Son Yazılar

Son Yazılar

Evliliğinizde aşkınızı tekrar alevlendirecek seksin 10 çeşidi

- 10 Nisan 2017 Pazartesi No Comments

Kendinizi seks olmadan da eşimle 'çok iyi arkadaş' olabiliriz ve evliliğimiz uzun yıllar böyle devam eder diye kandırmayın. İnsanda seks yapma isteği güçlü bir istektir ve bu isteğin bir şekilde karşılanması gerekir.

Cinsel hayatınızın sönük ve durağan bir şekilde devam etmesine izin vermeyin. Peki nasıl? Cinsel yaşamınızı değiştirecek ve renklendirecek öneriler sunan Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'a kulak verelim:

SEKS GÜNDEMİNİZDE OLSUN: Uzun süredir seks yapmayan çiftlerle çok karşılaşabiliyoruz . Bazı durumlarda, mesela doğum öncesi ve sonrası bir süre anlaşılır bir durum olabilir, fakat zaman zaman cinsel terapi ya da başka konulardan dolayı müracaat eden danışanlarımızda 6 ayda bir, yılda bir şöyle bir girişimde bulunup da seksi dünyaları dışında tutan çiftlere sık rastlayabiliyoruz. İlişkinin rutinleşmesi, modern hayatın koşuşturma, yorgunluk gibi yan etkileri, sanal dünyaya dalmak, bir takım psikolojik sıkıntılar gibi birçok sebep olabilir çiftlerin seksten uzak durmasına. Sadece güvenli, aynı çocuğun ebeveyni olmak sanki evlilik için yeterliymiş gibi bir tutuma bürünüp, seks sanki iç yokmuş gibi yaşamaktan vazgeçin. Sağlıklı bir ilişkide seks olmazsa bir şeyler eksiktir ve bu bir şekilde ilişkiye olumsuz yansıyacaktır. Bu aksaklığı konuşun ve bir aksaklık olarak tespit edip, çözüm yolları arayın. Ayrıca eşiniz sizin arkadaşınız değildir, çok sevdiğimiz bir başkasından eşimizin farkı, gönül rahatlığıyla eşimizle seks yapmaktır. Aynı zamanda seks yapmak için de evlendiğinizi unutmayın.

KISA SÜRELİ SEKS: "İllaki uzun sürmeli, geniş zaman olması şart" anlayışı bir batıl inançtır. Bazen konuyla ilgili yazılan yazılarda uzun ön sevişmeden, sevişme ve seksin uzunluğundan bahsedilir ve fakat bu durum, insanlar tarafından "Ön sevişme uzun olmalı" şeklinde yanlış bir kesinliğe dönüşür. Bazen insan tamamen hazırdır, bazen sarılıp tek bir sefer öpüşmek ön hazırlık için yeterli olabilir ve üstelik her zaman geniş zamanı beklemek diye bir şart da yok. Fazla vaktiniz olmadığında ve rahat, uzun, romantik bir akşam geçiremeyecek durumda olduğunuzda kısa süreli seks imdadınıza yetişebilir. İki taraf için de iki arada bir derede, sabah duştan önce ya da günün herhangi bir saatinde buluverdiğimiz bir boşlukta saate bakarak değil de arzularımızı dinleyerek kısa süreli hızlı seksin heyecanını kendinize hediye edebilirsiniz.

GİZLİ KAPAKLI SEKS: Bu cinsel ilişki şeklinde, "yasak meyve" yemedekine benzer bir heyecan ve telaş vardır. Mesela çocuklar TV'de sevdikleri diziye dalmışken ya da bilgisayarda oyuna dalmaları bu kez bir işe yarayabilir, yatak odanızın kapısını kilitleyip orada ya da ailenizi ziyarete gittiğinizde bekarlık odanızda veya eşinizin iş yerine onu ziyarete gittiğinizde kilitli bir odadaki koltuğun üstünde sevişmek gibi. İnsanlar hemen yanıbaşınızdayken, kapıyı güvenli hale getirip birkaç dakika özel anlar yaşayabilirsiniz, bu heyecanınızı besler, diriltir.

TÖRENSEL SEKS: Kendinize ara ara başka ortamlar ayarlayabilirsiniz. Yakın bir şehre gidilmese de bir başka semtte manzarası güzel olan bir oteli ayarlayabilirsiniz mesela. Keyif için sinemaya gidiliyor da biraz özel zaman ve ortam için çiftler neden özel ortam oluşturmasın. Bu içinde mum ışığında bir akşam yemeği, fısıltılı konuşmalar, özel kıyafetler giyme, bir otel odası ya da evde ikiniz baş başayken romantik bir akşam yemeği gibi çok çeşit barındıran bir seks türü olarak görebilirsiniz, böylece eşinizle cinseliğinizi özel bir ortamda bir törene dönüştürebilir ve istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Telefonlarınızı sessize almanıza ya da kapatmanıza hiçkimse bir şey demeyecektir. Özellikle yıldönümleri, Sevgililer Günü ya da ilişkinizin taze kana ihtiyaç duyduğu zamanlar için tercih edilebilir. Bazen zamanı sadece kendinize has kılmanız gerekir.

YENİ EVLİ YA DA FLÖRT SEKSİ: Oturup düşünün ilk tanıştığınız zamanlarda eşinizi etkilemek için ne yapıyordunuz, o ne yaptığında siz hoşlanıyordunuz. Flört günlerinize ya da evliliğinizin ilk günlerindeki benzer bir ortam oluşturmaya çalışın. Eve ellerinizde çiçeklerle gelin ya da tıpkı eski günlerde olduğu gibi o bütün biraz saçma biraz romantik sözleri tekrar eşinize söyleyin. O zamanları gündeme getirip birbirinize hatırlatın, ufak tefek yaramazca kaçamakları canlandırın, Arzularınızı kabartan flört ya da nişanlılık dönemlerindeki belki safça, belki çocukça ya da ergence ama samimi ve arzu dolu davranışları yapmak cinselliğinizi sevimli bir oyuna dönüştürebilir.

BARIŞMA SEKSİ: Yatak odası aynı zamanda seks odasıdır. Anadolu'da bir söz vardır: "Yatakta küslük olmaz" ya da "Gündüz kavga etsen de yatakta barış." İlişkinizdeki dalgalanmaları yatak odasına taşımayın. Ufak tefek tartışma olsa bile yatak odasını bir "free zone / serbest alan" olarak benimseyin. Eşiniz yaklaştığında, arzusuna cevap verin. Yatak odasını sadece uyku odası olarak değil, seks odası olarak da kodlayın. Bir kavga ya da tartışma sonrası birbirinizi affedip barıştıktan sonra, seks yapmak sizi daha çok birbirinize yakınlaştırabilir ve ilişkiniz üzerinde tamir edici bir etki yapabilir.

