Son Yazılar

Son Yazılar

Bu yiyecekleri yiyin, yağları çıra gibi yakın

- 18 Ocak 2017 Çarşamba No Comments
Yemek.com, kış boyunca pek de oralı olmadığımız yağlarımızdan daha hızlı kurtulmamız için önerilerini sıraladı. 'Düzenli Tüketildiğinde Vücuttaki Yağları Çıra Gibi Yakan 10 Yiyecek' başlığı altında yumurtadan cevize, somondan dolmalık bibere şaşırtıcı isimler yer alıyor. Bilinçli bir diyet ve spor eşliğinde tüketildiği takdirde bu yiyecekler yağlara adeta savaş açıyor.

Yaz sezonu yaklaşırken, kışın kalın kıyafetleri ortadan kalkıp altındaki 'yaşanmışlık' meydana çıkınca çoğumuzu bir panik aldı. Yağlardan kurtulmak, yaza biraz daha hafiflemiş girmek için herkes kendince bir yönteme başvuruyor. Bu süreçte,  Düzenli Tüketildiğinde Vücuttaki Yağları Çıra Gibi Yakan 10 Yiyecek başlığı ile bizlere yardımcı olabilecek besinleri sıraladı. Ancak unutmamak gerek, sağlığımızı koruyarak kilo verebilmek için bir uzmana danışarak diyete girmek ve düzenli spor yapmak gerekiyor.

Lifli gıdalar bel çevresindeki yağlarla savaşıyor
Buğday, yulaf, arpa, muz ve portakal gibi lifli gıdalar, American Journal of Clinical Nutrition isimli derginin araştırmasına göre özellikle simit, yani bel bölgesindeki yağlarla doğrudan savaş içine giriyor.

Yeşil çay kilo kaybına yardımcı
Yeşil çay kilo verdirmiyor ancak düzenli spor ve doktor kontrolündeki diyet ile birlikte tüketildiğinde kilo kaybına yardımcı oluyor.

Yumurta protein içeriği ile yağ yaktırıyor
Protein içeriği sayesinde yumurta, kilo vermeye yardımcı önemli bir yiyecek. Vücut proteini parçalamak için daha çok enerji yakıyor, bu da ister istemez kilo vermeye yardımcı oluyor.

Yoğurt ve peynir tok tutuyor
Peynir ve yoğurt, yumurtadaki gibi tok tutma özelliğine sahip, ek olarak içerdiği kalsiyum da vücudun alması gereken önemli bileşenlerden birisi. Yağsız olanları tercih edildiğinde ve düzenli tüketildiğinde bu ikili de vücut yağlarına etki ediyor.

Yakımı en kolay somon
Somon balığında bulunan omega 3, insan vücudu tarafından depolanması çok güç olan ve yakımı da en kolay olan mucize bir yağdır. Bu yararlı yağlar vücut içindeki kötü yağların yerini alarak onları bertaraf eder.

Cevizin yağı da kilo vermeye yardımcı
İçerdiği yağlar, lif ve protein vücudun insüline olan direncini artırarak kilo vermeye yardımcı oluyor. Çünkü ceviz, en iyi omega 3 yağ asit kaynağından biri.

Elma yağ yakımını kolaylaştırıyor
Elmanın bileşenleri ve lifli yapısı yağ yakımını kolaylaştırıyor. Buna düşük kalorisini de eklediğimizde, yaz kış bulunabilen bu lezzeti tüketmek oldukça faydalı.

Dolmalık biber hastalıklardan da koruyor
Elmanın tüm özelliklerini barındıran dolmalık biberde bir de C vitamini bulunuyor. Kışın olumsuz etkilerinden kurtulurken kilo vermek şahane!

Keten tohumu tok tutuyor
Her gün kahvaltıda yoğurdunuza ya da akşam yemeklerinde salatanıza bir yemek kaşığı keten tohumu eklemek, tok tutarak fazla besin alımını engelliyor.

Keskin sirke yağlara zarar
Sirke vücuttaki yağların harekete geçmesini sağlayarak parçalanmasına yardımcı oluyor. Salata ve çorbalarda sirke kullanmak da ayrı bir leziz oluyor.

Kadınların kalpleri de hasta!

- No Comments

Türkiye'de ve dünyada ölüm nedenlerinin üçte birini kalp hastalıkları oluşturuyor. Göğüs ağrısı, eforla gelen tıkanma hissi ve kol uyuşması gibi belirtiler yaşanmasa bile, kalp ve damar hastalıkları riskinin günümüz koşullarında ne kadar yüksek olduğunun akılda tutulması gerekiyor. 

Yapılan araştırmalar; erkeklerde kalp hastalıklarının daha sık görülmesine rağmen, her beş erkekten birinin kalp hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdiğini gösterirken, bu oran kadınlarda neredeyse 2 kat artıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Nuri Cömert, kalp ve damar sağlığının korunması için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kadınlar menopoz sonrası döneme dikkat etmeli
Ülkemizde yaklaşık 3,5 milyon kalp hastası bulunmaktadır ve her yıl 120 bin yeni kalp hastası bu sayıya eklenmektedir. Avrupa ülkelerinin yaklaşık dört katı fazla olan bu çarpıcı rakamların artmasındaki neden; aşırı stres, hareketsiz yaşam, obezite, kan şekeri, kan basıncı yüksekliği ve yoğun sigara kullanımı olarak gösterilmektedir.

