Son Yazılar

Son Yazılar

İş Verimini Arttıracak 7 İpucu

- 29 Ocak 2017 Pazar No Comments
Yiyecekler doğrudan beyin algımızı ve iş performanısımızı etkilemektedir. Vücuda alınan besinler beyin için enerji üretmek ve gün boyu zinde kalmamız için glukoza dönüştürülmektedir. 

Vücudumuzda glukoz oranı düştüğünde dikkat ve odaklanma kapasitemiz de otomatik olarak azalmaktadır. Bu durum da iş kalitesini ve verimlilğini olumsuz etkilemektedir.

İş Verimini Arttıracak İpuçları
Yiyecekler doğrudan beyin algımızı ve iş performanısımızı etkilemektedir. Vücuda alınan besinler beyin için enerji üretmek ve gün boyu zinde kalmamız için glukoza dönüştürülmektedir. Vücudumuzda glukoz oranı düştüğünde dikkat ve odaklanma kapasitemiz de otomatik olarak azalmaktadır. Bu durum da iş kalitesini ve verimlilğini olumsuz etkilemektedir.

Vücudumuza aldığımız her besin aynı oranda ve hızda sindirilmemektedir. Örneğin; makarna , tahıllı krakerler, ekmek ve ürünleri glisemik indeks yükü fazla besinlerdir. Yani kan şekerini çabuk yükseltirler ve metabolizmaya etkisi hızlıdır. Yağ içeriği yüksek besinler ise daha uzun sürede kan şekerini yükseltirler fakat sindirim sisteminin daha çok çalışmasına ve yorulmasına sebep olurlar.
Öğle paydosunda çalışanlar vakitten tasarruf sağlamak adına ve daha uygun fiyatlı oldukları için fast food ürünleri sıklıkla tercih edebilmektedirler. Peki ne yapmalı ?

1. Kahvaltıyı Sağlam Yapın
Doğru hazırlanmış kahvaltı işyerinde verimliliği arttırmada önemlidir. Güne kahvaltısız başlamak enerji kaybına, poğaça,simit ile geçiştirilen kahvaltılar ise hem gereksiz yağ alımına hem de gün içinde daha çok acıkmanıza sebep olmaktadır. Yumurta, peynir, domates,salatalık ve tam buğday ekmeğinden oluşan bir kahvaltıyla güne başlamak iş verimliliğini ve kapasitenizi arttırmada yardımcı olacaktır.

2. Öğle Arası Öncesinde Menüyü Planlayın
Acıkmadan önce ne yiyeceğinize karar vermek , kısa sürede açken vereceğiniz hatalı alternatiften sizi koruyacaktır. Araştırmalara göre tok iken kişi tuza, yağlı yiyeceklere ve yüksek kalori içerikli besinlere açlık haline göre daha karşı koyabilmektedir.

3. Öğle Yemeğinizi Zenginleştirin
Öğle yemeklerini iş yerinde yiyorsanız besin seçimlerine dikkat etmeniz önemlidir. Mümkün olduğunca tabağınızın yarısını sebze yemekleri veya salata, geri kalan kısmın yarısını tam tahıllar, diğer yarısını da az yağlı et, balık veya kurubaklagillerle çeşitlendirerek hazırlayın. Ek olarak yoğurt, ayran, cacık gibi süt grubu besinleri de tercih etmeyi unutmayın. Öğle yemeklerinize 1 kase çorba ile başlamanız sadece menünüzü zenginleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda doygunluk gelişmesini sağlayarak öğün içinde fazla besin tüketiminizi engellemeye yardımcı olacaktır. Fakat çorbalarda unlu terbiye yapılmamış olmasına dikkat edin.

4. Kan Şekerine Dikkat
Kan Glukoz Seviyesinde gün içinde inişler ve çıkışlar; beyin aktivitesini ve verimliliği olumsuz etkilemektedir. Dikkatli porsiyonlarda, sağlıklı atıştırmalıklarla sık ve az yemek gün içinde glukoz seviyenizi belirli seviyede tutmada faydalı olmaktadır.

5. Masa başınızda Sağlıklı Atıştırmalıklar Bulundurun
Badem,ceviz gibi sağlıklı yağ içeren tohumlar, taze meyveler ara öğün ve kan şekeri kontrolünü sağlamak için iyi seçeneklerdir. Taze meyve, protein barlar yine alternatifler arasında yer almaktadır. Araştırmalara göre gün içinde ara öğün olarak sebze- meyve tüketimi sadece vücuda ve metabolizmaya değil, beyin sağlığı ve odaklanmaya da olumlu etki sağlamaktadır. Gün içinde tükettiğimiz yiyeceklerin vücudumuza etkisinin incelendiği bir araştırmaya göre; günlük beslenmede sebze ve meyveye (6-7 porsiyon) yer vermek kişinin kendini daha motive, mutlu hissetmesine ve yaratıcılık kapasitesini arttırmaya yardımcıdır.