STRES SEKSİ: Evlilik fedakarlık demektir ve taraflardan biri stresli, gergin ise diğeri ilgi, şefkat ile yönelip yakınlık duygusunu hissettirmeye gayret etmeli. Yakınlık duygusu ilaç gibi rahatlatır. Bunu uygun bir aşamayla yaptığınızda tatlı tatlı dokunmaya, minik öpücüklerle ve sonrasında arzuyu uyandırmaya doğru bir ivme kazanabilir. Seks keyif almak, haz almak demektir ve stresle, gerilimle ideal bir baş etme mekanizmasıdır haz... Bu seks çeşidinde eşlerden biri üzgün ya da stresli olduğunda, diğer eş onu rahatlatmak için sevdiği ve onu rahatlatacak bütün şeyleri yapar.

TEMBEL SEKSİ: Genellikle tamamen baş başa olduğunuz zamanlarda, herhangi bir iş yapmak zorunda olmadığınız zamanlarda yaşayabilirsiniz. Tatillerde, pazar günleri... Bu yapacak zorunlu bir işinizin olmadığı, tembellik yapmak için zamanınız olduğu, yatakta kahvaltı edebileceğiniz ve istediğiniz uzunlukta eşinizle yatakta vakit geçirebileceğiniz (mesela hafta sonu sabahlarında yapabileceğiniz) bir seks türüdür. Acele etmeden herhangi bir atraksiyon ve hemen sonuca ulaşma amacı olmadan gelişip devam eder. Yatakta, mutfakta evin herhangi bir köşesinde başlayıp gelişebilir, banyoda devam edebilir, sonrasında şekerleme yapıp uyandıktan sonra belki bir slow süreç daha oluşturulabilir. Hiçbir şey için aceleniz yoktur, üzerinizde herhangi bir baskı ya da sizden herhangi bir şey için beklenti yoktur.

GÜVEN VE DESTEK SEKSİ: Eşinizin yanında cinsel kimliğinizle de varsınız elbette... İhtiyaç duyduğumuz ilgiyi ve desteği öncelikle eşinizden almalısınız. "Sırtım sağlam, dayanağım var" gibi bir güven duygusu hissetmenizi destekleyebilir. Kendini geçici olarak güvende hissetmeyen partnere sevgi ve yakınlık göstermek, ona güvende olduğu duygusunu ve sevildiğini hissettirmek için gösterilen ilgi, destek ve yakınlaşma süreci ile oluşan sekstir. Bu seks türünde sevgi sözcükleri ve eşinizin sizin için neden önemli olduğuna dair cümleleri değerlendirmek, onun yanında olduğumuzu, ona değer verdiğimizi hissettirmeliyiz.

FANTEZİ SEKSİ: Herkesin içinde bir yaramaz, meraklı, biraz maceracı, biraz uçuk bir parça vardır. Rutinleşen ve sönükleşen yatak odasını bir film setine dönüştürmek gibidir. Cinsel yaşantınıza aktivite, renk katabilir ve eğlenceli, dipten gelen dürtüleri uygun şekilde yatıştıracağınız ve arzularınızı kamçılayabileceğiniz bir seks yaşantısıdır. Bütün saçma, yasaklı ya da heyecan verici fantezilerin uygulandığı seks şeklidir. Hemşire-doktor, efendi ve kölesi, müşteri ve striptizci, ünlü film yıldızı ve ona aşık hayranı, bir dizi film, kitap ya da romandan sevdiğiniz iki karakter ya da hayal edebildiğiniz herhangi bir şey sizin için ilham kaynağı olabilir. Bu seks türünde ilginç kostümler, maskeler, seks oyuncakları, deri aksesuarlar ya da zevkinize göre herhangi bir şey kullanabilirsiniz. Burada asıl olan eşinize zarar vermemek gibi kırmızı çizgilere dikat etmek ve eşinizin asla benimsemediği bir takım fantezilerde ısrar edip zorlamamaktır. Fantezi seksi, tarafların anlayışlarına uygun, konuşarak ve ortak katılımla bazen de ortak kararla sınırları zorlayarak, seksi heyecanlı bir oyuna çevirdiği türdür. Kendinize fanteziler hediye ederek cinsel yaşantınızı renklendirebilir, daha arzulu hale getirebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak:

CİNSELLİK REPERTUARI GENİŞ ÇİFTLERİN TATMİN SEVİYELERİ DAHA YÜKSEK...
"Danışanlarımdan çok sık evlilik hayatlarında seksin yer almadığına dair şikayetler alıyorum. Bazısı birkaç yıldır seks yapmadığından bahsediyor, ayrı odalarda yatan var, bazısı 6-8 ayda bir diyebiliyor. Seks evliliği, ilişkiyi sağlam ve sağlıklı kılan en güçlü unsurlardan biridir. Birçok çift zamanla ilişkiyi rutinleştirip bir ev arkadaşı, kanka gibi beraber yaşama moduna girebiliyor. Unutmayınız ki aynı zamanda istediğinizde seks yapmak için eşinizle evlendiniz, dışarıda herhangi biriyle yapamadığınız, yaşayamadığınız cinselliği yaşamak için de evlendiniz. Hastalık ya da yaralanma gibi bazı durumlarda eşler arası cinsellik mümkün olmayabilir ama genel olarak içinde seks olmayan evlilikler birçok tehlikeye karşı korunmasızdır. Seksin geri plana itildiği evliliklerde birçok sorunun halli ertelenebilir. Birçok sorun normalden daha büyük bir çatışmaya dönüşebilir. Er ya da geç eşiniz baştan çıkaracak birine karşı daha açık olabilir ya da siz bir başkasını baştan çıkartmaya yönelik daha rahat davranabilirsiniz.

Sevgi ve seks, bir çift için bir ağacı besleyen iki güçlü kök gibidir. Bununla beraber, muhabbeti koyulaştırmanın en önemli unsurlarından biri sekstir. Seks muhabbetinizi artırır ve muhabbetiniz arttıkça eşinize karşı arzularınız, bağlılığınız hep diri kalır... Bu sebeple bu duyguları evliliklerde beslemek, geliştirmek evliliği, daha canlı, daha mutlu bir yaşantıya dönüştürmenin olmazsa olmazıdır.

YATAK ODANIZ, EŞİNİZLE "TERBİYESİZ" OLABİLECEĞİNİZ BİR BAĞIMSIZ ALANDIR
Çiftlerin seksi ihmal etmesi hele hayatlarından çıkartması tek ayakla yürümek gibidir. Kendi aranızda bunu konuşmalı ve olabildiğince açık olmalısınız. Bazı danışanlarıma konuşmalarını önerdiğimde "Hocam ben bunu nasıl söyleyeyim" diyebiliyor. Yanında çırılçıplak soyunabildiğin eşinin yanında neden bu konu konuşulmasın, basitçe başlayıp, ufak tefek fikirleri gündeme getirip adım adım birbirinizi seks konsunda açık olmaya alıştırabilirsiniz. Kendi yatak odanızda eşinizle "terbiyesiz / ahlaksız" duruma düşmekten çekinmek korkunç bir yanılgı. Eşinizle yatak odanızda başbaşa istediğiniz kadar terbiyesiz ya da dışarıya göre ahlaksız olabilirsiniz. Bir çiftin tüm dünyadan bağımsız bir zamanı ve yaşantısı olmalı ve bu da cinsel yaşantı gibi çok özel bir paylaşımla belirginleşir. Herkesten uzakta, herkesten ayrı sadece eşinizle var olabileceğiniz, kalbinizle teninizi; ruhunuzla bedeninizi paylaşabileceğiniz bağımsız bir yaşantıdır. Binlerce yıldır herkesten saklanan uzuvlarınızı güvenle, arzuyla ve gönül rahatlığıyla paylaştığınız ve birbirinize saf zevk sunduğunuz bir yaşantıdır seks... Eşinize zevk vermenin özel hazzını hissedebileceğiniz herkesten ayrı, sadece eşinizle size özel bir dünyadır ve bu dünyayı besleyip, geliştirip, renklendirmek elbette ki hakkınız.

