Son Yazılar

Son Yazılar

Vücut güzelliğiniz için yaza şimdiden hazırlanın

- 25 Mart 2017 Cumartesi No Comments
Yaz mevsiminde daha ince ve daha kısa kıyafetler giyilmesi bir takım sorunların fark edilirliğini arttırıyor. Bu sorunların çözülmesi ve iyileşme için yeterince vakit kazanılması açısından Eylül ayından itibaren estetik ameliyatlarda artar. 

Estetik amaçlı ameliyatların kış aylarında yapılmasının daha doğru olduğunu vurgulayan KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Güden Avcı; bu sayede ameliyat sonrası güneşin zararlı etkilerinden ve sıcağın sebep olabileceği komplikasyonlardan kaçınmanın mümkün olacağını belirtiyor.

Yaz mevsiminde daha ince ve daha kısa kıyafetler giyilmesi bir takım sorunların fark edilirliğini arttırıyor. Bu sorunların çözülmesi ve iyileşme için yeterince vakit kazanılması açısından Eylül ayından itibaren estetik ameliyatlarda artış görülür. Yaz aylarında estetik ameliyat yapılmaz genellemesi artık kabul edilmese de, daha çok ameliyat zamanlamasında tercih kış aylarıdır. Ameliyattan sonra bir buçuk ay güneşten kaçınmak önemlidir. Ödemin geçmesi ve morlukların yok olması için bu zaman gereklidir. Yaz aylarında kanama ve enfeksiyon olasılığı artabilmektedir.
Yüz bölgesi estetik ameliyatları olan; yüz germe, kaş kaldırma, alın germe , göz kapağı estetiği, boyun germe, burun estetiği, kepçe kulak ameliyatları kış aylarında yapılmalıdır. Kıyafetle kapatılması mümkün olmayan bir bölge olduğu için ameliyat sonrası oluşan ödem ve morlukların güneşli ve sıcak mevsime dek iyileşmesi gerekmektedir. Sıcak aylarda, ödemin iyileşmesi daha fazla zaman alır . Morluklar güneş ışığıyla fazla maruz kalırsa kalıcı lekelenmelere sebep olabilir.

O nedenle güneşin etkisi çok olmayan aylarda bu ameliyatların yapılması uygun olur. Göz çevresi çok çabuk ödem olan bir yapıya sahiptir. O nedenle ameliyat sonrası soğuk kompres uygulaması önemlidir. Göz kapaklarında sarkmaların düzeltilmesi, torbalanmaların alınması için doğru zamanlama kış aylardır.

Yine yaz aylarında kişilerin hayat kalitesini artıran ve hastanın istediği kıyafeti, bikini/ mayo seçmesini sağlayan ameliyatlardan olan meme estetiğinin kış aylarında yapılması yaza hazırlık olarak görülebilir. Aşırı büyük memeler kıyafet seçimini kısıtlamanın yanında meme altında yaralar açılmasına, kötü kokuya, sırt ve omuz ağrılarına sebep olabilir. Meme küçültme ameliyatı ile bu sorunlar çözülür. Meme dekoltesini zenginleştirmek ve desteksiz sutyen/bikini kullanabilmek için meme büyütme ve meme dikleştirme ameliyatları yapılabilir. Kışa aylarında bu meme ameliyatları yapıldıktan sonra yaz mevsimine dek iyileşme için zaman yeterince vardır. Erkeklerde, meme bölgesindeki fazlalıklar yaz mevsiminde denize/havuza girerken sorun olmaktadır.

Erkekte meme büyüklüğü olan jinekomastinin düzeltilmesi genelde kış mevsimde yapılır ve ameliyat sonrası özel bir korse giyilmesi gereklidir.

Vücuttaki fazlalıkların düzeltilmesi için yapılması gereken karın germe, liposuction(lazer lipoliz), bacak germe, kol germe gibi ameliyatlar için kış mevsimi idealdir. Çünkü bu ameliyatlardan sonra hastanın korse tarzında özel kıyafetler giymesi gereklidir. Bu korseleri yaz mevsimde giymek sorun olabilir.

Bacaklardaki selülitlerin giderilmesi için yapılası gereken liposuction ve ek tedaviler için de kış mevsimi uygundur. Böylece yazın kısa kıyafetler ve çorapsız olmak sorun olmaktan çıkar. Diz içi ve diz bölgesi yağlanması için yapılması gereken liposuction, çarpık bacak sorunları ve diz altı bölgenin orantısız inceliğinin düzeltilmesi için yapılması gereken protez ve/veya yağ enjeksiyonu ameliyatlarının da kış mevsiminde yapılması uygundur. Çünkü bu ameliyatlardan sonra da özel korseler ve çoraplar giyilmesi gerekebilmektedir.

Ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir

- No Comments

Yemek sonrası bir anda ortaya çıkan şiddetli karın ağrıları, safra taşlarının habercisi olabiliyor. 

Karaciğerin ürettiği safrayı ince bağırsaklara taşımakla görevli safra yollarında oluşan veya safra kesesinden safra kanallarına düşen taşlar, tedavi edilmediği takdirde enfeksiyonlara ve sarılığa yol açabiliyor. Bu durum bazen hayati risk oluşturan tablolar ile karşımıza çıkabiliyor.