6. Hareketsiz Kalmayın
Oturarak masa başı iş yapan kişilerde kabızlık şikayetleri sıklıkla görülür. Bu sebeple mümkünse arada bir kalkıp yerinizi değiştirin. Sürekli oturmak metabolizma hızınızı inaktif hale getirmektedir. Uzaktaki tuvaleti kullanmak, iş arkadaşınızı aramak yerine, yanına gitmek, kahve ve suyunuzu söylemek yerine gidip almak ve ara ara esneme hareketleri yapmak hem fiziksel aktivitenizi artıracak hem de uzun süre oturarak çalışmaktan kaynaklanan sağlık problemlerinin azalmasını sağlayacaktır

7. Suyu Unutmayın
Su içmek metabolizmanızı canlı tutmaya ve gün içinde toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayacaktır. Su içmeyi unutuyorsanız masanızda mutlaka bir şişe su bulundurun. Ayrıca, şekersiz ve sütsüz tükettiğinizde enerji içermeyen kahve, siyah çay, yeşil çay veya ıhlamur, adaçayı, papatya gibi bitki çaylarını tercih edin. Kahve, aynı zamanda işlerinize daha kolay bir şekilde odaklanmanıza da yardımcı olacaktır. Fakat çay kahve tüketimi de vücut suyunun kaybedilmesine ve çarpıntıya sebebiyet verdiğinden aşırı tüketiminden uzak durun.

Erkeklerin estetik kılavuzu

- No Comments
Estetik cerrahi ve medikal uygulamalar sadece kadınların tekelindeymiş ve çoğunlukla kadınlar bu uygulamalardan yardım alıyormuş gibi gözükse de, son yıllarda değişim yaşanıyor. Artık erkekler de bakımlarına ve estetik duruşlarına son derece önem veriyorlar

Ülkemizde erkeklerin estetik cerrahiye artan taleplerini ve en fazla hangi prosedürü talep ettiklerini Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur anlattı:

" Ülkemizde erkeklerin estetiğe ilgisi hızlı bir şekilde artıyor. Sağlık turizmi ile gelen yabancı erkeklerin sayısı da aynı ölçüde artış gösteriyor. Bunun en büyük nedeni bana göre kadınlar. Çünkü kadınlar artık son derece bakımlı, estetik duruşlarından kesinlikle taviz vermiyorlar. Kadınlar hem eşlerini teşvik ediyor, hem de erkekler bu denli bakımlı eşlerinin yanında kendilerini de iyi hissetmek istiyorlar. İkinci neden ise, tabii ki iş hayatı… Artık herkes eğitimli, herkes kalifiye, bir üst levela geçebilmek iyi görüntüyle doğru orantılı. İş dünyası taze, dinamik, genç ve fit bir çalışan veya patron görmek istiyor. Erkek hastalarımızın mesleklerine bakarsak, mali müşavirlerden, avukatlara, emlakçılardan profesyonel sporculara kadar geniş bir yelpazede bizden yardım alan bireyler olduğunu görüyoruz.

Kliniklerimizde sadece erkek hastalarımız için tasarlanmış, geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz. Bunların içinde cerrahi yaklaşımlar, lazer ve ışık tedavileri, saç ekimi, cilt gençleştirme tedavileri gibi pek çok seçenek bulunuyor. Erkeklere en fazla uyguladığımız operasyonlara bakacak olursak, birinci sırada saç ekimini görüyoruz. Karın kası estetiği veya vücut şekillendirme operasyonları, jinekomasti, liposuction, erkek cinsel organ estetiği(penis büyütme), göz çevresi estetiği gibi uygulamalar yine en fazla talep edilen prosedürlerdir.

Erkeklerde meme büyüklüğü-jinekomasti

Jinekomasti ameliyatları, erkeklerde meme dokusunun büyümesiyle oluşan estetik sorunun çözümlenmesine fayda sağlayan operasyonlardır. Gelişen teknolojiyle birlikte artık son derece konforlu jinekomasti operasyonları yapabiliyoruz. Kendi geliştirdiği teknikle kesi yapılmadan, sadece mikro deliklerle yağlı dokuya ulaşıyoruz. Yağ dokusunu çözen bu yöntem ayrıca işlemi yaparken de kesinlikle sinirlere ya da damarlara zarar vermiyor. Bu şekilde işlem tamamlandıktan sonra minimal şişlik ya da morlukla karşılaşılır ve ya hiç gözlemlenmez.