İçinde çeşitli cinsel alışkanlıkların, davranışlar ve seçeneklerin olduğu bir cinsellik repertuarı geliştiren çiftlerin ilişkilerindeki tatmin seviyeleri daha yüksek oluyor. Bu kişiler sevgilerini ifade etmek için daha çok seçeneğe sahip oluyorlar ve hiç sıkılmıyorlar. Saydığımız öneriler eşinizle birlikte çeşitli deneyimler geliştirmeniz için size yardımcı olacaktır.

Önceden çok uzun süreli bir ilişki tecrübeniz olmadıysa, yakınlık geliştirme ve ilişkinizi rayına oturtma süreçlerinde ortaya çıkan zorluklarla baş etmeniz zordur. Cesaretinizin kırılması ve vazgeçmeniz çok kolaydır. İlişkiniz bazı açılardan daha kırılgan olabilir. İnsanlar genelde ikinci ya da üçüncü uzun süreli ilişkilerinde daha başarılı olurlar, çünkü ilk deneyimleri onlara neler beklemeleri gerektiğini öğretmiş ve ilişkiyi uzun süre devam ettirmek için gerekli olan becerileri kazandırmıştır. Tecrübe ve eğitim eksikliğinden dolayı genelde ilk ilişkilerimiz sonrakiler için bir hazırlık süreci vazifesi görür.

Başarılı bir evlilik için birbirinizle kızgınlıklarınız, seks hayatınız, öfkeleriniz, hayal kırıklıklarınız, birbirinizi takdir ettiğiniz noktalar, hayatın anlamı ve yaşamla ilgili her şey hakkında sık sık ve dürüst bir şekilde konuşun.

Karşınıza ne sorun çıkarsa çıksın, o sorunu çözmek için beraber çaba harcayın, bir ekip ruhuyla hareket edin. Sorunu çözecek olan neyse ona odaklanın.

Aranızdaki bağı sözlü iletişim, seks, sevgi gösterileri, anlayışla ve birbirinizi önemsediğinizi göstererek canlı tutun.

Espri anlayışınız olsun, eşinizi her zaman haklı ve suçsuz görün ve birbiriniz için önemli olduğunuzu gösterin. Eşinizin size kanka gibi seksten yoksun bir yakınlık göstermesine çözüm üretin ve eşinize seksten yoksun bir kanka gibi davranmanıza bir son verin, birlikte konuşarak çözüm üretin. Tıkandığınız noktada cinsel terapiler konusunda profesyonel bir destek alın."

Bacaklardaki orantısızlık mutsuz ediyor

- 7 Nisan 2017 Cuma No Comments
Estetik duruş için son derece önemli olan bacaklarda, eğrilik, çarpıklık veya yağ dağılımındaki orantısızlık gibi sorunlar pek çok insanı mutsuz ediyor

"Bacaklar bedenimizin büyük bir bölgesini kapsıyor. Özellikle bayanlar seçtikleri kıyafetlerle bacak estetiklerine son derece önem veriyorlar. Fakat bacaklardaki eğrilik, alt bacağın ya da üst bacağın daha kalın veya ince olması ve çarpıklık sorunu, çok büyük bir mutsuzluğa sebep olabiliyor.

Yağ dağılımı sorunu için çoğu zaman yapılan egzersizler ve diyet listeleri de sonuç vermiyor. İşte bu noktada bacak estetiğinizden mutlu değilseniz, son derece pratik bir operasyonla çözüm yoluna gidebilirsiniz" ifadesinde bulunan Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, soyadıyla anılan Cihantimur Yağ Transferi tekniğini, bacak estetiği için kullandıklarını söyledi.

Kış mevsimine girerken talepler artıyor

" Yaz mevsimi bacakların çok daha fazla gözüktüğü bir dönem olsa da, kış mevsiminde çok daha fazla bacak estetiğine talep var. Özellikle alt bacağındaki kalınlık sebebiyle çizme giyememekten yakınan bayanlar, bu yağ dağılımını orantılamak adına bacak estetiğine sıcak bakıyorlar. Yine çarpık bacakları ve bacaklarında eğrilik olanlar, kot ya da tayt gibi dar kıyafetleri rahatça ve estetik bir duruşla giyebilmek için kış aylarına girdiğimiz bugünlerde kliniklerimizi ziyaret ediyorlar" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, bacak estetiğinin mevsimsiz bir uygulama olduğunun da altını çizdi.

Yumuşak yağ dokusunda oynama yapabiliyoruz

"Bacak estetiğinde kullandığımız Cihantimur Yağ Transfer sistemi, yağ fazlalığı olan alandan yağ dokusunu almamıza ve diğer yağdan yoksun bölgeye sağlıklı ve yaşayan hücrelerle transfer etmemize olanak sağlıyor. Bu teknik, söz gelimi alt bacaklarının inceliğinden muzdarip bir hastamızsa, üst bacakla dengeli bir proporsiyon oluşturmak için, bacağın üst kısmından yağı alıp, alt bacağa ya da tam tersi işlem yapmamıza imkan veriyor.

Bacaklardaki çarpıklık, eğrilik de yine bu yöntemle, bir nevi eğriliği kamufle edecek, saklayacak şekilde toparlanmış kök hücreden zengin yağın enjekte edilerek ve şekil verilmesiyle düzeltiliyor" ifadesinde bulunan Cihantimur, ayrıca enjekte edilen yağın ömür boyu kalıcı olması, yeni yerleştirildiği alana çabucak adapte olması ise tekniğin en büyük avantajları arasında yer aldığını söyledi.

Bu 10 Yanlış Bir Dişinizi Götürebilir

- No Comments
Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sağlıklı bir yaşamın önemli kuralları arasında yer alıyor. Çocukların diş sağlığından, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar birçok konuda doğru bilinen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor. 

Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Dt. Aslı Tapan, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

1-"Elektrikli diş fırçaları hem diş eti çekilmesini artırır hem de dişleri aşındırır" (YANLIŞ)

Elektrikli diş fırçaları bilinenin aksine çok kapsamlı bir temizlik sağlamaktadır. Bu fırçalar ile yapılan etkin temizlik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için dişleri fırçalamanın yanında ara yüz temizlik araçlarını da etkin kullanmak önemlidir.