Memorial Hizmet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hakan Ümit Ünal, safra yollarında oluşan taşların sebep olduğu ciddi hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Karaciğerden bağırsağa uzanan safra yolunun fonksiyonu çok önemli
Safra yolları karaciğerin içinde çok ince kılcal kanalcıklar olarak başlar. Bu kanalcıklar birbirleri ile birleştikten sonra tek kanal halinde karaciğerin altındaki safra kesesine bağlanır. Yemek yeme ile birlikte safra kesesi kasılarak içindeki depolanmış safrayı karaciğer dışında kalan safra kanalı aracılığı ile ince bağırsağa akmasını sağlayarak sindirime yardımcı olur. Bu sistem içerisinde herhangi bir kısımdaki aksaklık karaciğer, pankreas, safra yolları ve safra kesesini ilgilendiren problemler ve sarılık ile karşımıza çıkabilir.

Sarılık ve kilo kaybı safra yolu kanseri habercisi olabilir
Her biri farklı şekilde ortaya çıkan çeşitli safra yolu hastalıkları bulunmaktadır. Safra kesesi ve safra yolu taşları en sık görülen hastalıkların başında gelmektedir. Safra yolu taşları genellikle yemek sonrası aniden ortaya çıkan şiddetli karın ağrıları ile kendisini belli etmektedir. Hastaların çoğu bu durumu mide ağrısı ile karıştırırlar, ancak mideye yönelik verilen tedavilerden fayda görmezler. Eğer taş safra kanallarına ilerlemiş ise idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ağrıyı takip eden bulgular olmaktadır.

Sarılık, karaciğer ve safra yolu hastalıklarının ilk belirtisi olabilir. Karın ağrısı yaşamadan sarılık ve kilo kaybı ile doktora başvuran hastalar safra yolu kanserleri akılda tutularak mutlaka ayrıntılı bir
değerlendirmeden geçmelidir. Safra taşları ERCP yöntemiyle ameliyatsız temizlenebilir.

Ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir
Safra yollarında oluşan taşlar, tıkanma veya daralmalara yol açarak karaciğerden gelen safranın akımının bozulmasına neden olur. Bu bozulma karaciğer fonksiyonlarını da bozarak sarılığa, "kolanjit" adı verilen ciddi bir safra yolu enfeksiyon tablosuna ya da pankreas kanal ağzına doğru ilerleyerek pankreas kanalının tıkanmasına neden olarak pankreasın iltihaplanıp, ödemlenmesine neden olabilir. Bu tabloların neden olduğu ciddi hastalıklar ölüme kadar götüren sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle safra yollarında saptanan taş veya taşların safra kanalından mutlaka temizlenmesi gerekmektedir. ERCP adı verilen endoskopik yöntemle hasta ameliyat edilmeden tedavi edilebilmektedir. ERCP, standart bir endoskopi işleminden farklı olarak, ağızdan girilerek safra ve pankreas kanalı hastalıklarının tedavisini amaçlar. Hasta endoskopi pozisyonunda masaya yatırılarak sedasyon işlemi yapıldıktan sonra "duodenoskop" adı verilen özel endoskopi cihazı ile ağızdan girilerek işlem yapılır.

Onikiparmak bağırsağında safra kanallarının açıldığı nokta bulunarak özel teknikler ile bu bölge genişletilerek safra yollarında akışı engelleyen taşlar temizlenmektedir. ERCP, safra yolu taşlarının tedavisi yanı sıra; iyi huylu ve kötü huylu tümörlerin safra yollarında oluşturduğu tıkanma veya daralmaların açılmasında da kullanılmaktadır.

Çocuk neden sert besinler yemekten kaçar

- No Comments
Çocukluk ve ergenlik çağında önemsenmeyen ve ihmal edilen ağız ve diş sağlığının ileriki yaşlarda daha büyük problemlere neden olabiliyor. 

Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, "Anne-babaların çocuklarının gelişiminde dikkat etmeleri gereken en önemli konulardan biri de ağız ve diş sağlığıdır. Dişhekimliği genel anlamda hep pahalı olarak değerlendirilse de 0-18 yaş aralığında yapılacak olan düşük maliyetlikoruyucu ve önleyici tedavilerle hem maddi hem de manevi olarak yarar sağlayabiliriz. çocuklar bebeklik çağında süt dişlerinin ağızda yer almasından itibaren diş hekimi ile tanışmalıdır" dedi.

Düzenli hekim kontrolü, yapılan dolgular, çocuğun hekim ile ilişkisinden kaynaklanan bilinçlenme, diş fırçalamanın alışkanlığının kazandırılması çocuğun ilerikiyaşlarda rahat etmesini sağlayacak olan en büyük kazançlardır diyen Bakırköy Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, "
genel anlamda çocukluk çağında uygulanan koruyucu hekimlik uygulamaları, sürecin daha az zahmetli, daha az masraflı ve daha az ağrılı olmasını sağlar.

Bu nedenle 0-18 yaş diş sağlığı ağırlıklı koruyucu hekimlik olmak üzere tedavilerde başta masraflı gibi görünse de uzun vadede masrafların azalmasına, kişilerin hem maddi hem de manevi açıdan rahat etmesini sağlayarak, gelecek nesillerin sağlıklı olması olmasını sağlayacaktır" dedi.

• Çocukluk çağında diş hekimi ile kurulan diyalog çocuğun, hayatı boyunca rahat etmesini sağlar.Herhangi bir problem olmadan da diş hekimi muayenesi çocuğun ortama alışmasını sağlar. Düzenli olarak gittiği bir muayenehane, iyi ilişki kurduğu bir diş hekimi onu pek çok problemden kurtarır.

