmaması için de arabasını daha sık temizliyor olabilir.

3. Birdenbire eşinizin çalıştığı saatler artıyor, hatta bazen iş gereği seyahat etmek durumunda kalıyor ve bazen birkaç gün bazen de daha uzun süre geceleri sizden ayrı mı geçiriyor? Özellikle bu durum diğer durumlarla beraber meydana geldiğinde, eşinizin geceleri bir başkasıyla geçirdiğinin açık delilleri oluyor bunlar. Ayrıca eşinizin sizin bilginiz dışında günlük masraflarında ciddi bir artış oluyorsa (yeme içme, otel masrafları gibi)…

4. İş yerindeki bir arkadaşına karşı birdenbire ilgisi artıyor, bu bekar bir kadın arkadaşı olabileceği gibi sizin kendi arkadaşlarınızdan biri bile olabilir. Önceden hiç olmadığı şekilde sürekli ondan bahsediyor ve ona hep yardımcı olmak istiyor. Hatta bu kadına çok fazla yardımcı oluyor. Bu durumda siz kendinizi adeta ezilmiş hissediyorsunuz.

5. Yanınızda ama sizinle değil. Her ne kadar fiziki olarak yanınızda olsa da, eşiniz kendi dünyasında yaşıyor ve aslında gerçekten sizinle beraber değilse…

6. Sizi artık gözü görmüyor. Belki kafanızın üzerine şapka niyetine bir çanta geçirseniz dahi eşiniz bunu bile fark etmeyecek durumdaysa… Gerçek manada sizin yanınızda olmak için ciddi çaba harcasa da, sizi gerçekten fark edemiyorsa…

7. Eşiniz sizi kıskanç ya da deli, paranoyak, aşırı kuşkucu vs olmakla suçluyor. Karşı saldırıya geçmek partnerlerine ihanet edenlerin en sık kullandığı silahtır. Sizi kendinizden şüphelenmeye sevk edecek belli bazı taktikleri vardır. Gerçekten genel olarak kıskanç biri değilseniz, o zaman iç sesinize güvenin.

8. Eşiniz size sms mesajlarını ve mail hesaplarını gösteriyor. Aldatma konusunda uzmanlaşmış bir erkek mutlaka diğer kadın ya da kadınlarla görüşmek için sizin hiç görmediğiniz ayrı bir cep telefonu kullanacaktır. Bu durum e-mail hesapları için de geçerli. Sosyal medya mesajlarına gelince de, ahmak değilse ya da özellikle sizin durumu fark etmeniz için uğraşmıyorsa, eşiniz tabi ki sosyal medya hesaplarında sizi aldattığını ele verecek herhangi bir ipucu ya da kanıt paylaşmayacaktır.

9. Birdenbire ortaya çıkan aşırı kibarlık. TV'de ne isterseniz onu seyretmenize izin veriyor, size hediyeler alıyor ve en çok beğendiğiniz restauranta yemeğe götürmek istiyor. Daha once sorun çıkardığı halde, sizi kendinize göre programlar yapmaya teşvik edip, arkadaşlarınızla buluşmalarınızı gezmenizi desteklemeye başlamışsa… Bu durum iki sebepten olabilir. Eşlerini aldatan erkeklerden bazıları diğer ilişkilerinden dolayı genel olarak hayatlarında daha mutlu olmaya başlarlar, bazıları da aldattığı için suçluluk duyar ve bu tür jestlerle bir nevi yaptığını telafi etmek ister.

10. Belki de durum tam tersi ve eşiniz sürekli sizde kusur buluyor veya onu aldattığınızı düşünüyor. Bir ilişki cazibesini kaybettiği zaman, eşlerin birbirine çabuk sinirlenmesi çok kolaydır. Aldatan taraf bazen aldattığıyla kalmaz ve şöyle düşünür; "ben onu fark ettirmeden aldatabiliyorsam, o da belki aynı şekilde beni aldatıyordur."

11. İş arkadaşlarından, arkadaşlardan ve aile üyelerinden gelen uyarılar ve imalar da önemli… Muhtemelen bu insanlar sizin iyiliğinizi istiyor ve sizin bilmediğiniz bir şeyleri biliyorlar.

12. İç sesiniz eşinizin sizi aldattığını adeta haykırıyor. Belki iç sesinizin söylediğini temellendirecek bir delil bulamıyorsunuz ama bu iç sesinizin söylediği şeyin her zaman gerçek olmadığı anlamına gelmez. Yaptığı sadece belki de bin tane küçük ipucundan yola çıkarak size gerçeği söylemek.
Bütün bu maddelerden sadece bir ya da ikisi tek başına bir şey ifade etmeyebilir elbette. Fakat maddelerden en az yarısını gözlemliyorsanız aldatmanın ciddi işaretlerini de elde etmişsiniz demektir.

Çocukla Keyifli Bir Tatile Hazır mısınız?

- No Comments
Yoğun ve uzun bir çalışma dönemi bitti, havalar ısındı, tatil zamanı geldi. Ancak önceki yıllardan farklı olarak bu yıl bebeğiniz de sizinle birlikte gelecekse bazı önlemler almanız şart! 