2- "Sarımsak, karanfil, kolonya diş ağrısına iyi gelir" (YANLIŞ)

Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya yardımıyla diş ağrılarını dindirme çabası, psikolojik olarak rahatlama hissi verebilmektedir. Bu işlemler sırasında oluşan asidik etkiden dolayı yumuşak dokuda daha büyük sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yumuşak dokuda oluşacak hasarlar, kolay bir işlemle rahatlayabilecek olan hastanın daha zor ve karmaşık işlemlerle karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Yaşanan diş ağrılarında bir doktora gitmek en doğru yaklaşımdır

3-"Diş etlerimin kanaması dişlerimi iyileştirir" (YANLIŞ)

Diş etlerinin kanayarak kendini iyileştirdiği kanısı toplumda azımsanamayacak kadar fazladır. Hatta fırçalama sırasında fazla baskı yaparak diş etlerini kanatmak isteyen kişilerde vardır. Diş etlerini kanaması günlük bakım sırasında istenmeyen bir durumdur ve diş kaybına neden olabilmektedir. Günlük bakım sırasında diş etlerinin kanaması ciddi sorunların habercisi olabileceği için vakit kaybetmeden doktora başvurmak en sağlıklı yoldur.

4-"Hamilelikte nasılsa kalsiyum kaybı yaşayacağım için dişlerim zarar görecek"(YANLIŞ)

Anne adaylarını en sık düştüğü hatalardan biri; hamilelik sırasında kalsiyum kaybı yaşayacakları için dişlerinin zarar göreceği inancıdır. Doğru ve dengeli beslenme ile hamilelik sürecinde iyi bakım, dişlerin korunması için yeterlidir. Dişler hiçbir zarar görmeden hamilelik süreci tamamlanabileceği gibi, bu dönemde yaşanan sorunlar için diş doktoruna gitmenin de herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.

5-"İmplant yaptırdım, artık dişlerim çürümez bakım yapmama gerek yok" (YANLIŞ)

İmplantların ömrü 30 seneye kadar ulaştığı vakalar görülmektedir. İmplantın başarısı için 5-10 senelik kriterleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Nasıl olsa çürümez yaklaşımıyla ihmal etmek yerine, tam tersi çok iyi bakım yapılmalıdır. İyi bakılmayan implant bölgesinde ortaya çıkan enfeksiyon implantın kaybedilmesine neden olabilmektedir. İmplantın başarısını iyi ağız bakımı ve hastanın alışkanlıkları %100 etkileyecektir.

6-"Çocuğumun süt dişleri nasılsa dökülecek doktora gitmeme gerek yok"(YANLIŞ)

Hem doktorla tanıştırmak hem de ilerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarına engel olmak için çocukların 2-3 yaşından itibaren diş doktoruna gitmesi önemlidir. Ebeveynleri bilinçlendirerek ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorunların bu dönemde planlanması gerekir. Birçok aile çocukların süt dişlerinin nasılsa döküleceğini söyleyerek kanal tedavisi ya da dolgu işlemine karşı çıkmaktadır. Çocuğun süt dişleri ağızda yer tutucu görevi görmektedir. Süt dişlerinin erken kaybı dişlerin çapraşık gelişmesine neden olabileceği için bu dişlerin gerek kanal tedavisi gerekse dolgu işlemleriyle sonuna kadar korunması önemlidir.

7-"Çocuğumun çapraşık dişlerini ergenlik döneminde düzeltiriz" (YANLIŞ)

Çocuklarda görülen çapraşıklık erken ortodonti ile 7 yaşından itibaren düzeltilebilmektedir. Bu sayede ileri yaşlarda yaşanabilecek çok daha uzun süreli tedavilerin önüne geçilebilmektedir. Çocuklarda ilk azı dişi çıktığında bir ortodontistten görüş almak ileride yaşanacak büyük sıkıntıları engelleyebilmektedir.

8-"Diş taşlarını temizletirsem hassaslaşan dişlerim zarar görür" (YANLIŞ)

Hastaların birçoğu diş taşı temizliğine dişlerin hassaslaşacağı ve daha çok renkleneceği gerekçesiyle karşı çıkmaktadır. Temizlenmeyen diş taşları oluşacak diş eti problemini tetikleyecek ve ileride tedavisi daha komp0like bir problem ile hastayı karşı karşıya bırakacaktır. Diş taşı temizliğinin ağız ve diş sağlığındaki önemi tartışılamaz.

9-"Dişlerimi piyasada satılan ürünlerle beyazlatabilirim, doktora gitmeye gerek yok" (YANLIŞ)

Piyasada satılan ürünlerle dişleri beyazlatmak kontrolsüz bir işlemdir. Diş etlerinde çekilme ya da diş minesindeki derin çatlaklar kişide hassasiyet sorunları yaratabilmektedir. Diş beyazlatma işlemini doktor kontrolünde ve kişiye uygun ürünlerin seçimi ile daha sağlıklı yapılabileceği tartışılmazdır.

10- "Ağız kokusu herkeste olur tedaviyle geçmez" (YANLIŞ)

Ağız kokusu, önemli bir problem olup ağız ve diler ile beraber bir çok sebepten kaynaklı olabilir. Önemli olan ağız ve diş kaynaklı sebebi ortadan kaldırmak. Eğer geçmiyorsa diğer etkenlere yönelmektir. Ağız ve diş sağlığı ile ilgili etkenler arasında diş çürükleri, gözden kaçan diş eti hastalıkları, kötü protezler, ağızdaki hijyenik olmayan restorasyonlar sayılabilir. Ağız kokusu etken ortadan kalkmadığı sürece kaybolmaz.

Mevsim hastalıklarından korunma rehberi

- No Comments
Kış mevsiminde güneş ışınlarından daha az yararlanmanın yanı sıra, yoğun strese maruz kalmak da bağışıklığımızın düşmesine neden olarak bizi enfeksiyona açık hale getiriyor. Bu ayları sağlıklı geçirmenin en doğru yolu öncelikle doktorların önerilerini dinlemekten geçiyor. Solunum yolu enfeksiyonları birçok kişi tarafından hafife alınsa da yaşam kalitemizi düşüren ve bizi uzun süre işimizden alıkoyan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. 

Kış aylarında, toplu halde kapalı ve iyi havalandırılmayan mekanlarda bulunmak bakteri ve virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor. Tam da bu noktada Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, üst ve alt solunum enfeksiyonları ve korunma yolları ile ilgili önemli bilgiler veriyor.

Kapalı mekanlarda fazla zaman geçirmek soğuk algınlığına neden oluyor
Soğuk algınlığı (Nezle), çeşitli virüslerin yol açtığı ve üst solunum yollarında bazı yakınmalarla seyreden hafif seyirli bir hastalık. Hemen herkes yılda bir-iki kez soğuk algınlığına yakalanabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde ani ısı değişiklikleri nedeniyle soğuk algınlığı görülme sıklığı artıyor. Bu nedenle soğuk algınlığı en fazla sonbahar döneminde ortaya çıkıyor. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirme, güneş ışınlarından daha az yararlanma ile kötü havalandırma koşulları, enfeksiyonun gelişmesini ve yayılmasını hızlandıran faktörler. Hastalığa yakalanmanın yaş ve cinsiyetle ilgisi olmasa da çocukların erişkinlere oranla daha duyarlı olduğu belirtiliyor. Soğuk algınlığı en fazla 7-10 gün içinde, tedavi edilmesine gerek duyulmadan kendiliğinden geçiyor. Ancak hastalık sinüzit, orta kulak iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonlara neden olursa hastanın iyileşmesinin zorlaşabileceği ve tedavi süresinin uzayabileceği de unutulmamalı.