Organik Saç ekimi- kök hücrenin avantajları

Organik Saç ekimi yurt dışından gelen erkek hastalarımızın da en fazla tercih ettiği uygulamalar arasında yer alıyor. Estetik International laboratuvarlarında yaklaşık 2 senelik bir Arge çalışmasının ürünü olarak, saç ekiminin değer taşı kıl köklerinin, tamamına yakınının sağlıklı bir şekilde çıkmasını sağlayan bir tekniktir. Hastanın bölgesel yağı alınır, kök hücreden zengin hale getirildikten sonra saçsız deriye yani kel alana enjekte edilir. Bunun sonrasında saç ekimi prosedürü gerçekleştirilir. Kök hücre tüm avantajlarını bu alanda gösterir ve saçların tamamına yakını yeni nakledildiği alanda tutunur, iyileşme süresi kısalır ve daha dolgun, gür saçlar ve doğal bir görüntü elde edilir.

Karın kası estetiği ile fit bir görünüm

Üzerinde yağlanma olsa da, herkesin karın bölgesinde kasları var sadece yağ tabakası görünmelerini engelliyor ve ayrıca çalışılmamışsa belirgin değiller. Karın kası estetiğinde, liposculpture tekniğini kullanarak, kasların kıvrım yerlerine uygulama yapıyor ve bu alandaki yağları inceltiyoruz. Bu şekilde kasların kıvrım yerleri incelince kaslar belirgin hale geliyor ve baklava dilimi olarak tabir edilen görüntüye kavuşuyor. Eğer yağlanma fazla ise, karnın tamamından yağ alımı yapılıp, sonrasında yine kıvrım yerlerine bir heykeltıraş gibi şekil veriyoruz. Uygulama son derece etkili ve pratik. Ülkemiz ve İngiltere başta olmak üzere tüm Avrupa'dan gelen sınır ötesi hastalar da son zamanlarda karın kası estetiğini çok fazla tercih ediyorlar.

Yüz Kalorinin Altında Lezzetli Atıştırma

- No Comments
Hepimiz gün içerisinde veya akşam evde vakit geçirirken atıştırmak için bir şeyler arıyoruz. Eğer doğru atıştırmalığı bulamazsak vay halimize. Yüksek kalorili atıştırmalıklar yüzünden her sene giderek daha da ağırlaşmaya başlıyoruz. 


Sağlıklı ara öğünler kişinin vücut ağırlığı ve sağlık durumuna göre 100-250 kalori arasında değişebilir. Ancak ara öğün hakkımızda dolduğunda hala atıştırmak istiyorsak sağlığımız ve kilomuz açısından en mantıklısı en düşük kalorili olanlara yönelmek.

İşte Diyetisyen & Yaşam Koçu Gizem Şeber'in önerdiği 100 kalorinin altında 10 lezzetli atıştırmalık.

TARÇINLI ELMA

Özellikle tatlı krizi geldiğinde atlatmanın en keyifli yollarından biridir. Bir büyük boy kırmızı elmayı soyun, ortadan ikiye bölüp, yarısını rendenin iri tarafı ile rendeleyin. Bir tavada elmaları tarçın ile çevirin. Pişen elmaların üzerine 1 yemek kaşığı yarım yağlı yoğurt veya dondurma ilave edin.

DONDURULMUŞ MUZ

İri bir muzu soyun ve yağlı kâğıdın üzerinde donana kadar dondurucuda bekletin. Çıkarınca rende Hindistan cevizi serpiştirin.

DONDURULMUŞ ÜZÜM

On beş iri üzümü yıkayın, buzlukta dondurun. Tahmin etmediğiniz kadar lezzetli ve doyurucu olacak.

SALATALIK SMOOTHİE

Bir adet yeşil elmayı ve istediğiniz kadar salatalığı birkaç buz ile birlikte blenderdan geçirin. Hem sağlıklı, hem de lezzetli. Üstelik 60 kalorinin altında.

MARUL DÜRÜM

İki adet marul yaprağına birer dilim hindi füme ve domates dilimleri koyarak sarın.

YOĞURTLU KRAKER

Tuzlu sade krakerin üzerine 1 yemek kaşığı süzme yoğurt sürün. Hem doyurucu hem leziz, üstelik sadece 56 kalori.

OTLU OMLET

Bir adet yumurtayı çentilmiş dereotu ve maydanoz ile karıştırıp, baharat ve tuz ilave edin ve yağsız tavada pişirin. Atıştırmalık olarak protein tercih etmek metabolizmanızı hızlandırır.