Kalp hastalıkları her yaşta görülebildiği gibi; erkeklerde 45 yaş sonrası ve kadınlarda menopoz döneminin ardından daha sık ortaya çıkmaktadır. 60 yaş üzeri her 100 kişiden 87'si kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Orta yaş erkeklerde kalp damar hastalığı, kadınlara oranla 2- 5 kat daha sık görülmektedir. Menopoz sonrası dönemde bu oranlar, kadın ve erkekte eşitlenir. İleri yaşlarda kalp hastalıkları kadınları daha çok etkiler hale gelmektedir.

Yaşam tarzını değiştirerek kalbinizi koruyun
Düşük ve orta gelirli sosyoekonomik duruma sahip bireylerde kalp hastalıkları daha sık görülmektedir. Kalp hastalığı tanısının geç konması, tedaviye uyumsuzluk ve yoğun sigara kullanımı başlıca nedenler arasında gösterilmektedir. Az gelişmiş ülkelerde kalp hastalıklarından ölüm oranları % 80'lere ulaşmaktadır. Düşük-orta sosyoekonomik düzey artık bir risk faktörü sayılmaya başlanmış ve böylelikle tedavide daha agresif yöntemler izlenilmesi söz konusu olmuştur. Kalp hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir gruptadır. Bir kişinin beslenme ve yaşam tarzını değiştirmesiyle; stres, hareketsiz yaşam, obezite, kolesterol yüksekliği gibi risk faktörleri ortadan kalkmaktadır.

Çocuklar da risk altında!
Yapılan çalışmalar kalp damar hastalığı yatkınlığının çocukluk çağından itibaren başladığını göstermektedir. Çocukluk çağında daha çok anne karnında kalp ve damarların gelişim bozukluğuna bağlı olarak kalp delikleri, kapak veya damarların uygunsuz yerleşimi gibi hastalıklar daha sık görülmektedir. Hiçbir şikayeti olmayan çocuklar için de risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, çocuk kilolu ve hareketsiz bir yaşam sürüyorsa kalp kontrolleri okul döneminde başlamalıdır. Erken tanı ve tedaviyle gerekli önlem alındığında, kalp hastalığı olan çocuklar da sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam edebilir.

Kalp hastalığından korunmak için öneriler
Sigarayı bırakın: Sigara kullanıyorsanız kalp krizi geçirme riskiniz 2 kat artmaktadır
Tuz kullanımı azaltın: Tuz kullanımı yüksek kan basıncı ve dolayısıyla kalp hastalığı sebebidir
Sağlıklı beslenin, kilonuzu takip edin: Dengeli ve düzenli beslenmek, yediklerinizin farkında olmak kilo almanızı engelleyecektir
Hareketinizi arttırın: Haftada 5 gün, 30 dakika düzenli yürümek kalp sağlığınızı korumaktadır.
Kan basıncınızı ve kolesterol seviyenizi kontrol altında tutun
Stresten mümkün olduğunca uzak durun
Aile öykünüzü araştırın: Diğer aile bireylerinde olan kalp hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği riski arttıran faktörler arasındadır
Kalp hastalıklarının hangi belirtilerle ortaya çıktığı hakkında bilgi sahibi olun

Yılda 1 kez kalp kontrollerinizi yaptırın
Kalp damarlarının tıkanıklık seviyesi % 70'in üzerine çıkmadığı zaman belirti vermeyebilir. Hatta %70'in üzerindeki darlıklarda da şikayet hissedilmeyebilir. Kardiyolojik check up programları ile kalp ve damarlarla ilgili şikayete neden olacak durumlar ortaya konmakta ve önlenmesine yönelik tedbirler alınmaktadır. 40 yaş üzeri kadın ve erkekler yılda bir kez kardiyolojik kontrollerden geçmelidir. Kişi; ailesel olarak kalp hastalıkları açısından taşıdığı risk faktörleri, şeker hastalığı, tansiyon ve kolesterol gibi eşlik eden diğer hastalıklara göre check up programlarına alınmalıdır. Kardiyolojik tetkikler, kişiye özel yapılmalıdır. Uzmanlar kardiyolojik check up'da kişisel ayrımları yaptıktan sonra yine kişiye özel egzersiz programları da düzenleyebilir.

Erkekler yatakta ne istemez?

- No Comments
Yatakta her zaman erkeklerin ne istediğine odaklanırsanız sevmediklerini gözden kaçırabilirsiniz. Bir erkek yatakta ne istemez sorusunun cevabını bulduğunuzda mutlu bir cinsel yaşam sizi bekliyor olacak!

Erkeklerin her zaman her koşulda cinselliği düşündüğünü sanırız... Her zaman nazlanan taraf olarak onların ne istediklerini ne istemediklerini çok da ciddiye almayız. Oysa erkekleri de cinsellikten soğutan, partneriyle birlikte olmaktan kaçındıkları durumlar vardır. Erkek olmak demek her zaman cinselliğe hazır olmak demek değildir. Partnerinizi mutlu etmek istiyorsanız neleri sevmediğini öğrenmekle işe başlayabilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, "Kadınlar cinsel ilişkide erkeklerin her zaman istekli ve cinselliğe hazır olacağını düşünüyor. Bu düşünce nedeniyle erkeklerin istedikleri zaman cinsel ilişkiye girebileceklerine inanıyorlar. Oysa erkekler, partneri her istediğinde erekte olamayacağından kaygılanabiliyor ve bu endişe erkeğin cinsel ilişkiden kaçmasına neden olabiliyor" diyor.

İşte erkekleri yataktan kaçıran nedenler!