Soğuk algınlığında antibiyotik tedavisine gerek duyulmuyor, belirtilere yönelik tedavi uygulanıyor. Baş ağrısı, kırıklık ve ateş için ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar kullanılabiliyor. Burnu tuzlu suyla yıkamak ve C vitamininden zengin besinleri bol tüketmek de soğuk algınlığında sıkça yararlanılan yöntemler arasında yer alıyor. Ayrıca burun tıkanıklığını giderici spreyler ya da burun damlaları da tedavide etkili oluyor. İstirahat edilmesi ve stresten uzak durulması, vücut direncinin yeniden kazanılması için son derece önemli. Sinüzit, orta kulak iltihabı ve zatürre gibi ciddi komplikasyonlara da yol açabilen soğuk algınlığında, bir hafta geçmesine rağmen iyileşme olmadığı ve şikayetlerin şiddetlendiği fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalı.

Korunma Yolları:
Kalabalık ve toplu yaşanan kapalı ortamlardan uzak durmaya özen gösterin.
Soğuk algınlığına yakalanan kişilerle yakın temasa geçmeyin.
Virüsler bulaştıkları yerlerde canlı kalabiliyor. Bu nedenle özel eşyanızı soğuk algınlığına yakalanan kişilerle kullanmamaya özen gösterin.
Ellerinizi sık sık sabunlu suyla yıkayın.
Grip tedavisinde sanılanın aksine antibiyotiğe gerek duyulmuyor
Grip tüm dünyayı etkileyen salgınlara yol açabilen influenza virüsünün neden olduğu viral bir enfeksiyondur. Toplumda sıklıkla soğuk algınlığı ile karıştırılıyor. Genellikle kış aylarında ortaya çıkan grip, yaz sonlarında da salgın halinde görülebiliyor. Küçük çocukları, vücut direnci düşmüş yaşlıları ve hasta kişileri daha çok etkisi altına alırken; okul, kışla, fabrika ve bakım evi gibi toplu yaşamın olduğu yerlerde virüs daha kolay bulaşıyor ve hastalık hızla yayılıyor. Sonbahar ve kış mevsimlerinde toplu ulaşım araçları, sinema ve tiyatro gibi kalabalık grupların bulunduğu yerlerin de hastalığın bulaşmasını kolaylaştırıyor. Grip 4 ila 5 gün içinde yavaş yavaş düzelmeye başlıyor ve genellikle bir hafta içinde de geçiyor. Ancak sinüzit, orta kulak iltihabı, zatürre gibi komplikasyonlar gelişirse, özellikle gebelerde, çocuklarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde tablo ağırlaşarak hayatı tehdit edebiliyor. Ayrıca hastayı günlerce yatağa bağladığı için ciddi işgücü kaybına da yol açıyor.

Gribin etkin bir şekilde tedavisi için öncelikle yatak istirahati öneriliyor. Yüksek ateşin düşürülmesi ve kas ağrılarının dindirilmesi tedavide en önemli nokta. Ateşi düşürmek için parasetamol içeren ilaçlardan yararlanılıyor; sanılanın aksine gribin tedavisinde antibiyotiğe gerek duyulmuyor. Ancak yaşlılar ve çocuklar gibi risk grubundaki kişilerde bakteriyel süperenfeksiyon gelişmişse bunları tedavi etmek amacıyla antibiyotik kullanılabiliyor. Burun akıntısını azaltan dekongestanlar, boğazda oluşan yanma, ağrı hissini azaltan gargara, sprey, pastiller ve öksürük şurupları da kullanılabiliyor. Bol bol sıvı tüketmek ve C vitamininden zengin besinleri sofradan eksik etmemek vücudu güçlendirirken, istirahat ve uyku düzenine dikkat etmek de genel halsizlik ile kas ağrılarının giderilmesinde oldukça faydalı.

Korunma Yolları:
Gribe yakalanan kişilerle yakın temastan kaçının.
Havlu, bardak gibi özel eşyalarınızı hasta kişilerle paylaşmayın.
El temizliğine özen gösterin. Elinizi göz ve burnunuzla temas ettirmeyin.
Özellikle kapalı mekanlardan, havalandırması iyi olmayan yerlerden mümkün olduğunca uzak durun.
Mevsime uygun giyinmeye özen gösterin. Kıyafetleriniz ne çok ince ne de çok kalın olmalı.
Akut bronşit tedavisinde sigara kullanılıyorsa mutlaka bırakılmalı
Akut bronşitin en önemli nedeni virüslerdir. Vücut direnci düştüğünde bu virüsler iltihaba yol açıyor. İltihaplanan bronşlar şişerek balgam üretirler. Üst havayolu enfeksiyonlarını takiben enfeksiyonun alt havayoluna inmesi ve akut bronşite yol açması özellikle alerjik hastalarda sıkça görülen bir durum. Tedavide ateş düşürücüler, öksürük şurupları, ağrı kesiciler kullanılıyor. Balgamı kolay bir şekilde çıkarmak için, bol sıvı alımı ve balgam söktürücüler tedaviye eklenebiliyor. Tedavinin faydalı olması için, sigara tüketiliyorsa mutlaka bırakılması gerekiyor.

Akut bronşitte yüzde 70 etkenler virüslerdir ve bu nedenle tedavide antibiyotikler ilk planda kullanılmıyor; fakat enfeksiyonun seyrine bakteriyel enfeksiyonlar eklenebildiğinden antibiyotik ihtiyacı doğabiliyor. Ayrıca KOAH, astım, bronşiektazi, kistik fibroz gibi altta yatan bir akciğer hastalığı bulunan kişilerde akut bronşit seyri çok daha ağır olabiliyor; bu durumlarda balgam kültürü alınması, ampirik antibiyotiğe kültür sonucunu beklemeden erken başlanması hayati önem taşıyor. Akut bronşitte vücudun eski sağlığına kavuşması ortalama 7 ila 10 gün sürüyor. Ancak yorgunluk, sigara tüketiminin devam etmesi, yetersiz beslenme ve tedavi olmama hastalığın ilerleyerek akciğer iltihabına dönüşmesine yol açabiliyor. Bu nedenle hastanın mutlaka tedavi olması, vücudunun yeniden direncine kavuşması için istirahat etmesi çok önemli.

Korunma Yolları:
Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde mümkün olduğunca sokağa çıkmayın.
Kapalı ve iyi havalandırılmayan ortamlardan uzak durun.
Bronşite yakalanmış kişilerle yakın temastan kaçının.
Sigara tüketmeyin, içilen mekanlarda da bulunmayın.
Elinizi sık sık sabunlu suyla yıkayın.
Öksürürken ağzınızı eliniz veya mendilinizle kapatarak damlacıkların yayılımını azaltın.
Zatürre yoğun bakım gerektirecek derecede ağır bir hastalık
Kış mevsiminde daha sık görülen zatürre, bakteri ya da virüslerin yol açtığı ciddi bir akciğer enfeksiyonu hastalığıdır. Toplum kökenli pnömoni, ayakta geçirilen hafif bir enfeksiyondan, hastanede yatmaya, hatta yoğun bakımı gerektirecek ağır bir hastalığa kadar farklı klinik seyirlere neden olabiliyor. Erişkinlerde Streptococcus pneumoniae (Pnömokok) en sık görülen patojenken, çocuklarda ise Respiratuar Sinsityal virüs (RSV) en sık neden olan viral ajandır.