BİTTER ÇİKOLATA

Ortalama 4 tablet bitter çikolatayı bir kupa kahve ile tüketip keyfinize keyif katabilirsiniz. Ayrıca kakaonun kalp sağlığı açısından önemli olduğu bilimsel çalışmalarca kanıtlanmış durumda.

SEBZE SOTE

Sarı, kırmızı ve yeşilbiberleri ince ince doğrayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağında baharatlar ile soteleyin. 1 yemek kaşığı yoğurdu çırpıp üzerine sos olarak gezdirin. C vitamini açısından zengin bir atıştırmalık tüketmiş olun.

ÇİĞ SEBZELER VE YOĞURT DİP SOS

İki yemek kaşığı yoğurdu nane ile çırpın. Salatalıkları, yeşil ve kırmızıbiberleri yıkayın, uzunlamasına doğrayın. Hem lif hem de kalsiyum içeren düşük kalorili bir atıştırmalık.

Tansiyonunu Kendin Ölçmelisin

- No Comments
Pek çok kişinin kan basıncının yüksek olduğunun farkında olmadığı hipertansiyon hastalığı ülkemizde 15 milyon kişinin yaşamını etkiliyor. Yani hipertansiyonu olan her 2 kişiden biri hastalığının farkında değil. 

Yüksek tansiyonu kontrol altına almak için önce farkına varmak gerektiğini söyleyen Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat "Kan basıncının kontrol altına alınabilmesi için kan basıncının kaç olduğu bilinmelidir. Evinizde tansiyon aleti yoksa bir komşu ziyaretinde tanıdıklarınız tansiyon ölçüyorsa bir yakınmanız yoksa bile tansiyonunuzu ölçtürmenizde yarar vardır. Önemli olan tansiyonunuzu başkasının değil kendinizin ölçmesidir. Böyle daha doğru bir sonuç olacaktır. Evde kan basıncı takibinin sağlıklı olabilmesi için şu koşulların sağlanması gerekir: Doğru ölçen ve güvenilir bir alete sahip olmak. Kan basıncını yöntemine uygun ölçmek. Ölçüm değerlerini kaydetmek" diyor. Tansiyonu bir başkasının değil hastanın kendisinin ölçmesinin çok daha doğru sonuç vereceğini söyleyen Prof. Dr Tekin Akpolat hipertansiyonla ilgili merak edilenleri anlattı.

Hipertansiyon tedavi edilebilir bir hastalıktır
Hipertansiyon hastaları evde kendi kendine kimsenin yardımına ihtiyacı olmadan kan basıncını ölçebilir. Evde yapılan kan basıncı takibi sayesinde hastanın kan basıncının kontrol altına alınması kolaylaşır. Hipertansiyon tedavisinde son 10-15 yıldaki en önemli gelişme hastaların doğru ölçen ve fiyatı makul bir kan basıncı ölçüm aletine kolaylıkla sahip olabilmeleridir.

Peki ideal kan basıncı ölçüm sıklığı nedir?
Doğru ölçmenin yanı sıra kan basıncının hangi sıklıkta ölçülmesi gerektiğinin bilinmesi de önemlidir. Sık ölçersek hem kendimizi hem de etrafımızdakileri bunaltır, gereksiz strese neden oluruz. Az ölçersek kan basıncımızın kontrol altında olup olmadığından emin olamayız. Kan basıncı ölçme sıklığını belli kurallara bağlamak pratik olmayabilir. Amaç doktora fikir verecek ve hastada gerginlik yaratmayacak sayı ve sıklık olmalıdır. Kan basıncı her hastada farklıdır. Hatta aynı hastada bile zaman zaman değişkenlik gösterebilir. Evde kan basıncı takibinde amaç kan basıncını kontrol altında tutmaktır. Evde hedef kan basıncı büyük tansiyon için 135, küçük tansiyon için 85 mmHg'nın altıdır (Bir sağlık merkezinde yapılan ölçümlerde hedef kan basıncı 140/90 mmHg'nın altıdır). Burada bahsedilen tek ölçümde/her ölçümde 135/85 değildir, çok sayıda ölçümün ortalamasıdır.

Önemli olan genel seyri
Kan basıncı bir kere yüksek ölçüldü diye tedavi değişikliğine, paniklemeye gerek yoktur önemli olan kan basıncının genel seyridir. Kan basıncı ölçme sıklığınız ortalama kan basıncı değerine bağlıdır. Kan basıncınız kontrol altında ise az, tedaviniz düzenleniyorsa sık ölçüm yapmak gerekir. Kan basıncınız kontrol altında olsa bile kan basıncınızı ölçmeyi bırakmamalısınız. Kontrolde olan kan basıncınız yükselmeye başlarsa daha sık kan basıncı ölçmeniz gerekir. Doktora gitmeden önce çok sayıda ölçüm yapmak (1-2 gün bile olsa) yararlı olabilir. Belirtisi olmayan birçok hasta "Benim şikayetim yok" diyerek kan basıncını ölçtürmez. Halbuki tedaviden en çok yarar görecekler erken tanı alanlardır. Bu hastalarda hipertansiyona bağlı hasar oluşmamış veya hafiftir, hasar olmuşsa bile geri döndürülebilir.