DUYGUSAL SORUNLAR
Biz kadınlar her zaman duygusal olduğumuzu erkeklerin bizim kadar düşünceli olmadığını söyler dururuz. Bize göre erkekler için evde yaşanan sorunlar, duygusal çıkmazlar yatağa girene kadardır. Yatağa girdiklerinde tüm sorunlar biter. Oysa sanılanın aksine erkekler ilişkide yaşanan duygusal sorunlardan etkileniyor. Bu sorunlar erkeğin de cinselliğe kendini vermesini ve haz almasını zorlaştırıyor. Partnerine karşı olan isteğini ve tutkusunu azaltıyor. Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, "İlişkide duygusal sıkıntılarını partnerine karşı dışa vuramayan erkek, cinsel ilişki sırasında edilgen bir şekilde bunu dışa vuruyor. Adeta kızgınlığını bu şekilde çıkartıyor, partnerine ceza veriyor" diyor.

UTANGAÇ KADINLAR
Özellikle kapalı toplumlarda kadınlar erkeklere oranla daha tecrübesiz olabiliyor. Tecrübeli olduğunda ise erkeğin yanlış anlayacağını düşünerek cinselliği yaşamayı bildiğini saklayabiliyor. Oysa erkekler sadece yatakta uzanan ve her şeyi erkekten bekleyen kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Ne kadar tecrübesiz olursanız olun cinselliğin duygularla yaşandığını unutmamalı ve erkeğinizi mutlu etmek için siz de çaba harcamalısınız. Uzman Klinik Psikolog Demirli, "Kadınların önemli bir bölümü cinsel ilişki sırasında pasif ve hareketsiz kalıyor ya da sevişmeye çok az katılıyor. Erkekler ise partnerlerini etkileyebildiklerini, uyarabildiklerini ve tatmin edebildiklerini görmek istiyor. Eşinin yanıtsızlığı erkeğin uyarılmasını ve isteğini aksatıyor. Cinsellik sırasında aktif rol almayan kadın, erkeğin alacağı doyumu azaltabiliyor. Bu uzamış doyumsuzluklar sonunda erkeğin de cinsel isteğinde azalma olmasına yol açıyor" diyor.

BAŞARISIZLIK KORKUSU
Erkekler çocuk yaştan itibaren cinsellik konusunda baskıyla büyüyor. Çocukken annesinden 'sen erkeksin' cümlesini duyan erkek, büyüdükçe erkekliğini kanıtlamanın yolunun cinsellikten geçtiğini düşünmeye başlıyor. Bu da yatakta en iyi olma, başarısızlığı kabul etmeme olarak kendini gösteriyor. Uzman Klinik Psikolog Demirli, başarısız geçen bir cinsel ilişkiden sonra erkeklerin tekrar ilişkiye girme konusunda endişe yaşayabileceğini belirtiyor. Bazen tesadüfi bir sertleşme zorluğu başarısızlık korkusuna yol açabiliyor. Bir sonraki ilişkide aynı sorunun tekrar etmesi endişesi ise ilişkiden kaçmaya neden olabiliyor. Aynı kişiyle aynı sorunu yaşayabileceğini düşünen erkek, partnerinden soğuyabiliyor.

TEMİZLİK
Erkekler de kadınlar gibi cinsel yaşamda temizliğe önem veriyor. Cinsel ilişki sırasında alınan kötü kokular erkekleri cinsellikten soğutmaya neden olabiliyor. Temizliğe önem veren erkekler, bakımsız kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanmıyor. Erkeğin, kadının yeterli kişisel bakım ve temizliğe sahip olmadığını düşünmesi cinsel ilişkiden kaçmasına neden oluyor. Partnere karşı çekicilik kaybı, kadının fiziksel özelliklerinde yıllar içerisinde gerçekleşen değişimler de eşin eskisi kadar uyarıcı bulunmaması erkeğin cinsel isteksizliğine yol açıyor. Bu nedenle yatağa girmeden önce mutlaka duş almaya dikkat etmek, tüylerden arınmak ve yatak dışında da bakımlı olmak önem taşıyor.

CİNSEL MİTLER
Dışarda uslu yatakta yaramaz kadınları seven erkekleri yataktan soğutan en önemli nedenlerden biri de cinselliği ayıp olarak gören kadınlar oluyor. Çünkü erkekler yatakta sürekli kendisine huzursuzluk veren, onu yapma, bunu yapma diyen bir kadınla birlikte olmayı arzu etmiyor. Birlikte olduğu kadının cinsel mitlerinin olması, ilişki sırasında sürekli olumsuz geri bildirimler vermesi, cinselliğin spontanlığını bozduğu için erkeğin cinsel ilişkiye olan isteğini azaltabiliyor.

İLK TECRÜBE
Kadınların en çok şikayet ettiği konulardan biri de ilk yaşanan cinsel deneyimden sonra erkeğin ilgisinin azalması. Erkekler için ilk birlikte olma anı önem taşıyor. Erkek eğer ilk deneyimden memnun kalmadıysa bir daha cinsel birliktelikten kaçabiliyor. Ayrıca Uzman Klinik Psikolog Nevin Işık Demirli, "Bir partnerle ilk kez ilişkiye giriyor olmak erkekler için de kaygı verici oluyor. Çünkü erkek partnerini memnun etmek istiyor ve cinsel yönden tanımadığı, nelerden haz aldığını bilmediği bir kadını ilişki sırasında nasıl memnun edeceğini tam olarak bilmediği için kaygı duyabiliyor, ereksiyon problemleri yaşayabiliyor" diyor. Böyle bir deneyimden sonra da erkek yatağa girmekten kaçabiliyor.