• Ağız ve diş sağlığı çocuğun beslenmesini etkileyebilir. Çocuk sert besinler yemekten kaçar, yemekten sonra oluşan gıda sıkışmaları ağrılara neden olur. Çocuk için yemek yemek bir eziyet haline gelir. Süreklienfektedişler, çocuğun genel sağlığı için çok sakıncalıdır. Fokal enfeksiyon odaklarının bulunması , sık sık antibiyotik kullanması tercih edilmez. Bu nedenle yapılan çekimlerden dişsiz kalan çocuk yemek yiyemez. Bunun gibi olumsuz bir döngü çocuğunhem vücut sağlığını hem de psikolojisini olumsuz etkiler.

• Kontrol altında tutulan çocuğun süt dişlerinde oluşan çürüklerin erken tespiti sorun büyümeden tedavi şansı verir. 6 yaş civarında süren sürekli azı dişlerininçürükten korunması için fissür örtücüler uygulanarak onların çürümesi engellenir.

• Ortodontik açıdan kemik gelişimindeki bozukluklar erken tespit edilirse daha kısa vebasit tedbirlerle ile sorunların büyümesi önlenebilir. İhmal edilir ve önemsenmezse ileriki yaşlarda kısmen ortodontik tedaviyle ya da ameliyatlarla düzeltilebilir. Süt dişlerini erken dönemde kaybeden çocuklarda yer tutucu uygulanmaz ise sürekli dişlerin çene kemiğinde dizilişi gelecekte bozulacağından,ciddi ortodontik tedavilere ihtiyaç duyacaktır. Bu maddi kayıpların yanı sıra zaman kaybına da sebep olacaktır.

Çocuklarda 12-13 yaş sürekli dişlerin ağız içinde tamamen yer aldığı dönemdir. Ortodontik tedavidekemiksel müdahaleler bu zamandanönce yapılır. Çünkü bu dönemden sonra kemikselkaynaklı sorunlar kısmen ortodontik tedaviyle ya da ameliyatlarla düzeltilebilir

Hızlı yağ yakmayı sağlayan detoks diyeti

- No Comments
Yanlış yapılan detoks diyetleri vücutta kalıcı hasarlara sebep olabiliyor

Günümüzün popüler beslenme trendlerinden detoks diyetleri çoğunlukla amacının dışında uygulanmaya başlandı.

"Detoksifikasyonu" yani vücutta arınma sağlamak için ortaya çıkan bu diyetler kilo vermek için kullanılıyor.Ancak detoks diyetleri yanlış uygulandığında vücutta kalıcı hasarlara sebep olabiliyor.

Uzmanlar detoks diyet uygulamak isteyenlerin doktorlarına danışmalarını; diyetisyen kontrolünde bu diyetlere başlamalarını ve kesinlikle egzersiz veya spor yapmamalarını öneriyor.

Bayındır Söğütözü Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Diyetisyeni Gökçen Ural, detoks diyetlerle ilgili şu bilgileri veriyor;

Detoks diyetler neden uygulanır?
Detoks diyetlerinin amacı; vücudumuzda üretilen kimyasal ve toksik bileşiklerin atımını ya da uzaklaştırılmasını sağlamak. Bunu yaparken de vücudumuz havayı, yiyecekleri ve suyu kullanıyor. Detoks diyetlerinin birçok çeşidi bulunuyor ve besin kaynağı olarak genellikle meyveler, sebzeler, kuruyemişler ve tohumlar kullanılıyor. Hayvansal kaynaklı ürünler, şeker, kafein ve alkol gibi besinsel içerikleri olan yiyecekler de tercih edilmeyen besinler arasında yer alıyor. Detoks diyetlerinde içerik olarak en çok meyve/sebze suları, bitkisel çaylar ve su kullanılıyor. Detoks bilimselliği kanıtlanamamış popüler diyetler arasında yer alıyor.

Detoks diyetler kilo verme amaçlı kullanıldığında nasıl sonuç veriyor?
Detoks diyetler sebze ve meyve tüketimini artırarak posa ve antioksidan alımını yükseltiyor. Vücut ihtiyacı olan vitaminleri, lifleri ve antioksidanları alıyor. Düşük kaloriye sahip bu diyetler kilo verilmesini de sağlıyor. Detoks diyetinde kilo verilmesinin tek nedeni kalori kısıtlamasının yapılması. Bu diyetler zayıflama için kullanılmaması gereken, insan sağlığını riske atan diyetler. Bu tür diyetlerden özellikle hamilelerin, tansiyon, diyabet ve böbrek hastalığı olan kişilerin kaçınması gerekiyor.

Detoks diyetlerin yanlış uygulanmasının zararları nelerdir?
Bu tür diyetlerde özellikle et ve süt ürünleri tüketilmiyor. Bu yüzden vücut açlığa girerek kas kayıplarının olmasına neden oluyor ve ileriki yaşlarda hem kemik kırılmaları ve erimelerine hem de sarkopeni denilen ciddi kas kayıplarına neden olarak; ellerde titreme ve kavrama gücünde zayıflık, yutma güçlüğü ve demans (bunama) gibi hastalıkların ortaya çıkmasına da neden olabiliyor. Detoks diyetlerini zayıflama amaçlı yanlış uygulayan kişilerde kısa vadede baş ağrısı, anksiyete, kas ve sıvı kaybı ve kan şekerinde ciddi düşmeler gibi durumlar ortaya çıkıyor.