Su içerek soğuğa meydan okuyun

- 26 Ocak 2017 Perşembe No Comments
Su içmenin önemi yaz aylarında daha çok gündeme gelse de kış aylarında da yeterli miktarda su tüketmek büyük önem taşıyor. 

Kış aylarında su içmenin önemini anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Köprülü, "Kışın, soğuk havalarda vücut ısı kaybını engellemek için damarların çapını daraltır. Bunun sonucunda da derin dokulardan deri yüzeyine olan kan akışı azalır; dolayısıyla vücut daha çok üşür.

Yeterli miktarda su içilmediğinde kan dolaşımını daha da yavaşlar" diyor. Su içmenin vücut ısısını dengelemede kritik bir rol oynadığını dile getiren Köprülü, az miktarda içilen suyun vücut ısısını düşürdüğünü söylüyor.

Sağlıklı bir yaşam için yeterli miktarda su içmek vücudun tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için hayati önem taşıyor. Vücudun %60'ının su olduğu da göz önüne alındığında su gerçekten tüketilmesi gereken elzem bir içecek. Yaz sıcaklarında bol miktarda tüketilen suyun kışın da aynı özenle tüketilmesi gerekiyor.

Her gün düzenli tüketilen suyun bağışık sistemini kuvvetlendirdiğini ve böylece hastalıklardan korunmaya yardımcı olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Köprülü, "Su içmek, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarını, gribal enfeksiyonları ve idrar yolu enfeksiyonlarını önleyici etki gösterir. Bir nevi doğal ilaç da diyebiliriz su için. Yeterli miktarda su içilmediğinde özellikle karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalar görülebilir; bu da kişiyi uzun vadede ciddi hastalıklarla baş etmek zorunda bırakabilir. Bunlarla birlikte, özellikle mevsim geçiş dönemlerinde vücut daha yorgun düşer ve bağışıklık daha kolay zayıflar. Bunu engellemek ve günlük enerjinizi yüksek tutmak için mutlaka su tüketmeniz gerekir" diyor.

Su zehirlenmesine dikkat
Fazla terlemediğimiz için kış aylarında su içmek çoğu zaman aklımıza gelmez; ancak vücut yaz-kış hiç fark etmeksizin aynı oranda suya ihtiyaç duyar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Köprülü, "Çok fazla hareket edilip terlenmeyen normal bir günde minimum 8-10 bardak kadar su tüketmelidir. Bu oran aslında kişiden kişiye değişim gösterir ancak ortalama olarak baktığımızda günde 2-3 litre kadar su tüketmek bireylerin genel sağlığı için elzemdir. Dikkat edilmesi gereken bir konu ise su zehirlenmesidir.

Günde 5 litreden fazla su tüketmek ve buna uygun oranda idrara çıkmamak vücutta su zehirlenmesine sebep olur. Aşırı su tüketimi ve idrara çıkmamak vücudun tuz konsantrasyonun bozulmasına yol açarken bu da ciddi boyutlarda karaciğere ve böbreklere zarar verir" diyor. Köprülü, su zehirlenmesinin vücudu ölüme kadar götürebilecek bir durum olduğunu ve içilen suyun miktarının da aşırıya kaçmamasına özen göstermek gerektiğini vurguluyor.

Dengeli su tüketimi nemlendiricilerden daha etkili
Kış aylarında havaların soğuması ile beraber iç mekanlardaki hava, klima veya diğer ısıtıcılarla daha sıcak hale geldiği için vücut ısısında değişimler oluyor. Ece Köprülü, "Soğuk havalarda aniden sıcak bir alana girildiğinde cilt, nemini kaybeder. Bu durum kurumalara ve hatta aşırı kuruma sonucu çatlaklıklara bile yol açabilir. Bu sebeple yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da su tüketimine önem vermek gerekir. Yeterli su içmeyen kişilerde cildin nem dengesi bozulduğu için cilt daha çabuk kırışır, bu da kişinin daha yaşlı görünmesine sebep olur. Su içmek cilt güzelliği için de vazgeçilmezdir. Yaşlandıkça ve dış etmenlerle karşılaştıkça cilt zamanla yıpranmaya uğrar, esnekliğini kaybeder ve incelir; bu da gayet normaldir. Ancak cildi kozmetik malzemelerle korumadan önce onu daha sağlıklı hale getirmek için su tüketimine önem vermek gerekir.