BABA OLMAK
Erkekler de kadınlar gibi çocuk sahibi olduktan sonra cinsellik konusunda endişeler ve değişimler yaşayabiliyor. Eşinin doğumuna girmek erkek üzerinde travmatik bir etki bırakabiliyor. Erkeklerin bu durumu rahatsız edici bulmaları sebebiyle, kadına olan cinsel uyarılmalarında azalma gözlenebiliyor. Erkeklerin ilişkinin ilerleyen dönemlerinde eşlerini anne gibi görmeye başlamaları nedeniyle cinsel isteklerinde ve uyarılmalarında da azalma gerçekleşebiliyor. Bu özellikle kadının anne olmasından ve bu role girmesinden sonra artış gösteriyor.

BU SEBEPLERE DİKKAT
• İş kaybı, eş kaybı, ekonomik sorunlar cinsel ilişki anında konsantrasyonu bozacağı için erkekler ereksiyon problemi yaşayabiliyor.
• İlişkiye girmeden önce kadın başka şeylerle ilgileniyorsa, mail okumak-oyun oynamak gibi erkeğin cinsel isteği azalabiliyor.
• Duygusal bağlılık ve yakınlığa girmekten kaygı duyan erkekler, ilişkinin ilerlemesinden sonra bu kaygılarla birlikte cinsel ilişkiye girmekten kaçabiliyor.
• Erkeğin kendine olan güveni partnerine verebildiği cinsel hazla artıp azalıyor. Bu sebeple zor orgazm olan kadınlar erkeğin kendine olan güvenini azaltıyor bu da cinsel ilişkiden soğumasına neden oluyor.
• Seyrek de olsa çocuk sahibi olmayı istememek cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaya yol açıyor.
• Erkekler kadınlara göre daha az çekiciliklerini yitirme endişesi duyuyor. Ancak az da olsa bazı erkeklerde yaşlanmayla birlikte performanslarının azalmasıyla yüzleşmemek için cinsel ilişkiden kaçınma ve isteksizlik ortaya çıkabiliyor.
• Depresyon, anksiyete bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıklar erkekte cinsel isteksizliklere yol açıyor.
• Erkekler birbirlerinden ve pornografik malzemelerden gerçek dışı birçok şey öğreniyor. Kendi gerçeği ile doğru zannettiği arasındaki uyumsuzluk yetersizlik duygularına ve performans anksiyetesine yol açarak sertleşmeyi engelleyebiliyor.
• Aldatılma veya partnerin sadakatinden kuşkulanılması, öfke-kızgınlık yanında yetersizlik kaygılarını da harekete geçirerek cinsel isteği azaltıyor. Bazen bu düşünceler gerçek olmadığı halde, erkek yetersizlik duygusu hissedebiliyor.
• Erkekler de dokunulmak, ilgi görmek istiyor. Yatakta kendisine yeteri kadar ilgi göstermeyen, isteklerini yerine getirmeyen kadınlar, erkeklerin o kişiyle cinsellik yaşamasını engelliyor.

NE YAPMALI?
• Her kadın yatakta öpülmek, dokunulmak, kısacası önce sevişmek istiyor. Fakat bu durumun sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli olduğunu unutmamak gerekiyor. Erkeğinizi mutlu etmek için hoşlandığı şeyleri yapmalı, ona dokunmalısınız.
• Yatakta her şeyi partnerinizden beklememelisiniz. Ona nelerden hoşlandığınızı açıkça söyleyerek onu yönlendirmelisiniz. Zevk aldığınızı ona göstermeli ve onun da zevk alması için elinizden geleni yapmalısınız.
• Yatakta utangaç kadın olmaktan vazgeçmelisiniz. Eğer içinizden çığlık atmak geliyorsa kendinizi tutmamalı ve bundan utanmamalısınız. Bazı kadınlar orgazm olmaktan bile utanıyor. Oysa orgazm olmanız erkeğinizi daha çok tahrik edecektir.
• Sevişmeye hazırlanmalısınız. Her erkek seksi iç çamaşırlarından, tahrik edici konuşmalardan hoşlanıyor. Bu nedenle arada sevgilinize süprizler yapmalı, seksi iç çamaşırlarıyla, farklı fantezileri gerçekleştirmelisiniz.
• Sizden yapmak istemediğiniz bir şeyi istediğinde ona aşırı tepkiler vermek yerine neden istemediğinizi anlatmalı ve istediği başka şeyleri yapabileceğinizi ona göstermelisiniz.

Güzelliği aşk mı şekillendiriyor?

- No Comments
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aysun Bölükbaşı Mamak, Sevgililer Günü öncesinde "ilişiler" ve "güzellik" kavramını irdeliyor. "Değişime ne zaman ihtiyaç duyarız?" diye soran Mamak, özellikle kadınların genelde aşk acısının ardından kendi vücuduna bakmaya başladığını söylüyor.

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aysun Bölükbaşı Mamak "kişinin istekleri ve uygun ameliyat veya uygulamaların seçimi; o kişinin sosyal ve özel yaşantısıyla da çok yakından ilgili bir durumdur" diyor. İstatistiklere göre geçen yıl evlenen çift sayısı 600 bin iken, 131 bin de boşanma gerçekleşmiş. Bir önceki yıla göre boşanma oranı ise yüzde 4,5 artmış durumda. Tabi ki her boşanmanın sebebi aldatmak veya aldatılmak değil. Ama aldatılmak veya boşanmak bir insanın hayatını değiştirebilen en önemli durumlardan birini oluşturuyor.

Değişim ihtiyacı da en çok bu zor süreçlerde karşımıza çıkıyor. Aysun Bölükbaşı Mamak, bunun son derece doğal sonuçlardan biri olduğunu söylerken; "aldatılma ile karşılaşmış birinin kendini sorgulaması, bedensel özelliklerini yargılaması ve diğer kadınlarla karşılaştırması kaçınılmaz olur" diyor.