Her yaşta görülebilen zatürre bebek, küçük çocuklar ve ileri yaştaki bireylerde daha çok ölümcül seyrederken; ileri yaştaki bireylerde, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde (kortizon kullanan, kemoterapi alan vb.), diyabet, böbrek veya karaciğer yetmezliği olan, dalağı alınmış hastalarda da ölümle sonuçlanabilecek tablolara neden olabiliyor. Sağlık Bakanlığı'nın istatistiklerine göre ülkemizde her yıl 90 bin zatürre vakası görülüyor ve 2500 kişi hayatını kaybediyor. Ancak uzmanlara göre Türkiye için gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu ve her yıl yaklaşık 500 bin kişinin zatürreden etkilendiği düşünülüyor. Yine Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkemizde 1- 4 yaş arasındaki çocuklarda en sık görülen ölüm nedeninin yüzde 22'sini zatürre oluşturuyor.
Zatürre antibiyotikle tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Antibiyotiğin doğru seçilmesi, yeterli doz ve sürede kullanılması tedavi cevabını etkileyen en önemli faktör; antibiyotik seçimi hastanın enfekte olduğu öngörülen mikroorganizma ve hastaya ait risk faktörleri göz önüne alınarak seçilmeli. Buna karşılık pnömokokların gün geçtikte penisilin ve başka antibiyotiklere karşı direnç kazanmaları tedavide bazen sorun yaratabiliyor. Gribin aksine zatürrede yüksek ateşin düşmesi bir haftayı bulabiliyor. Fakat burada beklenilen, antibiyotiğe başlanılmasından sonraki 48. saatte ateş kontrolünün sağlanması. Tedavide ayrıca öksürüğü hafifleten, ateş düşüren, balgamı sulandıran ve balgamın çıkarılmasını kolaylaştıran ilaçlardan da yararlanılıyor. Tedavisi 1 ila 3 hafta süren zatürrede yatak istirahati de, vücut direncinin yeniden kazanılması için çok önemli.

Korunma Yolları:
Pek çok bakteri ve virüsün neden olduğu zatürreyi kesin olarak önleyecek bir korunma yöntemi yok. Ancak aşı yaptırmak şu an için zatürreyi önlemenin en etkin yolu. Bu amaçla uygulanan pnömokok aşısı mevcut. Özellikle yüksek risk taşıyan kişilerin (kalp, akciğer, kan, böbrek ve diyabet hastaları, dalağı alınmış kişilerin, 65 yaş üzerindekilerin) mutlaka zatürre aşısı yaptırmaları öneriliyor.

Çocuklarda doğum lekelerine dikkat!

- No Comments
Çocukluk döneminde görülen doğum lekeleri bazen ilk yıllar içerisinde kaybolurken, bazı durumlarda da kişinin hayatı boyunca bedeninde taşıyacağı bir iz olarak kalabiliyor. Özellikle kanama ve enfeksiyon riskine açık lekelere dikkat edilmesi gerekirken, yanlış müdahaleler olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. 

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Ercan Tutak, doğum lekeleri ile ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Doğum lekelerinin çoğu 5 yaşa kadar kayboluyor
Doğum lekeleri, ailelerin doğum sonrası çocuk doktorlarına en sık sorduğu sorular arasında yer almaktadır. Bu lekeler doğal olarak aileleri tedirgin etmektedir. Bu lekelerden en sık rastlanan halk arasında "leylek ısırığı" olarak bilinen lekedir. Genelde göz kapakları, iki kaşın arası ve ensede olur. Kabarık olmayan bu lekeler, ince kan damarlarının genişlemesi ile oluşmaktadır. Sağlığı tehdit etmediği gibi çoğunlukla 6 ay- 1 yıl içerisinde kaybolmaktadır. Bazen bu süreç uzayabilir. Özellikle de ensedeki lekeler kalıcı olabilmektedir. Lekelerin yüzde 90'ı ciltten kabarık değilse ilk 5 yaş içinde kaybolmaktadır.

Kalıcı lekeler lazer tedavisi ile yok edilebiliyor
Bebeklerde görülen doğum lekelerinden bir diğeri "port şarabı" olarak adlandırılır. Bu lekeler genellikle bebeğin yüz kısmında görülür. Yeni doğan bebekte pek fark edilmeyecek kadar açık renkteyken, giderek koyulaşır. Cilde çok yakın olan kılcal kan damarlarının genişlemesi sonucu oluşur. Bu lekeler de ciltten kabarık değildir ancak kalıcıdır. İlerleyen yıllarda estetik açıdan sorun oluşturabilecek olan bu lekeler, 4-5 yaş sonrası gerek görülürse lazer tedavisi ile yok edilebilir.

Bazı lekeler kanama ve enfeksiyon riski taşıyor
Damarsal kaynaklı bir diğer cilt lekesi "çilek hemanjiyomu" adını taşımaktadır. Bu, kanama, enfeksiyon ve iz bırakma gibi nedenlerle estetik açıdan en fazla soruna neden olan leke türüdür. Bebeklik döneminde hızla büyümeyi sağlayan hormonal faktörler, bu tür damarsal şişkinliklerin de büyümesine neden olur. 2-5 yaş arası bu büyüme hız keser ve ergenlik dönemine doğru kaybolmaya başlar. Bu tür hemanjiyomların beta bloker grubu ilaçlarla tedavisi, son zamanlarda başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır.

Leke göz, burun ya da dudak bölgesinde ise…
Çilek hemanjiyomu estetik açıdan sorun oluşturmasının yanı sıra göz kapağına yerleşmesi durumunda görme problemlerine, burun kanadına yerleşirse de tıkanıklığa yol açabilmektedir. Ayrıca bebeklerde dudak bölgesine yerleşmesi durumunda bebeğin beslenmesini önleyebilir. Bu nedenle çilek hemanjiyomların beklenilmeden küçülmesini hızlandırmak için kalp atımını ve kan basıncını düşüren ilaçların kullanımı gerekli olabilmektedir.

İlaç kullanımı mutlaka doktor kontrolünde olmalı
Bebeklerde doğum lekeleri için kullanılan ilaçların doktor kontrolünde alınması gerekmektedir. Özellikle kan basıncı, kan şekeri ve kalp atımları ilk dozlar verilirken bebek doğru bir şekilde izlenmelidir. Kalpte herhangi bir yapısal veya fonksiyonel bir anormalliğin olup olmadığının kontrol edilmesi için çocuk kardiyoloji uzmanına danışılmalıdır.