Detoks diyetlerine vücudumuzun ihtiyacı var mı?
Vücudumuzda detoksifikasyon işlemini yapan organlarımız var. Detoks diyetleri popüler olmadan önce de karaciğer, akciğer, böbrek ve deri detoksifikasyonu sağlayarak toksinlerin atılmasını düzenli ve olması gerektiği gibi yerine getiriyorlardı.

Detoks diyetlerini uygulamak daha fazla vücudun arınmasına yardımcı olur mu?
Detoks diyetler vücudun arınmasına yardım oluyor tabii ancak fazla dozlarda ve miktarlarda alınan vitamin, mineral ve posa yine bazı hastalıkların oluşmasına neden oluyor. Mesela fazla alınan lif; demir mineralinin emilimini azaltarak anemiye neden olabiliyor.

Selülitte Tek Suçlu Kilo Değil!

- No Comments

Selülit sadece kozmetik yada görsel bir sorun değildir. Aslında selülit bir dolaşım bozukluğudur ve tedavi edilmezse ciddi dolaşım problemlerine yol açabilir. Selülit oluşumunun nedenleri arasında; dolaşım bozukluğu, yağlanma, genetik faktörler, yaş, hormonal nedenler sayılabilmektedir.

KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi; Kaliteli Yaşam Direktörü Dr. Yasemin Savaş'ın verdiği bilgilere göre, selülit üç aşamada gelişir:

Birinci aşama: Dolaşım bozukluğu ile başlar. Bunun sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemeni oluşturur. Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken, diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak sertleşmesine yol açar.

İkinci aşama: Selülite özgü portakal kabuğu görünümü ile karakterizedir. Bunun sonucu elastikiyetini kaybetmiş fibröz bantlarla çevrili, aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşur.

Üçüncü aşama: Patolojik sürecin devam etmesi sonucu, nodüllerin birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturması ve cildin kapitone bir görünüm alması aşamasıdır. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine basısı nedeniyle ağrı oluşabilir.

Beslenme Yanlışları Selüliti Tetikliyor

Tıpta yaşanan gelişmelere paralel olarak selülit konusundaki teorilerin yenileri de keşfedilmektedir. Beslenmenin bu konuda anahtar rolü olduğu artık kabul edilmiş bir gerçektir. Selülit her zaman çok şişmanlık ve obezitenin sonucu olmamasına karşılık, yağ dokusundaki azalma selülit dokusunda bir iyileşme görülmesini sağlamıştır.

Ve tabii ki beslenmedeki yapılan yanlışların ve özellikle bazı gıdaların selülit oluşumuna hizmet ettiği bilinmektedir. Ya da bazı gıdaların selüliti azaltma veya oluşumuna engel olmada katkısı olduğu.

Örneğin; basit şekeri ve rafine edilmiş karbonhidrat kaynaklarını tüketmemek, günde birkaç kere yeşil çay tüketmek oluşumu engelleyen faktörlendendir.

Slülitlerden Nasıl Kurtulacaksınız?

Selülitte kolajen yıkımını önlemek ve kolajen yapımına destek olmak da tedavide önemlidir.
Üzüm suyu, üzüm çekirdeği ekstresi gibi gıdalar yıkımı önlerken, C vitamini içeren turunçgiller, çilek, brokoli, karnabahar, yeşilbiber, sebze meyveler de kolajen yapımını artırmaktadır.

Kan dolaşımını artırmak da selülitin giderilmesinde etkili bir yöntemdir. Bunun için bol su içmek, sarımsak, soğan, kereviz, muz gibi gıdalardan faydalanmak mümkündür. Ve tabi ki egzersizden...
Dr. Yasemin Savaş ise selülit tedavisinde uyguladıkları yöntemleri şöyle sıralıyor:
"Kliniğimizde selülit tedavilerinde selülitin her evresinde etkili olan tedavi yöntemlerinden de faydalanmaktayız.

Mezoterapi, cryo lipoliz, radyo frekans, presso terapi, ozon tedavisi, ultrason tedavisi, akustik ses dalgaları ile yapılan tedaviler gibi birçok yöntem selülitin her üç aşamasında da en etkili tedavi yöntemlerindendir.

Venöz ve lenfatik dolaşımı düzelterek, dokuda oluşan ödemi önlemekle kalmaz, yağları parçalayıp, ayrıştırarak oluşan nodülleri de küçültüp, zamanla kaybolmalarını sağlar. Bozulan bağ dokusunu yeniden yapılandırarak selülitik görüntüyü düzeltir. Aynı zamanda vücutta lokal yağlanmalarda, sarkmalarda ve vücut şekillendirmede de etkin tedavi yöntemleridir.

Selülitin yağ birikimindeki anormallikle ilgili bir sorun olması nedeniyle, tedavi programları buna uygun bir şekilde özenle yapılmalıdır. Bu yaklaşımla yapılan uygulamalar, kilo kaybını artırır ve tümüyle vücut sağlığında pozitif bir değişim etkisini de beraberinde getirirler. Konforlu ve ağrısız olan bu uygulamalar hekim kontrolünde kişiye özel programlanmalıdır. Tedavinin kalıcılığı konusunda destek tedavilerle birlikte yaşam şeklinin önemi de vurgulanmaktadır.

Seans sayısı selülitin evresine ve kişinin durumuna göre değişmekle birlikte genellikle haftada bir yada iki yapılan 10-12 seanslık bir tedavi programı yeterli olmaktadır. Tekrar oluşumu önlemek açısından rapellerin büyük önemi vardır."