Peki kendimizi hangi zamanlarda sorguluyoruz? 
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aysun Bölükbaşı Mamak'a göre bunu en çok yeni bir işe başlarken, yeni bir ilişkiye hazırlanırken, toplumda başka bir sıfatla tekrar yapılanırken yapıyoruz. Bu sorgulamada kadınlar daha çok neyi fark ediyor? Arkadaşlarının vücutlarına daha iyi baktığını, egzersiz yaptığını, kremlerini ve yüz bakımlarını hiç aksatmadan takip ettiklerini… Bu nedenle yenilenme sürecinin en önemli parçalarından birini de estetik uygulamalar oluşturuyor. Mamak, estetiğin kaliteli bir değişimin en önemli parçası olduğu kadar, yaşının iyisi olmayı sağlaması açısından da en büyük destek olduğunu ekliyor.

Bu anlarda yüzümüzdeki sarkmayı, karnımızda ve memelerimizde olan gevşemeyi belki de daha çok ayırt ediyoruz. Bu değişimin ilk aşamasını en çarpıcı olan bölgenin estetik değişimi oluşturuyor. Kimine göre bu, yıllardır göz ardı ettiği karnındaki gevşeme ve sarkma, kimilerine göre göğüslerindeki deformasyon, kimilerine göre ise yüzündeki çizgi ve çökmeler oluyor.

Estetik, değişim sürecinizi destekler
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aysun Bölükbaşı Mamak, "estetik uygulamalara başlamak ister böyle bir aşamanın sonucunda alınan bir kararla, isterse yaşamınızın bir parçası dahilinde her ne sebeple olursa olsun, önemli olan kendi bedeninizde mutlu olmanız. Estetik işlemler hiç bir zaman bir başkası için yapılmaz; ne bir eş, ne bir sevgili ne de bir arkadaş… Estetik, değişim sürecinizi desteklemek ve size kendinizi daha iyi hissettirmek için vardır. Üzücü bir sürecin ardından değişim anlamında büyük kararlar vermek gerçekten iyi düşünülmesi gereken bir konudur. Bu konuda da size en iyi yol gösterici doktorunuz olacaktır.

Doktorunuza yardımcı olacak en önemli şey ise kendinizi en doğru şekilde ifade etmenizdir. Karşılıklı güven ve iyi bir diyalog, iyi bir sonucun önemli aşamalarından biridir." diye sözlerini tamamlıyor.

İngilizce Konuşun Ve Yds Sınavını Kazanın

- No Comments

İngilizce Konuşmak Ve Yds Sınavı konusarakogren.com ile Kazanın


İngilizce öğrenmek size, kişiliğinize, sosyal, özel ve özelliklede iş hayatınıza çok önemli faydalar sağlayacaktır. İngilizceyi öğrenmek için temel ezberler, teorik bilgiler ve ingilizce olumlu cümleler gibi çalışmaların öncelikli olarak yapılması şarttır. Bu bilgilerin sonunda pratik konuşma uygulamalarına geçilmesi şarttır. Öğrenciye sürekli olarak teorik bilgiler aşılanmamalıdır. Ezber bilgi unutulmaya mahkumdur. Bunu kesinlikle unutmayın. Her zaman için uygulama yapılmalıdır. Deneyerek yapılan pek çok şey akılda daha uzun zaman kalacaktır. İngilizce gibi yabancı dilleri öğrenmek içinde konuşmak temel şarttır. Çok, sürekli ve ısrarla konuşmak gerekir. Özgüven sorunu yaşamadan, utanmadan ve sıkılmadan ingilizce konuşulmalıdır. Online sistemi tercih edenler bu sorunu yaşamacaktır. Yapılan gelişmiş ders uygulamaları ile her zaman ve her ortamda rahat bir şekilde ingilizce konuşabiliyor olacaksınız.

Tüm bu çalışmalara zemin oluşturacak süreç teorik bilgi çalışmaları olacaktır. Temeli sağlam olmayan bina çökecektir. Üzerine kat atamayacak ve verim alamayacaksınız. İngilizce öğrenmek içinde temel çok önemlidir. Sizin için gerekli olan ingilizce olumsuz cümleler gibi bilgilerin ilk başta öğrenilmesi çok faydalı olacaktır. Daha sonra pratik uygulamalar ön plana çıkmalıdır. Konuşmak ve sürekli bunu tekrarlamak ingilizcenin püf noktasıdır. Bu nedenle sizde sadece ders sürelerinde değil, normal ortamlarınızda da ingilizce konuşmaya çalışmalısınız. Teknoloji ve sosyal medyayı bu yönde kullanmalısınız. Hayatımıza giren pek çok sohbet programlarını ingilizceyi öğrenmek amacı ile kullanabilirsiniz. Yabancı arkadaşlar edinerek onlarla sürekli ingilizce konuşabilirsiniz. Türkçe şarkıları daha az dinleyerek ingilizce parçaları tercih edebilirsiniz. Bunun dışında dublajsız ingilizce filmlerle pratik uygulamalarınıza katkıda bulunabilirsiniz. Bu çalışmalar sizin ingilizce öğrenme hızınızı katlayacaktır. Kısa sürede önemli bir mesafe alacak ve kendinizi aşacaksınız. Bu çalışmalar sonunda ingilizce öğrenmiş olacak ve pek çok faydasını göreceksiniz. Bu faydaların en önemlisi iş hayatınızda karşınıza çıkacaktır. Kariyer hedefleriniz için ingilizce büyük önem arz etmektedir. Hangi üniversiteyi bitirmiş olursanız olun. Dil bilgisi çok önemli bir niteliktir. Her öğrencide aranılan bir özelliktir. Bu anlamda iş hayatınızda çok olumlu bir şekilde karşınıza çıkmış olacaktır. Bunun dışında sosyal hayatınızda size ivme kazandıracaktır. Farklı ortamlarınızda size fark katacaktır. Yabancı insanlarla tanışma, kolay bir şekilde kaynaşma ve onları tanıma fırsatı bulacaksınız. Ayrıca, yabancı ülke kaynaklarını, kültürlerini ve değerlerini bu sayede öğrenme fırsatı yakalayacaksınız. Kısacası, hayatınızın her alanında size pozitif katkılar sağlayacaktır. Size her zaman fayda sağlayan bir nitelik kazanmış olacaksınız. İngilizce öğrenmenin yaşı yoktur. İster ilkokul öğrencisi olun, isterseniz de emekliliği yaklaşan sıradan bir vatandaş. Bunun çokda fazla bir önemi yoktur. Hiçbir şey için geç kalmış sayılmazsınız. Hiçbir zaman bu tarz bir düşünceye kapılmayın. Özellikle ingilizce öğrenmek için kendinize bahaneler üretmeyin. Zaman kaybetmeden sizde hemen online ingilizce öğrenme yöntemi ile sürece hızlı bir şekilde başlayın.