Bu durumda çoğu anne- baba endişeli olduğunu aslında gerekli önlemler alındığında ve uygun şartlar sağladığında keyifli bir tatil geçirmeniz mümkün olduğunu söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ çocukla keyifli bir tatil geçirmenin püf noktalarını anlattı.

Yaz başı ve sonunu tercih edin
Öncelikle çocuğun yaş grubuna uygun uzaklıktaki uygun tatil yerlerini seçmelisiniz. Ayrıca çok sıcak aylar yerine yaz başı ve sonu seçilirse çocuğunuzun sağlığı açısından daha uygun olur. İlk bir aydaki bebekler için uzak yerlere gitme yerine daha yakın yerlerdeki tatil yerleri seçilmelidir.

Yakında sağlık merkezi ya da eczane olmalı
İki yaş altındaki bebekler ile yapılacak tatil biraz daha zorludur. Evin sakin ve sessiz ortamına alışmış bir bebek için değişik ortamlar, hava koşulları ve yolculuk onu olumsuz etkileyebilir. Daha sakin, gürültüsüz yazlık evler daha uygun olabilir. Yakında mutlaka sağlık merkezi ve eczanenin olması tercih edilmelidir.

Düzeni bozulmamalıdır
Ek gıda başlanmış ise mutfak bulunan devre mülk, apart oteller veya yazlık evler daha uygun olabilir. Kolaylıkla ek gıdalar hazırlanabilir. Bu şekilde alışılmış olan düzen korunabilir. Daha büyük çocuklar için açık büfe olan otellerde istediği yiyecekler daha kolay bulunabilir. Bu grup çocuklar için oyun parkları ve çocuk kulüpleri varsa daha oyalayıcı olacaktır.

Yol çıkış saatini uyku düzenine göre planlayın
İlkokul öncesi çocuklar daha meraklı ve hareketlidirler. Uzun yolculuklarda yönetimleri zor olabilir. Yolculukların daha kısa süreli olması tercih edilebilir. Ufak çocuklarda uçak seyahati yeğlenebilir. Uçak ile seyahat yapılıyorsa uçak kalkış ve iniş sırasında kulakta oluşan basıncı azaltmak için emzirilir, su verilebilir; büyük çocuk ise ciklet çiğneyebilir. Daha büyük çocuklar özel araç veya otobüs ile yolculuk yapılabilir. Trafiğin yoğun olmadığı saatler seçilmelidir. Seyahatin bir kısmının uykuda geçmesi yolculuğu kolaylaştırır. Yola çıkış saatleri uyku saatlerine göre planlanabilir. Özel araçla seyahat ediliyorsa, çocuk ufak ise 2-3 saatte bir mola verilir. Yolculuk için tatil süresine ilave bir gün eklenebilir.

Emniyet kemerini unutmayın
Araba yolculuğunda mutlaka emniyet kemeri bağlı olmalıdır. Yaş grubu küçük ise araba koltuğu kullanılmalıdır. Yolculuk sırasında gelecek olan direkt güneş ışığından korumalıdır.

Yanınıza oyuncuk alın
Yanınıza yolculuk sırasında kullanabileceğiniz yedek giysi, bez, ıslak havlu, mendil, su, mama alıyorsa mamalar, oyalamak için sevdiği oyuncaklar, kirliler için poşetlerin yerleştirildiği valizinizden ayrı küçük bir çanta almanız uygun olur. Aradığınız eşyaları daha kolay bulabilirsiniz.

Yanınıza alacağınız ilaçları planlayın
Eğer uzun süreli bir seyahat planlandı ise öncesinde mutlaka hekim kontrolü yapılmalı, aşıları sorgulanmalıdır. Farklı ülkelere gidilecekse ek aşı gerekebilir. Hekimine danışılmalıdır. Eğer sürekli aldığı ilaçlar varsa yanınıza yeterli miktarda almalısınız. Bunun dışında hekiminizle ateş gibi acil durumlarda yanınızda bulunması gereken ilaçları planlamanız gerekmektedir.

Uyku ve beslenme saatini değiştirmeyin
Yine yolculuk öncesi beslenme programı, uyku saatleri gibi durumlarda değişiklik yapılmamalıdır. Yapılan değişiklikler yeni yerlerle çocuğun davranışını etkileyebilir.

En az 30 faktörlü güneş koruyucu kullanın
Denizde ve havuzda direkt güneş altında uzun süreli kalmamasına dikkat edilmelidir. Mutlaka en az 30 faktörlü güneş kremi sürülmeli, geniş kenarlı şapka giydirilmeli, güneş ışınlarının dik gelmediği sabah 10:00-11:00, akşam 16.00-18:00 arasında çıkartılmalıdır.

Suyun kenarında asla yalnız bırakmayın
Havuz ve deniz kenarında çocuklar yalnız bırakılmamalıdır. Sudan korkan çocuk suya girmek için zorlanmamalıdır. Suya girme süreleri çok uzun olmamalıdır.

Sivrisineğe karşı uzun kollu ince kıyafetler tercih edin
Sivrisinek fazla ise uzun kollu ve uzun paçalı ince kıyafetler giydirilmelidir.