Diyetler Neden Yarım Kalıyor?

- No Comments
Nerede hata yaptığını öğren diyeti yarım bırakma... Fazla kilolarından kurtulmak isteyen ancak pazartesi başladığı diyeti üç gün sonra bırakan kişilerin diyet yaparken bazı kuralları göz ardı ettiğini belirten uzmanlar, bu hataların düzeltilmesi durumunda diyetin amacına ulaşacağını söylüyor.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, diyet yapma becerisinin de öğrenebileceğini belirterek şunları söyledi:

"Çevrenizdeki zayıf insanlara bir bakın. Her istediklerini yiyor gibiler ve üstelik kilo almıyorlar. Oysa çok yiyip kilo almamak gibi bir durum mümkün değil. Zayıf insanlar yedikleri miktarı ayarlayabiliyorlar ve kendilerini çok yememe konusunda frenleyebiliyorlar. Üstelik bir kısmı spor yapma alışkanlığına da sahip veya hareketli insanlar; gün içinde karşılarına çıkan her fırsatı kalori harcamak için kullanıyorlar mesela asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmayı tercih ediyorlar…"

Doğal Diyet Yapma Becerisi

"Bu insanların zayıf kalmalarındaki temel neden aslında doğal diyet yapma becerileri. Yani bu insanlar diyet yapmayı bir hayat tarzı haline getirmişler; az yemek ve çok kalori harcamak onlar için bir alışkanlık halini almış. Bazı insanlarda bu beceri doğal olarak var, bunda genetik etkenlerden çok çocuklukta edinilen alışkanlıklar önemli. Fakat bazı insanlarda ise bu beceri doğal olarak yok, bu kişiler bu becerileri öğrenmek ve geliştirmek yoluyla edinebilirler."

Öğren, Uygula ve Tekrar Et!

Tüm beceriler gibi, diyet yapma becerisinin geliştirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, bu gelişimin ise üç basamaktan oluştuğunu belirterek şöyle devam etti:
"Öğrenme, uygulama ve tekrar etme… Diyelim ki yüzmeyi öğrenmek istiyorsunuz. Bunun için önce hangi hareketleri yapmanız gerektiğini öğrenmeniz gerekir. Bunu teorik olarak öğrenmeniz yetmez, mutlaka suya girip öğrendiklerinizi uygulamanız gerekir. Sonrasında da yüzmeyi sık sık tekrar etmek gerekir ki beceriniz kalıcı hale gelsin. Diyet yapma becerisi de bu şekilde öğrenilir. Önce neyi yanlış yaptığınızı ve aslında ne yapmanız gerektiğini öğrenmeniz gerekir. Sonra bunu günlük hayatınıza geçirmeniz yani davranışlarınıza yansıtmanız gerekir. Son aşama bu becerileri otomatik hale getirmektir, bunun için de bol bol bu becerileri kullanmanız gerekir."

Hatayı Nerede Yapıyoruz?

Bu beceriyi geliştiremeyen kişiler, yukarıda bahsedilen basamakların herhangi biri yerinde hata yapıyor demektir.

Öğrenme sürecinde yapılan hatalar: Kişi, ne yapması gerektiğini bilmiyor veya yanlış biliyor olabilir. Yanlış diyetler bunun en tipik örneğidir. Kalori kısıtlamasının aşırı yapıldığı, kişiyi aç bırakan, "şok" diyetler kişiye kısa sürede kilo verdirir ama verdiği kiloyu hatta daha fazlasını hızlı bir şekilde almasına neden olabilir.

Uygulama sürecinde yapılan hatalar: Kişi, teorik olarak öğrendiği bilgiyi pratik olarak günlük hayatına geçirmiyor olabilir. Örneğin; kişi diyet yaparken aç kalmaması gerektiği bilgisini öğrendi. Fakat diyetini yaparken öğün atlıyor ve dolayısıyla aç kalıyor. Bu durum kişinin iştahının açılmasına ve dolayısıyla tıkınma atağı yaşayıp kilo almasına neden olur.

Tekrar etme sürecinde yapılan hatalar: Kişi diyet yaparken kendisini aç bırakmaması gerektiğini öğrendi ve gerçekten de öğün atlamadan diyetini uyguluyor. Bir hafta sonra eski yeme düzenine geri döndü. Yani öğrendiği beceriyi tekrar tekrar uygulamadı. Yeni öğrenilen bilgi hızlı bir şekilde silinir ve kişi eski yeme alışkanlıklarına geri döner. Çünkü beyinde bilgi ancak sık tekrar edildiğinde kalıcı hale gelir.

Bilişsel Davranışçı Terapi ile Öğrenilebilir

Sürekli aynı düşünce ve davranış kalıplarını kullanarak bir kısır döngü içinde dönüp durmak kilo vermenizi sağlamaz. Bugüne kadar kilo vermenizi engelleyen veya verdiğiniz kiloyu geri almanıza neden olan düşünce ve davranışlar kalıplarının neler olduğunu ve bunların nasıl değişeceğini öğrenmeniz gerekir. Bu konuda size yardımcı olacak bir psikoterapi türü Bilişsel Davranışçı Terapi'dir.