Dediğimiz gibi ingilizce her alanda gereklidir. Sadece YDS Sınavları ile sınırlayamayız. Yüksek lisans ve doktora gibi eğitimler için tabiki Yds çok önemli bir sınavdır. Ama her şeyin sonu değildir. İngilizce bilmek farklı alanlarda da size katkı sunacaktır. Bu anlamda sözünü ettiğimiz konuşarak ingilizce öğren yöntemi ile ilgili http://www.konusarakogren.com/blog/ydsye-hazirlikta-dikkat-edilmesi-gerekenler/ sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bu link üzerinden hem genel bilgilere, hem de Ydsye hazırlıkta dikkat edilmesi gereken her şeye ulaşabilirsiniz. Kısaca toparlamak gerekirse, dil bilgisi çok önemlidir. Sadece Türkçe ile yetinmeyin. Türkçe dışında öğrenebileceğiniz her bir dil size çok fazla katkı sağlayacaktır. Özellikle iş hayatınıza ve ekonomik gelirinizi pozitif katkısı olacaktır.

Gerçekten de istediğiniz gibi orgazm oluyor musunuz?

- 24 Aralık 2016 Cumartesi No Comments
Sağlıklı bir cinsel hayatın temelinde, birbirini tatmin eden çiftler var. Kadının orgazm olması ise, erkeklere nazaran daha karmaşık ve bazı aşamaları gerektiriyor. Türk kadını ise orgazm olamadığını ve özellikle doğumlardan sonra cinsel sorunların arttığını söylüyor.

"Mutlu birlikteliklerin temelinde cinsel hayat var ve sağlıklı ilerleyebilmesi için yine cinsel hayatın tatminkar gitmesi gerekiyor ve maalesef Türk kadını orgazm olamadığını saklıyor" diyen Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, bölgenin tüm olası sorunlarını ele alan ve orgazm kalitesini artıran Genital Güzelleştirme tekniğini anlattı:

Genital Güzelleştirme ilk olarak Amerikan Plastik ve Estetik Cerrahi dergisinde bilimsel makale olarak yer aldı ve ayrıca bana uluslararası Altın Bistüri ödülünü de kazandırdı. Genital Güzelleştirme, vajinanın bedendeki diğer hiçbir bölgeden farkı olmaksızın estetik kalmayı hak ettiği fikrinden yola çıkarak, olası sorunları çözümleyen bir uygulamadır. Kadınlar bu alanda beliren sorundan kaçmaya, görmezden gelmeye ve hatta dile dahi getirmeye çekinseler de, vajina bölgesinde beliren estetik ve ya sağlık sorunları, onların özgüvenlerini zedeliyor.

Nasıl orgazm olunur?

Temelde kadınlar 2 şekilde orgazm oluyorlar. Bunlardan birincisi klitoris orgazmı, bir diğeri ise G noktası orgazmı. Klitoris iç dudakların hemen başında, kıvrımın birleştiği noktada bulunur. G noktası ise vajina girişinden 2-3 cm içeride, ön duvardaki alandadır. Klitorisin ve bu G noktasının uyarılması kadın orgazmını gerçekleştirir. Fakat eğer herhangi bir sorun varsa, bu uyarılma gerçekleşmeyebilir. Uyarılmayı engelleyen en büyük sorun, klitorisin mons pubis (üçgen şeklinde kabarık kıllı alan) bölgesindeki fazlalık yağdan dolayı, kapanmış olması. Bir diğeri ise doğumlar sebebiyle genişleyen vajinanın, G noktası uyarımını hissedememesidir.

Türk kadını sorunu saklıyor

Mutlu birlikteliklerin temelinde cinsel hayat var ve sağlıklı ilerleyebilmesi için yine cinsel hayatın tatminkar gitmesi gerekiyor. Fakat hormonal dalgalanmalar, yer çekimi, kontrolsüz vajinal doğumlar, bu bölgede form kayıplarına sebep oluyor. Çiftler zevk alamamaya başlıyorlar, problemin farkında olsalar dahi utangaçlık duygusuyla birlikte özgüven sorunu yaşamaya başlıyorlar. Sonrasında daha az cinsel ilişkiye giren ve belki de bu tatmin duygusunu başkalarında arayan bireyler olmaya başlıyorlar. Kadınlar orgazm olamama sorunu saklıyor. Tüm bunlara ek olarak bir de kadınlarda idrar kaçırma gibi bir problem de eklenince, kadının sosyal yaşantısı tam manasıyla alt üst oluyor. İşte Genital Güzelleştirme tekniğinde, her zaman olduğu gibi konuya bir bütün olarak bakarak, bölgenin olası sorunları çözümlüyoruz.