Kanama olan lekeler ciltte iz bırakabilir
Çilek hemanjiyomu tedavisi öncesi veya tedavi sırasında çilek gibi kabarık anormal damar yumağında kanama olabilir. Kanayan ve dökülen dokunun yerini anormal bir yara dokusu alarak ciltte iz bırakabilir. Bu açıdan plastik cerrahi uzmanı ile birlikte izlenmelidir. Bu damarsal yapının ilerlemesinin tamamen durduğundan emin olduktan sonra, varsa geriye kalan izlerin tedavisi plastik cerrahi uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Mongol lekesi 6 yaşa kadar görülebilir
Mongol lekesi, bebeklerde görülebilen doğum lekeleri arasındadır. Bu lekeler genelde bebeğin sırtında, kalçalarında, geniş alanlara yayılmış şekilde, deriden kabarık olmayan bir morartı olarak görülür. Bebeklik döneminden 4-6 yaşa kadar kalıcı olabilir. Sağlığı tehdit eden bir leke değildir ve zamanla tamamen kaybolur.

Doğum esnasında da lekeler oluşabilir
Doğumsal lekelerin yanı sıra doğum sırasında bebeğin basınca maruz kalan çıkıntılı yerlerinde veya doğum kanalından çıkarılırken tutulan kol ve bacak kısımlarında doğum travmasına bağlı cilt altı kanama sonucu morluklar oluşabilir. Bu görünümün en geç bir hafta içinde kaybolması beklenmektedir.

Sırttaki benler detaylı olarak muayene edilmeli
Bebeklerde daha nadir rastlanan bir diğer doğum lekesi ise geniş alan kaplayan, bazen üzeri kıllı olabilen benlerdir. Bu benlerin sırtta yer alması özellikle omurilik anormalliklerine işaret edebileceğinden mutlaka konu ile ilgili ileri tetkikler yapılmalıdır. Deriden hafif kabarık, koyu siyah renkli benlerin de kanserleşme riski açısından sıkı takibi önemlidir.

Vücut güzelliğiniz için yaza şimdiden hazırlanın

- 25 Mart 2017 Cumartesi No Comments
Yaz mevsiminde daha ince ve daha kısa kıyafetler giyilmesi bir takım sorunların fark edilirliğini arttırıyor. Bu sorunların çözülmesi ve iyileşme için yeterince vakit kazanılması açısından Eylül ayından itibaren estetik ameliyatlarda artar. 

Estetik amaçlı ameliyatların kış aylarında yapılmasının daha doğru olduğunu vurgulayan KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Güden Avcı; bu sayede ameliyat sonrası güneşin zararlı etkilerinden ve sıcağın sebep olabileceği komplikasyonlardan kaçınmanın mümkün olacağını belirtiyor.

Yaz mevsiminde daha ince ve daha kısa kıyafetler giyilmesi bir takım sorunların fark edilirliğini arttırıyor. Bu sorunların çözülmesi ve iyileşme için yeterince vakit kazanılması açısından Eylül ayından itibaren estetik ameliyatlarda artış görülür. Yaz aylarında estetik ameliyat yapılmaz genellemesi artık kabul edilmese de, daha çok ameliyat zamanlamasında tercih kış aylarıdır. Ameliyattan sonra bir buçuk ay güneşten kaçınmak önemlidir. Ödemin geçmesi ve morlukların yok olması için bu zaman gereklidir. Yaz aylarında kanama ve enfeksiyon olasılığı artabilmektedir.
Yüz bölgesi estetik ameliyatları olan; yüz germe, kaş kaldırma, alın germe , göz kapağı estetiği, boyun germe, burun estetiği, kepçe kulak ameliyatları kış aylarında yapılmalıdır. Kıyafetle kapatılması mümkün olmayan bir bölge olduğu için ameliyat sonrası oluşan ödem ve morlukların güneşli ve sıcak mevsime dek iyileşmesi gerekmektedir. Sıcak aylarda, ödemin iyileşmesi daha fazla zaman alır . Morluklar güneş ışığıyla fazla maruz kalırsa kalıcı lekelenmelere sebep olabilir.

O nedenle güneşin etkisi çok olmayan aylarda bu ameliyatların yapılması uygun olur. Göz çevresi çok çabuk ödem olan bir yapıya sahiptir. O nedenle ameliyat sonrası soğuk kompres uygulaması önemlidir. Göz kapaklarında sarkmaların düzeltilmesi, torbalanmaların alınması için doğru zamanlama kış aylardır.

Yine yaz aylarında kişilerin hayat kalitesini artıran ve hastanın istediği kıyafeti, bikini/ mayo seçmesini sağlayan ameliyatlardan olan meme estetiğinin kış aylarında yapılması yaza hazırlık olarak görülebilir. Aşırı büyük memeler kıyafet seçimini kısıtlamanın yanında meme altında yaralar açılmasına, kötü kokuya, sırt ve omuz ağrılarına sebep olabilir. Meme küçültme ameliyatı ile bu sorunlar çözülür. Meme dekoltesini zenginleştirmek ve desteksiz sutyen/bikini kullanabilmek için meme büyütme ve meme dikleştirme ameliyatları yapılabilir. Kışa aylarında bu meme ameliyatları yapıldıktan sonra yaz mevsimine dek iyileşme için zaman yeterince vardır. Erkeklerde, meme bölgesindeki fazlalıklar yaz mevsiminde denize/havuza girerken sorun olmaktadır.

Erkekte meme büyüklüğü olan jinekomastinin düzeltilmesi genelde kış mevsimde yapılır ve ameliyat sonrası özel bir korse giyilmesi gereklidir.

Vücuttaki fazlalıkların düzeltilmesi için yapılması gereken karın germe, liposuction(lazer lipoliz), bacak germe, kol germe gibi ameliyatlar için kış mevsimi idealdir. Çünkü bu ameliyatlardan sonra hastanın korse tarzında özel kıyafetler giymesi gereklidir. Bu korseleri yaz mevsimde giymek sorun olabilir.

Bacaklardaki selülitlerin giderilmesi için yapılası gereken liposuction ve ek tedaviler için de kış mevsimi uygundur. Böylece yazın kısa kıyafetler ve çorapsız olmak sorun olmaktan çıkar. Diz içi ve diz bölgesi yağlanması için yapılması gereken liposuction, çarpık bacak sorunları ve diz altı bölgenin orantısız inceliğinin düzeltilmesi için yapılması gereken protez ve/veya yağ enjeksiyonu ameliyatlarının da kış mevsiminde yapılması uygundur. Çünkü bu ameliyatlardan sonra da özel korseler ve çoraplar giyilmesi gerekebilmektedir.

Ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir

- No Comments

Yemek sonrası bir anda ortaya çıkan şiddetli karın ağrıları, safra taşlarının habercisi olabiliyor. 

Karaciğerin ürettiği safrayı ince bağırsaklara taşımakla görevli safra yollarında oluşan veya safra kesesinden safra kanallarına düşen taşlar, tedavi edilmediği takdirde enfeksiyonlara ve sarılığa yol açabiliyor. Bu durum bazen hayati risk oluşturan tablolar ile karşımıza çıkabiliyor.