Acınızı Bitirmek İçin Affedin

- No Comments
Kişilerin yaşadığı ruhsal ve fiziksel ıstırapların bir kısmı affedememekten kaynaklanıyor. Kişi gerek kendisini gerekse bir başkasını affettiğinde o olayla ilgili zihinsel meşguliyeti ve bu meşguliyet sonucu yaşadığı hırpalanma sona eriyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, affetme güçlüğü yaşamanın kişinin hayatını zorlaştırdığını söyledi. Ünsalver, şöyle konuştu:
"İnsanların yaşadığı ruhsal ve fiziksel ıstırapların bir kısmı affedememekten kaynaklanır. Herkesin başına hiç beklemediği bir anda, kontrolü dışında deprem, trafik kazası, aldatılma, işten çıkarılma gibi olumsuz bir olay gelebilir. Bu tür olayları kimileri unutup geride bırakırken, kimisinin hayatı tümden değişip, yaşadığı acı hayatını yönetmeye başlar.

Geçmişin değiştirilemeyeceğini herkes bilse de zihin hesaplar peşine düşer. Keşkeler, acabalar… 'Eşime daha sıcak davransaydım beni aldatmaz mıydı?', 'Eğer yola daha geç çıksaydım o kazayı yapmaz mıydım?', 'İş arkadaşlarım beni kıskanmasaydı işten çıkarılmazdım', 'Üniversitede istediğim bölümü okusaydım şimdi daha mutlu olur ve işimde başarılı olurdum"…

Acınızı Bitirmek İçin Affedin

Bu düşünceler affetme güçlüğünden kaynaklanır. Kişi gerek kendisini gerekse bir başkasını affettiğinde başına gelmiş olan talihsiz olayla ilgili zihinsel meşguliyeti ve bu meşguliyet sonucu yaşadığı hırpalanma da sona erecektir. Bu meşguliyetin en kötü tarafı artık her şey geride kalmışken ve kişi hiçbir şey yapamayacak haldeyken zihninin sürekli geri dönmek suretiyle geçmişin acısını bugüne taşıyor olmasıdır. Olay geçmişte kalmış olsa da duygular hep tazedir ve acı bitmek bilmez. Bu yüzden acınızı bitirmek istiyorsanız affetmek işe yarayacaktır."

Kişinin hiç beklemediği bir anda yaşadığı olay nedeniyle hissettiği öfke, hayal kırıklığı ve üzüntü gibi duyguların normal olduğunu belirten Ünsalver, "Duygu ve düşüncelerinizi kabul etmek, onları izlemek ama eyleme geçmemek sizi iyileştirebilir. Duygu ve düşünceler doğal iken eyleme geçmek haklıyken haksız konuma gelmenize sebep olabilir. Duygu ve düşüncelerinize reddedici ve onları baskılayıcı olmayın. Bazen insanlar öyle hayal kırıklığı yaşarlar ki, kendilerine bunu yaşatan kişilerin yok olmasını, sürünmesini, sevdiklerinin başına kötü şeyler gelmesini hayal edebilirler. Bu hayallerinizden utanmayın, ama o hayallere tutunarak da güçlendirmeyin kendinizi. Canınız yanmışken karşı tarafın da bir bedel ödemesini istemenizin doğal olduğunu kendinize söyleyin ancak ne olursa olsun karşı taraf hiçbir şekilde sizin acınızın bedelini ödeyemeyecektir.

Huzur İçin Affetmek!

Huzur Karşı tarafı affetmek olayı değiştirmez, sizi rahatlatır. Kendinizi affetmek bir daha aynı hatayı yapabilirsiniz anlamına gelmez, hatalardan öğrenip kendinizi geliştirme fırsatı oluşturmuş olursunuz. Karşı tarafı affetmek size yaptığı her neyse onu haklı çıkarmaz. Yaptığı doğru demek değildir. Affetmek sizin huzura ulaşmanız içindir. Affetmekle canınızın neden bu kadar acıdığını anlarsınız, yaşadığınız olaya anlam verirsiniz, kişiselleştirmeyi azaltırsınız. Unutmayın ki asıl huzursuzluk, başınıza 2 gün önce ya da 10 sene önce gelmiş olaydan değil, incinmiş hisleriniz, düşünceleriniz ve bu düşünce ve hisler sonucu oluşan fiziksel düzensizlikten kaynaklanmaktadır" diye konuştu.
Bazen her şeyi olduğu haliyle bırakmanın hayatın akışını kolaylaştırıp kişiyi uzun vadede daha mutlu bir yere getirebildiğini belirten Ünsalver, şunları söyledi:

"Size acı vermiş olan her neyse onu defalarca zihninizde oynatmak yerine asıl ihtiyacınız olan pozitif hedefleri elde etmenin başka yollarını arayın. Unutmayın ki, iyi yaşanmış bir hayat en iyi intikam yoludur. İncinmiş duygularınıza odaklanıp size bu acıyı vermiş kişinin üzerinizde güç kazanmasına izin vermek yerine, çevrenizdeki sevgi, güzellik ve iyilikleri görmeye çalışın.
Bazen tüm bunları yapamayacak kadar incinmiş olabilirsiniz. Hatta affedemediğiniz için bile kendinizi suçluyor olabilirsiniz. İşte bu durumda bir profesyonelden destek almak gerekecektir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tedavi Gerektiren Bir Hastalıktır

Bazı olaylar Travma Sonrası Stres Bozukluğu denen bir psikiyatrik sendroma sebep olabilir ve bu sendromun tanısı ve tedavisi için öncelikle bir psikiyatrla görüşmeniz gerekebilir. Yaşanan olayın istemsiz bir biçimde zihinde tekrar edilmesi, o olayı anımsatan durumlardan uzak kalma ihtiyacı, o olayı anımsatan durumlarda zihinsel ve bedensel olarak aşırı uyarılma, gündelik hayata uyum sağlayamama ve sanki zaman durmuş da her şey o kötü olayın anında kalmış gibi hissetmek bu sendromun başlıca belirtilerindendir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu tedavi gerektiren ve hayat kalitesini bozan önemli bir hastalıktır. Bu durumda basitçe affetmek mümkün değildir.