Sağlıksız görünen bir cilt, nemini kaybetmiş ve matlaşmış bir cilttir. Böyle olan cilt kesinlikle daha çabuk kırışır ve daha yaşlı durur. Bu nedenle tek başına kozmetik malzemelere güvenip, cildimizi tonlarca kimyasala maruz bırakmak yerine, önce günlük su tüketimimizi düzenlemeye özen göstermeliyiz" diyor.

Kış depresyonu sizi eve kapatmasın

- No Comments
Bugünlerde uykusuzluk yaşıyor, kendinizi çok yorgun ve mutsuz hissediyorsanız, iştahınız artma eğilimde ise dikkat edin. Çünkü kış depresyonunu yakalanmış olabilirsiniz. 

Liv HOSPITAL Uzman Klinik Psikolog İrem Can Esenkaya kış depresyonunu ve korunma yöntemlerini anlattı.

Kış karamsarlığı nedir? Kış mevsimi nasıl bir etki yapıyor?
Kış karamsarlığı, sonbaharda başlayıp kış aylarında devam eden ve her sene aynı zamanlarda görülen bir depresif duygu durumudur. Bu duruma kış depresyonu denilmesinin sebebi hep aynı mevsimde tekrar etmesidir. Kış depresyonunda, kişi olumlu olaylar yaşadığı halde kendini depresif hissedebilir. Kış mevsiminin insanlar üzerinde belirli etkileri vardır. Bu etkilerin nedeni azalan güneş ışınlarıdır. Güneş ışınları azalınca kişinin biyolojik saati bozulabilir, duygu durumunu etkileyen hormon olan serotonin (mutluluk hormonu) azalır ve uykuyu etkileyen hormon olan melatonin seviyeleri artar. Bu bozulmalar mevsimsel depresyona zemin hazırlayan en önemli unsurlardır.

Kış depresyonu belirtileri nelerdir?
Mutsuz hissetme, umutsuzluk, kaygılı olma, enerji düşüklüğü, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, sosyal hayattan geri çekilerek içine kapanma, fazla uyuma, zevk veren aktivitelerin zevk vermemesi ve özellikle karbonhidrat tüketimi isteğinde artış olarak görülen iştah değişiklikleri olarak sıralanabilir. Bu belirtiler sonucunda hem kişi konsantrasyon bozukluğu yaşamaya hem de sosyallik azaldığı için gelen hareketsizlik ve yemek yemede artış ile kilo almaya başlar.

Risk faktörleri nelerdir?
Kadın olmak, ekvatordan uzak bölgelerde oturmak- ki biz Türkiye’de yaşadığımız için şanslıyız, ailede mevsimsel depresyon bozukluğu olması ve halihazırda klinik düzeyde depresyon veya bipolar hastası olmak risk faktörleri arasındadır.

Kış depresyonunu nasıl teşhis ediyorsunuz?
Öncelikle kişinin depresyon mu, bipolarite mi, kış depresyonu mu yaşadığının ayırıcı tanısını yapmak gerekir. Mutsuz hissetme, umutsuzluk, kaygılı olma, enerji düşüklüğü., fazla uyuma gibi belirtiler kişinin hayatını ve fonksiyonelliğini olumsuz etkileme aşamasına geldiyse ve belirtilerle başa çıkmakta zorlanıyorsa kış depresyonu geçiriyor olabilir. Böyle bir durumda kişinin bir ruh sağlığı uzmanına başvurması önemlidir.

Ciddiye alınmalı mı?
Kesinlikle. Çünkü araştırmalar bir kere depresyona giren insanların tekrar depresyona girme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Buradan hareketle ne kadar erken zamanda bu belirtiler ile başa çıkmak için yardım alınırsa kişinin hayat kalitesi o kadar artar. Kış depresyonu tedavi edilmediği zaman intihar düşüncelerine, sosyal geri çekilmeye, iş veya okul yaşamında problemlere ve alkol kullanımına sebep olduğu biliniyor.