Memorial Hizmet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hakan Ümit Ünal, safra yollarında oluşan taşların sebep olduğu ciddi hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Karaciğerden bağırsağa uzanan safra yolunun fonksiyonu çok önemli
Safra yolları karaciğerin içinde çok ince kılcal kanalcıklar olarak başlar. Bu kanalcıklar birbirleri ile birleştikten sonra tek kanal halinde karaciğerin altındaki safra kesesine bağlanır. Yemek yeme ile birlikte safra kesesi kasılarak içindeki depolanmış safrayı karaciğer dışında kalan safra kanalı aracılığı ile ince bağırsağa akmasını sağlayarak sindirime yardımcı olur. Bu sistem içerisinde herhangi bir kısımdaki aksaklık karaciğer, pankreas, safra yolları ve safra kesesini ilgilendiren problemler ve sarılık ile karşımıza çıkabilir.

Sarılık ve kilo kaybı safra yolu kanseri habercisi olabilir
Her biri farklı şekilde ortaya çıkan çeşitli safra yolu hastalıkları bulunmaktadır. Safra kesesi ve safra yolu taşları en sık görülen hastalıkların başında gelmektedir. Safra yolu taşları genellikle yemek sonrası aniden ortaya çıkan şiddetli karın ağrıları ile kendisini belli etmektedir. Hastaların çoğu bu durumu mide ağrısı ile karıştırırlar, ancak mideye yönelik verilen tedavilerden fayda görmezler. Eğer taş safra kanallarına ilerlemiş ise idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ağrıyı takip eden bulgular olmaktadır.

Sarılık, karaciğer ve safra yolu hastalıklarının ilk belirtisi olabilir. Karın ağrısı yaşamadan sarılık ve kilo kaybı ile doktora başvuran hastalar safra yolu kanserleri akılda tutularak mutlaka ayrıntılı bir
değerlendirmeden geçmelidir. Safra taşları ERCP yöntemiyle ameliyatsız temizlenebilir.

Ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir
Safra yollarında oluşan taşlar, tıkanma veya daralmalara yol açarak karaciğerden gelen safranın akımının bozulmasına neden olur. Bu bozulma karaciğer fonksiyonlarını da bozarak sarılığa, "kolanjit" adı verilen ciddi bir safra yolu enfeksiyon tablosuna ya da pankreas kanal ağzına doğru ilerleyerek pankreas kanalının tıkanmasına neden olarak pankreasın iltihaplanıp, ödemlenmesine neden olabilir. Bu tabloların neden olduğu ciddi hastalıklar ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle safra yollarında saptanan taş veya taşların safra kanalından mutlaka temizlenmesi gerekmektedir. ERCP adı verilen endoskopik yöntemle hasta ameliyat edilmeden tedavi edilebilmektedir. ERCP, standart bir endoskopi işleminden farklı olarak, ağızdan girilerek safra ve pankreas kanalı hastalıklarının tedavisini amaçlar. Hasta endoskopi pozisyonunda masaya yatırılarak sedasyon işlemi yapıldıktan sonra "duodenoskop" adı verilen özel endoskopi cihazı ile ağızdan girilerek işlem yapılır.

Onikiparmak bağırsağında safra kanallarının açıldığı nokta bulunarak özel teknikler ile bu bölge genişletilerek safra yollarında akışı engelleyen taşlar temizlenmektedir. ERCP, safra yolu taşlarının tedavisi yanı sıra; iyi huylu ve kötü huylu tümörlerin safra yollarında oluşturduğu tıkanma veya daralmaların açılmasında da kullanılmaktadır.

Çocuk neden sert besinler yemekten kaçar

- No Comments
Çocukluk ve ergenlik çağında önemsenmeyen ve ihmal edilen ağız ve diş sağlığının ileriki yaşlarda daha büyük problemlere neden olabiliyor. 

Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, "Anne-babaların çocuklarının gelişiminde dikkat etmeleri gereken en önemli konulardan biri de ağız ve diş sağlığıdır. Dişhekimliği genel anlamda hep pahalı olarak değerlendirilse de 0-18 yaş aralığında yapılacak olan düşük maliyetlikoruyucu ve önleyici tedavilerle hem maddi hem de manevi olarak yarar sağlayabiliriz. çocuklar bebeklik çağında süt dişlerinin ağızda yer almasından itibaren diş hekimi ile tanışmalıdır" dedi.

Düzenli hekim kontrolü, yapılan dolgular, çocuğun hekim ile ilişkisinden kaynaklanan bilinçlenme, diş fırçalamanın alışkanlığının kazandırılması çocuğun ilerikiyaşlarda rahat etmesini sağlayacak olan en büyük kazançlardır diyen Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, "
genel anlamda çocukluk çağında uygulanan koruyucu hekimlik uygulamaları, sürecin daha az zahmetli, daha az masraflı ve daha az ağrılı olmasını sağlar.

Bu nedenle 0-18 yaş diş sağlığı ağırlıklı koruyucu hekimlik olmak üzere tedavilerde başta masraflı gibi görünse de uzun vadede masrafların azalmasına, kişilerin hem maddi hem de manevi açıdan rahat etmesini sağlayarak, gelecek nesillerin sağlıklı olması olmasını sağlayacaktır" dedi.

• Çocukluk çağında diş hekimi ile kurulan diyalog çocuğun, hayatı boyunca rahat etmesini sağlar.Herhangi bir problem olmadan da diş hekimi muayenesi çocuğun ortama alışmasını sağlar. Düzenli olarak gittiği bir muayenehane, iyi ilişki kurduğu bir diş hekimi onu pek çok problemden kurtarır.

• Ağız ve diş sağlığı çocuğun beslenmesini etkileyebilir. Çocuk sert besinler yemekten kaçar, yemekten sonra oluşan gıda sıkışmaları ağrılara neden olur. Çocuk için yemek yemek bir eziyet haline gelir. Süreklienfektedişler, çocuğun genel sağlığı için çok sakıncalıdır. Fokal enfeksiyon odaklarının bulunması , sık sık antibiyotik kullanması tercih edilmez. Bu nedenle yapılan çekimlerden dişsiz kalan çocuk yemek yiyemez. Bunun gibi olumsuz bir döngü çocuğunhem vücut sağlığını hem de psikolojisini olumsuz etkiler.

• Kontrol altında tutulan çocuğun süt dişlerinde oluşan çürüklerin erken tespiti sorun büyümeden tedavi şansı verir. 6 yaş civarında süren sürekli azı dişlerininçürükten korunması için fissür örtücüler uygulanarak onların çürümesi engellenir.

• Ortodontik açıdan kemik gelişimindeki bozukluklar erken tespit edilirse daha kısa vebasit tedbirlerle ile sorunların büyümesi önlenebilir. İhmal edilir ve önemsenmezse ileriki yaşlarda kısmen ortodontik tedaviyle ya da ameliyatlarla düzeltilebilir. Süt dişlerini erken dönemde kaybeden çocuklarda yer tutucu uygulanmaz ise sürekli dişlerin çene kemiğinde dizilişi gelecekte bozulacağından,ciddi ortodontik tedavilere ihtiyaç duyacaktır. Bu maddi kayıpların yanı sıra zaman kaybına da sebep olacaktır.

Çocuklarda 12-13 yaş sürekli dişlerin ağız içinde tamamen yer aldığı dönemdir. Ortodontik tedavidekemiksel müdahaleler bu zamandanönce yapılır. Çünkü bu dönemden sonra kemikselkaynaklı sorunlar kısmen ortodontik tedaviyle ya da ameliyatlarla düzeltilebilir

Logo_4