Yaralarınızı Deşmeyin!

Affetmek kişisel güçten kaynaklanır. Gözlerinizi acınızdan çekip içinizdeki ve dışınızdaki güzelliklere vererek kendinizi donatırsanız kişisel gücünüz artar. Yaranız ilk anda güçsüz hissettirecektir. İlk anda kendinizi sadece bu yaradan ibaret sanabilirsiniz ancak zamanla hayatın devam ettiğini, deşmedikçe yaranın da kendiliğinden kapandığını ve hatta iyileştiğini göreceksiniz."

Yatakta uyumlu değilseniz ilişkiniz tehlikede

- 21 Mart 2017 Salı No Comments
Cinsel uyumsuzluk ya da ten uyuşmazlığı çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına, aldatmaya hatta ayrılık ve boşanmalara neden olan en yaygın sebeplerden biri. Partnerinizle birbirinize deli gibi aşık olabilirsiniz ama ne var ki yatak odasında istekli ve uyumlu değilseniz, o zaman ilişkiniz tehlikede demektir.

Peki partnerinizle uyumlu olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'a kulak verelim:

FARKLI LİBİDO SEVİYELERİ: Herkesin aynı seviyede libidoya sahip olduğu söylenemez. Ayrıca sadece erkeklerin daha çok cinsellik istediğini iddia etmek de bir haksızlık. Kadınlar da en az erkekler kadar cinselliği yaşamaya istekli olabilir. Stres, iş yoğunluğu ve yaşam tarzıyla ilgili sorunlar kişinin libidosunu etkileyebilir ve kişinin cinsellikten uzaklaşmasına sebep olabilir ya da başka sebeplerden libido düşüklüğü söz konusu olabilir. Partneriniz ve siz böyle bir problemle karşı karşıyaysanız, durum daha kötüye gitmeden konuşmalı ve gerekirse destek almalısınız.

BASKICI PARTNER: Partneriniz, siz istemediğiniz zamanlarda, seks yapma konusunda size sürekli baskı yapıyorsa ve rahatsız olduğunuz bir şeyi yapmaya zorlanıyor hissediyorsanız, aranızda cinsel bir uyumdan bahsetmek mümkün olmayabilir.

BENCİL PARTNER: Birçok kadın cinsellikte partnerlerinin bencilliğinden şikayet eder. Genelleme yapmaktan kaçınsak da çoğunlukla ilk önce erkeklerin orgazma ulaştığı bir gerçek. Ama bu bir problem olmaktan çıkarılabilir. Partneriniz yine de sizi memnun edebilir. Ama o bencil davranmayı tercih ediyor ve bunun için çaba göstermiyorsa uyumsuzluğun ortasındasınız demektir. Cinsel ilişkide bencillik orta vadede ciddi bir sıkıntı meydana getirir ve bir tarafı mağdur durumuna düşürür.

ESKİ PARTNERLERLE KIYASLAMA: Partnerinizin cinsel yönden sizi eski sevgili ya da eski eşiyle kıyaslaması hiç hoş bir şey olmadığı gibi aynı zamanda sinir bozucu da. Partneriniz sizi sürekli eskiden birlikte olduğu kadınlarla kıyaslıyorsa, bu size saygı duymadığı anlamına gelir. Rahatsız olmanıza rağmen bu rencide edici tavrından vazgeçmiyorsa, konuyu gündemin birinci sırasına almalı ve çözüm üretmelisiniz.

SUÇLULUK DUYGUSU: Partnerinizle yaşadığınız cinsellik sizi duygusal yönden memnun ya da mutlu etmiyor aksine pişmanlık ve suçluluk hissediyorsanız, bu ciddi bir bilinçaltı sebebe işaret edebilir. Bir şeyi yapmaya kendinizi adeta itiliyor gibi hissediyorsanız, sıkıntıya girerek ilişki yaşıyorsanız bu tablo ilişkide uyumsuzluğun ciddi göstergesidir.

YATAKTA AGRESİFLİK: Her iki tarafın da rızası olduğu sürece, yatakta biraz agresiflik normal karşılanabilir. Ama bazı erkekler, partnerlerini rahatsız edecek derecede agresif davranışlar sergilerler. Partneriniz, sizin sınırlarınızı aşacak kadar saldırgan davranıyorsa, bir orta yol bulmanın zamanı gelmiş demektir.

RAHATSIZ EDEN TALEPLER: Çiftlerden biri zengin fantezi dünyasına sahip olabilir. Partneriyle bu anlamda bir dengeye sahip değilse; cinsellikte geniş fanteziye sahip olanın talepleri diğer tarafa ağır, uygunsuz, ters gelebilir. Cinsel ilişkide tek tarafın beklentilerine cevap vermemek konusunda sürekli bir tartışma varsa burada zaten uyum söz konusu olamaz.