Kış karamsarlığından kurtulmanın yolları
• Erken yatın, erken kalkın: Erken yatıp erken kalkarak güneş ışığından olabildiğince uzun faydalanmaya çalışın.
• Uyumadan birkaç saat önce yemek yemeyi, elektronik aletlerle ilgilenmeyi bırakın.
• Uyumadan önce ılık bir duş almak uykuyu daha verimli kılmaya yardımcı olur.
• Egzersiz yapın: Egzersiz yapmak mutluluk hormonu olan serotonin salgılanmasına yardımcı olur. Günde sadece 30 dakika dahi ruh halimize yukarı çekmek için yeterli olacaktır. Bu kadar zaman bile ayırmayacağından yakınanlar ise işyerinin merdivenlerini kullanmak, markete, kuru temizleyiciye, yakındaki iş toplantılarına yürüyerek gitmek gibi günlük aktivitelerle, kendilerini aktif tutabilir.
• Şekerli gıdalardan, karbonhidratlardan uzak durun: Birçoğumuzun yaptığı yanlışlardan biri de şekerli ya da karbonhidratlı gıdalar yiyerek mutlu olmaya çalışmaktır. Bu gıdalar bir süre için bizi mutlu etse bile, kısa bir süre sonra şekeri düşürüp daha yoğun bir mutsuzluk hissine sebep olurlar. Daha yoğun mutsuzluk hisseden kişi ise daha çok şekerli gıda tüketerek kendini bir kısır döngüye sokar ki bu da en nihayetinde kilo aldırır, pişmanlık hissi getirir ve yaz ayları başladığında kişiyi kilolu olma gibi bir sorunla karşı karşıya bırakır.
• Ayrıca uzmanlar eşliğinde ışık tedavisi, psikoterapi ve ilaç tedavisi önerilen durumlar da olabilir.

Sağlığınıza Dost Sevgililer Günü Sofraları

- No Comments
Sevdiğinizle birlikte daha uzun ve sağlıklı yılları birlikte geçirmek için, sağlıklı sofralar hazırlayarak ona sevginizi en güzel şekilde gösterebilir, ailenize ya da sevdiklerinize en güzel Sevgililer Günü hediyesini verebilirsiniz.

Dünyada ve ülkemizde, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde mum ışığında baş başa geçirilen romantik bir yemek; sevgililer gününe özel alınmış hediyeler ve kalp şeklinde pastalar masaları süsleyecek. O gün seçilen yiyeceklere dikkat edilmediği takdirde sindirim sisteminde yaşanacak sorunlarla ilgili uyaran uzmanlar, sevdiğinizle birlikte uzun ve sağlıklı yılları birlikte geçirebilmek için, o gece dahi dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.

Her zamanki beslenme planına paralel olarak, çok karışık besinlerin bir arada olmadığı menülerin tercih edilmemesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, porsiyonların da çok büyük olmamasına özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.

O güne özel sağlıklı beslenme önerileri
Sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömrün sırrının dengeli beslenme ve fiziksel aktiviteden geçtiğini söyleyen uzmanların o gece için beslenme tavsiyeleri şu şekilde,

"Sevgililer Günü'ne özel hazırladığınız sofranızdaki besinlerin hazırlanması ve pişirilmesinde fazla yağ kullanımını gerektirmeyen yöntemleri (haşlama, ızgara, fırında pişirme vb.) tercih edin. Kızartma yönteminden sakının. Besinleri hazırlarken ve pişirirken tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, hidrojene yağlar yerine önerilen düzeylerde bitkisel sıvı yağ, zeytinyağı, yumuşak margarin kullanın.

Yemeklere yağı yakmadan ekleyin. Yağ ve şeker içeriği yüksek olan pasta, kek, kurabiye, unlu, çikolatalı, kremalı tatlılar, hamur işi, börek gibi besinleri mümkün olduğunca tüketmeyin. Etler zaten yağ içerdiklerinden etle pişirilen yemeklere kesinlikle yağ koymayın. Yağlı et ve et ürünlerini, kümes hayvanlarının derisini tüketmeyin. Özellikle kırmızı et yerine yağı az ve çoğunlukla doymamış yağ içeren derisiz tavuk, hindi ve av hayvanlarının etlerini ve her türlü balık eti tüketin. Yapılan çalışmalarda kırmızı ete kıyasla tavuk ve balık eti tüketiminin koroner kalp hastalıkları riskini önemli derecede azalttığı gösterilmiştir, unutmayın. Tam yağlı süt ve süt ürünleri yerine yağı azaltılmış veya yağsız süt ve süt ürünlerini tüketin. Beyaz ekmek yerine tam buğday, kepekli, çavdar ekmeği tercih edin. Sofranızda çiğ yenen narenciye, domates ve yeşillikler olmak üzere taze sebze ve meyveye bolca yer verin."

"Özellikle tavuk eti, sağlıklı beslenme için tüketilmesi gereken başlıca protein kaynaklarından bir tanesidir. O geceye özel menünüzde et olarak tavuk eti tercih etmeye özen gösterin. Tavuk etinin sindirilebilirliği % 91-100'dür. Bu nedenle tavuk etinin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Diğer etlere kıyasla daha az yağlıdır ve bu nedenle de enerji değerleri diğer etlere kıyasla daha düşüktür. Tavuk etinin doymuş yağ ve kolesterol içeriği de daha azdır. Tavuk eti vitamin B2 (riboflavin), niasin, vitamin B6 ve vitamin B12 bakımından da zengin besinler arasında sayılırlar. Yüksek düzeyde biyolojik değere sahip olan tavuk eti, bütün bu özellikleri nedeniyle; obezite, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok sağlık sorununun tıbbi beslenme tedavisinde yer alabilir."