Vajina bölgesinin olası sorunları nelerdir?

Vajina bölgesi hem sağlık hem de estetik açıdan bazı sorunlar yaşayabilir. Kısaca: Dış ve iç dudaklarda sarkma, mons pubis tümseğinde yağlanma veya çöküklük, pigmentasyon sorunları, iç genital bölgenin deformasyonu, gevşemesi, cinsel hazda azalma, fonksiyon bozuklukları, estetik dışı görüntü ve idrar kaçırma gibi sorunları gözlemleyebiliriz. Aslına bakarsanız tüm bunlar orgazm olamama sorununu tetikleyen unsurlardır. Kadın güzel görünmek ister. Ve bu saydıklarım içerisinde herhangi birisini kafasına takmışsa, kendini güzel hissetmez, hatta psikolojik olarak bile orgazmını geciktirebilir. Ayrıca temelde yatan sorun sebebiyle eşini hissedemiyor yani uyarılamıyor olabilir.

Genital Güzelleştirme neleri değiştirir?

Genital Güzelleştirme tekniği sayesinde hastalarım son derece iyi geçen bir nekahet süresiyle tüm bu sorunlarından kurtulurlar. İllaki saydığım tüm sorunlar olacak diye bir kaide yok. Genital Güzellşetirme içerisinde neler yapılabileceğini anlatıyorum size. Dış ve iç dudaklar forma sokulur, mons pubis tümseği normal boyutlara getirilir, klitoris açığa çıkarılır, pigmentasyonu sorunu çözümlenir, vajina daraltma yapılır, G noktası(Gshot) belirgin hale getirilir, fonksiyon bozuklukları giderilir, vajina bölgesine kaybolan estetiği tekrar kazandırılır ve idrar kaçırma sorunu varsa çözümlenir.

Orgazm kolaylaşır

Tüm bu saydıklarım temelinde kadın ve erkek için sağlıklı ve tatminkar bir cinsel hayatı sağlar. Oraya çıkan G noktası ve klitoris daha çabuk uyarılır, orgazm kolaylaşır ve diğer sorunların ortadan kalkması da kadına muazzam bir özgüven verir. Ayrıca vajina daraltma uygulaması da erkeğin çok daha fazla uyarılmasını sağlar.

İşte 7 soruda Türk kadının yaşlanmayla imtihanı!

- No Comments
Yaşam süresi uzadıkça, yaşlanmayla savaştığımız yöntemler de değişiyor. Allergan'ın yaptığı araştırmaya göre Türk kadını 10 yaş genç görünmek istiyor. Soho House'da düzenlen 'Mor Koltuk' buluşmalarına katılan Dr. Tunç Tiryaki ve Dr Ömür Tekeli'ye göre genç kalabilmenin yolu artık yaşlanmaya erken müdahale etmekten geçiyor: '30'lu yaşlarda yaşlanmaya müdahale edenler, muhtemelen hiçbir zaman 70 yaşında göstermeyecek.'

İşte 7 soruda Türk kadının yaşlanmayla imtihanı!

NEDEN YAŞLANIYORUZ?
Yaşlanma kemikten başlıyor. Gözünün feri gitti derler ya… Aslında yüzümüz hatta bakışlarımızın değişmesi bile kemikle ilgili. Kemiklerdeki volüme kaybı; cildin sarkmasına, gözlerin aşağı doğru kaymasına, yüzün çökmesine, göz kapağının sarkmasına ve dudakların ince görünmesine neden oluyor. Kemiğin en çok eridiği yere dolgu yaparak zamanı yavaşlatıyoruz.

İDEAL GÜZELLİK NEDİR?
Belirgin bir kaş, belirgin bir yanak ve keskin bir çene hattı önemli belirleyiciler. Yüzün özellikle üçgen şeklinde yukarıya bakan bir geometride olması gerekiyor. Yüzün kareleşmeye başlaması yaşlılık göstergesi.

40 YAŞ GEÇ Mİ?
Türkler, genellikle müdahalede geç kalıyor. Kısa sürede mucize bekliyorlar. 30'larda yaşlanma sürecine müdahale etmeye başlamak gerekiyor. 30'lu yaşlarda yaşlanmaya müdahale edenler, muhtemelen hiçbir zaman 70 yaşında göstermeyecek.

DOLGU SEÇERKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Bu 5 soruyu mutlaka sorun: Doğal sonuçları nasıl sağlayacak? Ne kadar ağrı ve şişmeye neden olacak? Günlük hayatıma ne kadar çabuk geri dönebilirim? Etkileri ne kadar uzun sürer? Diğer hastalar bununla ilgili neler söylüyor?

ŞEHİR EFSANELERİ DOĞRU MU?
Dolgular beni yapay ve tuhaf gösterecek: Doğru uygulama doğal bir görünüm sağlar. Gördüğümüz kötü sonuçlar, yanlış uygulamaların sonucu.

Dolgular çıkarılamaz ve vücutta birikir: Geçici dolgular genellikle hyalüronik asitten yapılır ve zamanla çözünür. Hyaluronik asit vücutta bulunan bir madde olmasına rağmen 30'lu yaşların sonunda azalıyor. Biz de kendi bağ dokumuzda olan bir materyali biraz daha yüksek bir konsantrasyonda yerine koyuyoruz. Hyurolonik asit dolgularını tercih ediyoruz. Çünkü doğal ve güvenilir.