CİNSEL UYUMSUZLUĞUN TEHLİKE SİNYALLERİ
Bir ilişkinin, özellikle evliliklerde, uzun süre devam etmesi için partnerlerin cinsel yönden uyumlu olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, cinsel uyumsuzluğun başlıca sinyallerini ise şöyle sıralıyor:

CİNSEL DÜRTÜNÜZ ÇOK MU ZAYIF? Partnerlerden birindeki zayıf cinsel dürtü, cinsel uyumsuzluk belirtisi olabilir. Fakat bu durum bir hastalık nedeniyle ya da stresten de kaynaklanmış olabilir. Zayıf cinsel dürtü meselesini ciddiye alın ve arkasında yatan sebebi bulmaya çalışın. Tek başınıza çözüm bulamıyorsanız özellikle cinsellik konusunda deneyimli bir uzman desteği alın.

STRES: İş ya da ekonomik sıkıntılar, ailevi sorunlar nedeniyle yaşadığınız stres cinsel yaşamınızı ciddi manada olumsuz etkileyebilir, fakat partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız da sizde strese neden olabilir. Partnerinizle daha iyi bir cinsel yaşam için stres ve iş yoğunluğunuzu kontrol altına almaya çalışın. Özellikle stres, korku kaynaklı uyumsuzluk konularında hipnoterapi hızlı bir çözüm olasılığı sunar.

DEPRESYON LİBİDONUZU ÖLDÜREBİLİR: Depresyon partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olduğunuzun başka bir belirtisi olabilir. Depresyon, enerjinin düşük olması, yaşamdan zevk almama, çökkünlük şeklinde kendini belli eder ve bu ağır duyguların olduğu yerde cinsel enerjiyi aramak boşunadır. Bu, uyumsuzluk sorununu daha da ağırlaştırabilir ve hatta libidonuzu tamamen öldürebilir. Deneyimli bir uzmana başvurmanın vakti gelmiş demektir.

CİNSEL BİRLİKTELİK AZALIRSA: Partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız günlük hayatta ona karşı davranışlarınızda da kendini belli eder. Bir ilişkideki cinsel birlikteliklerin sayısı azaldıkça, bu durum çoğunlukla partnerler arası ilişkide sorunların baş göstermesine sebep olur. Uzun zamandır aynı evde kalan kankalar gibi yaşamaya başlamışsınız alarm sinyalleri çalıyor demektir.

CİNSELLİKLE İLGİLİ ÇEKİNCELER: Partnerinizle cinselliğe dair yeni bir şeyi deneme konusunda isteksizseniz, bu durum sonunda partnerinizin de heyecanının azalmasına sebep olur, ilişkiden kaçınmasına dahi yol açabilir. Bu, partnerler arası cinsel uyumsuzluğun ya da kimyaların uyuşmamasının çok basit bir göstergesi olabilir.

ÇEKİM YOKSA EREKTİL BOZUKLUK ORTAYA ÇIKAR: Erkeklerde görülen bu sorunun kökeninde genelde tıbbi bir sebep vardır ama tamamen duygusal bir sebep de erektil (sertleşme) bozukluğa neden olabilir. Partnerler arasında çekimin olmaması ve cinsel uyumsuzluk erkek partnerde erektil bozukluk olarak ortaya çıkabilir.

PARTNERİNİZ HAZIR VAZİYETE BEKLERKEN UYUMAYIN: Partnerlerden biri cinsel birliktelik için hazır vaziyette beklerken, diğer partner onun yanında uyumayı tercih ediyorsa ve bu durum çok sık yaşanıyorsa sıkıntı büyük olabilir. Bu durum, partnerler arası çeşitli sebeplere bağlı bir cinsel uyumsuzluktan kaynaklanıyor olabilir. Fakat, partnerlerden biri çok yorgun olduğu için böyle davranıyorsa, o zaman sabırlı olun ve ertesi günü bekleyin.

PARTNERİNİZİ AÇIN: Partneriniz sizinle cinsel konularda konuşamıyor ya da bu konuları konuştuğunda rahatsız oluyorsa, bu durum aranızda bir cinsel uyumsuzluk göstergesi olabilir. Çekingen mizaçta olmak, çok dindar ya da aşırı geleneksel bir aile tarafından büyütülmüş olmak gibi faktörler de bu durumun sebebi olabilir. O nedenle partnerinize biraz destek olun ve açılması için ona biraz zaman verin.

DAHA AZ CİNSEL İLİŞKİYE GİRİYORSANIZ: Cinsel uyumsuzluğun en önemli göstergesi artık ilişkinizde cinsel birlikteliğin hiç olmuyor oluşudur. Bu tehlike sinyalini ciddiye alın ve partnerinizle ilişkinizi düzeltmek için bu konu hakkında konuşun. Zira bu durum çok daha büyük sorunların da göstergesi olabilir. İşin içinden çıkamayacak gibiyseniz iyi bir uzman desteği size arzu ettiğiniz mutluluk için yol gösterici olacaktır.

CİNSEL UYUMSUZLUĞA HİPNOTERAPİ
Ülkemizde cinselliğin eğitimli bireyler arasında dahi tabu olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, sorun çok büyük dahi olsa genellikle "demek ki böyle oluyor" dercesine cinsel uyumsuzluğun normal gören, çaresinin olmadığını düşünen insanların olduğunu söylüyor.

Cinsel uyumsuzluğun hipnoterapi gibi hiçbir tıbbi işlem gerektirmeyen bir yöntemle artık bir sorun olmaktan çıktığını belirten ve bu konuda etkili çalışmalar yapan Psikolog Başkak, uyumsuzluk yaşayan çiftlerin hipnoterapi tekniğiyle mutlu bir uyum yakalayabildiğini vurguluyor.

Logo_4