Sağlıklı beslenerek hem kendi kalbinizi hem de sevdiklerinizin kalbini koruyun
Sevgililer Günü'nde sevdiklerine lezzetli ve sağlıklı sofralar kurmak isteyenlere özel 'Sebzeli Tavuk' tarifini o özel gece için derledik.

SEBZELİ TAVUK
● 400 gr tavuk göğüs eti
● 1 tutam roka
● 1 adet sivri biber
● 1 adet kırmızıbiber
● 1 küçük soğan
● 1 yemek kaşığı zeytinyağı
Sos için:
● 1 yemek kaşığı kapari
● 4 adet çeri domates
● 1 yemek kaşığı haşlanmış mısır
● 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
● 1 adet yeşil limon

Tavuğu iki parçaya bölerek üzerine zeytinyağı, tuz, karabiber ekleyerek marine edin. Sonrasında ızgarada önlü arkalı 10 dakika pişirin. Tavuklar pişerken bir tavada kırmızı biber, yeşil biber ve soğanı bir kaşık zeytinyağında soteleyin. Diğer yandan, başka bir kabın içinde kapari, domates, mısır ve soğanı küçük parçalar halinde doğrayıp, limon suyunu da ekleyip karıştırın. Sotelenen sebzelerin yarısını tabağın ortasına koyun, üzerine ızgara somonu ekleyin. Son olarak da hazırlamış olduğunuz sostan bir kaşık döküp servise hazır hale getirin.

Tek seansta yağ hücrelerini yok edin!

- No Comments

Tek seansta yağ hücrelerini yok eden Ultra Ice Lipo teknolojisi Türkiye’ye geldi. Kilolarınızdan kurtulmanın yolu artık yağları önce ısıtıp sonra eksi 10 dereceye düşüren vücudu şaşırtan tedavi yönteminden geçiyor.

Tek seansta göbek eriten, incelten ve de yağ hücrelerini ameliyatsız olarak yok eden bu yöntem Avrupa ve Amerika’da film öncesi Hollywood yıldızlarına uygulanıyor. Oyuncuların elbiselere bir an önce girmesi için avantaj sağlıyor.

Fazla kilolarınızdan kurtulmanın yolu artık yağları önce ısıtıp sonra eksi 10 dereceye düşüren vücudu şaşırtan tedavi yönteminden geçiyor. Göbek, basen, bacak içi, sırt bel çevresi bölgesine uygulanan bu yöntem yağ hücrelerinin önce ısıtılıp sonra eksi 10 dereceye kadar getirilerek vücut tarafından bloke edilmesini sağlıyor. Vücut, işlem sırasında dondurulan yağları yok sayarak dolaşım sistemi ile atıyor.

1 Saatte Zayıflayın
Diyet yapılarak ya da sporla verilemeyen yerleşmiş bölgesel yağları hedef alan Ultra Ice Lipo, İtalya Ferere üniversitesinde Dr. Fabrizio ve ekibi tarafından yüzlerce hastaya uygulanmış sonra Amerika ve Brezilya’da Dr. Kostas tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Mucizevi yöntemi Türkiye’ye getiren, Estetik Uzmanı ve Türkiye’nin ilk Güzellik Koçu Meltem Şarkışlalı, “Yağ aldırma operasyonlarına alternatif olan bu yöntem; önce ısıtma, sonra soğutma ile vücudu şaşırtıp, yağ hücrelerini tek seansta yok ederek vücuttan süreç içinde atılımını sağlıyor. Acısız,, ağrısız ve ameliyatsız olarak uygulanan yöntem ortalama 1 ya da 2 saat sürüyor” şeklinde konuştu.

Yan Etkisi Olmadan Uygulanan Bir Yöntem
Yan etkisi olmayan ve doktor kontrolünde uygulanan yöntem, kalp, diabet ve tiroit hastalarında da başarılı sonuçlar veriyor. Yağ aldırma işlemi olmadan tek seansta yapılan uygulama sonrası hastalar şikâyetçi oldukları bölgedeki yağlardan kurtuluyor. Kişinin yaş, kilo ve durumuna göre uygulanan bu yöntem sonrası kişiler normal hayatına hemen dönebilmekte acı ve ağrı duymamaktadır.

Logo_4