TÜRK KADINLARI NE İSTİYOR?
Allergan'ın yaptığı araştırmaya göre Avrupalı kadın yaşının iyisi görünmeye çalışırken Türk kadınları, sosyal duruşlarını sağlamlaştırmak için güzel ve genç görünmek istiyor. Tek bir çizgiye bile tahammülleri yok. Hatta beklentileri 10 yaş daha genç görünmek. Doğal, çekici, güzel, sade, masum ve enerjik bir görüntü istiyorlar. Türk kadınları yaşlanmaya gözlerinden başlıyor. Gözler ve dudaklar Türk kadınları için en önemli bölgeler. Demet Akalın, Çağla Şıkel, Cansu Deren Beren Saat, Ajda Pekkan rol modelleri… Instagram yüzünden estetik yaptıranların sayısı gün geçtikçe artıyor.

YAZIN UYGULAMA YAPILIR MI?
Medikal dolgular yaz-kış uygulanabilir. Sadece yazın daha mutlu olduğumuz, daha çok güldüğümüz ve mimiklerimizi daha çok kullandığımız için etkisi biraz azalabilir.

Kronik migren hastaları işini kaybetme riski taşıyor

- No Comments
Kronik migren günlük yaşamı kabusa çevirecek kadar şiddetli olabiliyor. Bu durum kronik migrenli kişiyi olduğu kadar eşi, çocuğu, iş arkadaşlarını da etkileyebiliyor. 

Kronik migreni olan birinin patronu, eşi, çocuğu hatta arkadaşı olmak bile zor diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Kocaman, şöyle düşünün; "sürekli başı ağrıdığı için keyifsiz olan, yaptığı işi zorla ve düşük performansla yapan, her an yapılan programları iptal eden, migreni başlayacağı kaygısıyla hayatını kısıtlayan mutsuz bir kişi zamanla işini, eşini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliyor" diyor.

Ayda 3 kez işe gidemeyenler var
Migrene bağlı kayıp değerlendirme ölçekleriyle değerlendirdiğimizde kronik migren hastalarının iş, ev ve sosyal yaşamlarında belirgin etkilenme gördüklerini söyleyen Kocaman, "Bu hastalar migren krizi nedeniyle ayda en az 2-3 kez işe gidemiyor, ya da izin alamadığı için işe gidiyor ama günde 3-4 kez analjezik alarak düşük performansla çalışmak zorunda kalıyor" diyor.

12 milyonun başı ağrıyor
"Türkiye Baş Ağrısı ve Migren Epidemiyolojisi Çalışması" verilerine göre kadınlarda migren oranı %24,6 erkeklerde %8,5. Buna göre ülkemizde her 4 kadından ve her 12 erkekten birinde migren görülüyor. Yine bu araştırmaya göre Türkiye'de 18-65 yaş arası erişkinlerde migren sıklığı %16,4. Yani Türkiye'de her 7 kişiden biri migrenli. Bu oranlara göre ülkemizde yaklaşık 12 milyon migren hastası bulunuyor.

Yoğun ve stresli çalışma hayatı kronik migrenin tetikliyor
Prof. Dr. Ayşe Kocaman, yoğun ve stresli çalışma, düzensiz beslenme, yetersiz uyuma ve yetersiz dinlenme hangi meslek grubunda var ise, bu grupta migrenin sık olduğunun altını çizdi. Ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalara göre toplumun yapısına göre farklı sonuçlar mevcut. Örneğin, düşük gelir düzeyindeki kadınlarda daha sık görülürken, erkeklerde benzer sonuç yok. Ayrıca yurtdışında eğitim düzeyi arttıkça özellikle metropollerde migren sıklığının arttığını gösteren veriler var.

Migren, plazada çalışanları daha çok etkiliyor
Kronik migrenin plaza çalışanlarını etkilediğini belirten Kocaman, "hastalarımdan aldığım bilgilere göre aşırı stresli çalışma ortamı ve düzensiz beslenme, gün ışığından uzak, uzun çalışma saatleri en temel migren tetikleyicileri olarak sıralanabilir. Yani migren, metropollerde yaşayanları ve plazalarda çalışanları daha çok etkiliyor diyebiliriz.

En az Akdeniz, en sık Doğu Anadolu'da görülüyor
"Türkiye'de Baş Ağrısı ve Migren Epidemiyolojisi Çalışması'na" göre migren en az Akdeniz Bölgesi'nde (%15,7) en sık Doğu Anadolu'da (%24,1) görülüyor. Marmara Bölgesi'nde %22, İç Anadolu'da %20, Karadeniz'de % 21,6, Güneydoğu Anadolu'da %20,4 gibi birbirine yakın oranlar var. Yine aynı çalışmaya göre migren, köy ve kasabalarda yaşayanlara kıyasla şehirlerde yaşayanlarda 3 kat daha fazla görülüyor.

İlaç kullanmak istemeyenler Botulinum Toksin A yaptırıyor
Düzenli olarak her gün ilaç kullanmak istemeyen, sürekli ağrı kesici almaktan yorulan hastalarda Botulinum Toksin A uygulamasını tercih ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Ayşe Kocaman, uygulama atakların sıklığı ve şiddetini % 50-65 oranında azaltıyor. Kimi hastalarda bu oran % 85-90'ı buluyor. Uygulamanın uzman ellerde yapılması büyük önem taşıyor" hatırlatmasını yapıyor. Poliklinik ortamında 10-15 dakikada kolaylıkla yapılan bu uygulamadan sonra hastalar bir iz olmadan işlerine dönebiliyor ve en az 3 -6 ay migren ataklarında belirgin azalma yaşanıyor.

Logo_4